Feeds:
Yazılar
Yorumlar

Archive for 23 Eyl 2011

Amerika Birleşik Devletleri 57. Başkanlık Seçimleri 6 Kasım 2012 tarihinde düzenlenecek. Kesinleşmiş Başkan ve Başkan Yardımcısı atamalarının 17 Kasım 2012’de yapılacağı seçimler öncesi ABD’de seçim kampanyaları hız kazanmaya başladı. Bilmeyenler için belirtmek isterim ABD’de seçim kampanyaları başka hiç bir ülkeye benzemez. Doğrudan seçimin olmadığı ülkede vatandaşlar kendileri adına oy kullanacak delegeleri belirler ve delegeler de başkanı belirler.Bu açıdan seçim kampanyalarında birebir başkan adayları arası rekabetin zirve yaptığı ülke olarak ele alınır. Ancak seçim sürecinden önce genel ABD siyasi haritasına bir bakalım isterseniz.

ABD’de siyasi partiler denince akla genelde sadece Cumhuriyetçi Parti ve Demokrat Parti gelmesine karşın ABD siyasi perspektifi oldukça geniştir. Partiler temelde ulusal, bölgesel ve eyalet içi partiler olmak üzere 3 ana formdadır. Kongre ve senato seçimlerinde zaman zaman ufak partiler ufak tefek sürprizler yapsa da ülkenin en önemli güçleri yukarıda belirttiğimiz 2 ana akımdır. Ulusal çaptaki 50 siyasi parti arasında bu iki parti Kongre’nin tamamını, Senato’da ise 1 vekil hariç bütün temsilcileri barındırırlar. Hal böyle olunca seçimde en önemli adaylar bu iki parti çatısı altından çıkan adaylar olmuşlardır. ABD’nin temel 2 siyasi hareketinde genellikle mevcut başkan ilk dönemindeyse ön seçim heyecanı muhalefetteki partide yaşanır. Bu yıl da gelenek bozulmadı ve Obama’nın temsil ettiği Demokratlardan aylar önce Cumhuriyetçilerde seçim heyecanı başladı. Şimdi isterseniz bu seçim heyecanının sebepleri ve detaylarını, öne çıkan adayı da analiz ederek aktaralım.

Cumhuriyetçi Parti ABD’nin en eski partisi olan Demokrat Parti’ye karşı dönemin köle ve kölelerin dolaşımı yasalarında ortaya çıkan anlaşmazlıklardan sonra çoğunlukla köleliğin serbest bırakılmasını isteyen Kuzeyliler tarafından 1854 yılında kuruldu. Güneyde pamuk tarlalarında çok düşük fiyatla çalıştırılan kölelerden faydalanmak isteyen kuzeylilerin ısrarı sonucu başını Texas ve diğer güneyli eyaletlerin çektiği bir grup eyaletin ABD’den ayrılmak istemesiyle ortaya çıkan iç savaşı bitiren ve ABD’nin 2. kurucusu olarak anılan Abraham Lincoln Cumhuriyetçilerin ilk başkanıdır. 1960 yılında seçilen Lincoln’ün başarısıyla uzun süre iç politikayı ellerinde tutan cumhuriyetçiler bu dönemde partinin savunduğu temel değerleri de oluşturmuşlardır. ABD merkez sağında yer alan partinin temel politikası “free labor, free land, free man” (Özgür işgücü, özgür toprak, özgür insan) şeklinde ifade edilmiştir. Cumhuriyetçiler zamanla kapitalizmin şiddetli savunucusu ve moral değerlere olan bağlılıklarıyla ABD muhafazakar partisi olmuşlardır. Bu partinin karşısında ise merkez solda tanımlanan ve daha ehlileştirilmiş bir kapitalizm, sosyal devlet gibi değerleri taşıyan ABD’nin en eski partisi olan Demokrat Parti yer alır. Cumhuriyetçi Parti 1980-2008 arası sadece Clinton döneminde muhalefette kaldıktan sonra özellikle 2. Bush döneminde kaybedilen popülarite ve 2007 ekonomik krizi sonrası 2008 seçimlerinde Obama’ya karşı %54’e karşı %46 oy oranıyla mağlup olmuşlardır. Ancak 2010 ve 2011’de yeniden bozulan bütçe, sosyal güvenlik düzenlemesine verilen tepkilerle Obama ve Demokrat Parti’ye karşı yeniden güçlenen Cumhuriyetçiler hali hazırda Senato’da 100 koltuktan 47’sini, Kongre’de 435 koltuktan 240’ını, 50 eyalet valiliğinden 29’unu elinde bulundurmaktadır. Yani Senato hariç tüm alanlarda rakibinin önündedir.

Ancak başkanlık seçimi farklıdır. Başkanlık seçiminde özellikle genelde toplumda % 25’i buldukları düşünülen kararsız ve bağımsızların oyları Cumhuriyetçilerin mi Demokratların mı kazanacağını belirler. 4 yıl önceki popülaritesi olmasa da Barrack Obama halen toplumda çok güçlü. Demokratların %84’ünün desteğini alan Obama çok büyük aksilik olmazsa parti içi seçim sürecinde fazla enerji harcamayacak ve 4 yıllık başkanlık döneminin muhasebesini genelde rakibi olacak Cumhuriyetçi adaya karşı verecek. İki adayın 4 kez canlı yayında karşı karşıya gelecek olması Obama’nın avantajına görünüyor. Ayrıca Obama olası parti içi seçimde minimum 8 canlı yayına katılacak rakibinin Cumhuriyetçi rakiplerinden aldığı eleştirileri de Cumhuriyetçilerin kendi kalelerine golleri olarak aktif olarak kullanacaktır. 4 yıllık yıpranma dönemi dezavantajlarına olan başkanların 2. dönem seçimleri öncesi en büyük avantajları genelde budur. Ve baba Bush hariç son 4 başkanın maksimum sınır olan 2 dönem üst üste başkanlık yapmış olmaları mevcut başkanların bu avantajlarını iyi kullandıklarını göstermektedir. Obama’nın azalan popülaritesi ise özellikle ekonomik krizden en çok etkilenen Latinler ve İsrail’le ilişkilerden memnun olmayan geleneksel demokrat partili Yahudi azınlıklarda görülmekte. Latinlerden 2008’de %67 oy alan Obama’nın desteği bugün %53 seviyesindedir. Yahudilerde %78 olan destek %60’a inmişken, o seçimde % 55 Cumhuriyetçi, % 45 Obama oyu kullanan beyazlardaki dağılım muhtemelen seçimin galibini belirleyecektir. İşte Cumhuriyetçilerin yeni başkan adayı kim olursa olsun bu dataya uygun bir aday belirlenecektir. Bu durumda Latin ve Yahudilerde oy kaybına uğrayan Obama’nın karşısına 2008 adayı McCain’e oranla daha sert, daha muhafazakar ve beyazların oylarından daha fazla alamasa bile mevcut oyu korumayı başaracak bir adayın çıkması sürpriz olmayacaktır. Yani yeri geldiğinde şiddete sadece sözlerinde değil davranışlarında da yer verecek, piyasalara devlet müdahalesini sınırlandıracak, belki dünyada küresel ilişkileri gerebilecek yeni bir Neocon aday garanti gibi duruyor.

Cumhuriyetçi Parti’nin mevcut adaylarını incelediğimde göze batan, yukarıda belirttiğim özelliklere uyan ve dahası kamuoyu yoklamalarında rakiplerinin önünde gözüken Teksas Valisi Rick Perry bana göre şu anda Obama’nın en büyük rakibidir. Peki bu Türkiye’de ismini bile çok az kişinin duyduğu, Google’a ismini yazdığınızda Ağustos tarihli bir videosu ve adaylık ilanı dışında hakkında Türkçe bilgi bulamayacağınız Rick Perry kim mi; onu da bir sonraki yazımda göreceksiniz…

Bilal ERTUĞRUL

23 Eylül 2011

13:45

Reklamlar

Read Full Post »