Feeds:
Yazılar
Yorumlar

Archive for 29 Eyl 2011

Geçen yazımda Türkiye’de 1950’lerden başlayan Küçük Amerika yolculuğunun hikayesine değinmiştim. Bugün sizlere aynı yıllarda kendi rotalarını belirleyip, o rotayı takip eden ülkelerin bugünkü durumlarını aktaracağım. 2. Dünya Savaşı sonucunda oluşan çift kutuplu sistemin tüm dünya için belki de en kötü sonucu ülkelerin dünya tarihinde belki de hiç olmadığı kadar bir taraf seçmeye zorlanmaları olmuştu. Okadar ki bir tarafa bağlı olmayan her ülkenin işgal edileceği tezi bu ülkelerin korkulu rüyası haline gelmişti.

İşte Türkiye bu dönemde tercihini batı yönünde yapıp Amerika olma hayalleri kurarken eski komşularımız olan Çin ve Hindistan kendilerine yeni yollar çiziyordu. İki ülkenin de o dönemdeki belki de en önemli avantajları güçlü toplumsal liderlere sahip olmalarıydı. Çin’de Mao, Hindistan’da ise Gandhi halklarına vaat edilmiş liderler gibi sahip çıkmış ve ülkelerinin bütünlüğünü sağlamışlardı. Aslında bu bizlere 1923 Türkiye’sini ve Mustafa Kemal Atatürk’ü hatırlatıyor. Bu iki liderde Atatürk’ten etkilendiklerini açıkça belirtmişlerdi.

Mao yıllarca batılı ülkeler ve bin yıllık hanedanlar tarafından sömürülmüş dünya nüfusunun %18’ini teşkil eden bir ülkenin başına geçmek için tüm Çin’i boydan boya aşacak, 2. Dünya Savaşı sırasında Japnlarla çarpışacak ve savaş sonrası Çan-kay-şek’i mağlup edecekti. Bugün yaptığı uygulamaların önemli bir kısmı eleştirilse de Mao’nun ülkeyi kendisine ait bir rotaya soktuğu gerçeği yadsınamaz bir gerçektir. Her ne kadar başlangıçta Sovyetler Birliği desteğiyle iç savaşı kazandıkları ve bir Sovyet uydusu olacakları iddia edilse de Mao’nun Çin’i çok farklı bir rotada devam etti. Tabii bu süreç pek de kolay olmadı. 1 Ekim 1949’da meşhur Tiananmen Meydanı’nda Çin Halk Cumhuriyeti’ni kuran Mao 1955’e geldiğinde Sovyetlerle ilişkilerini neredeyse kopma noktasına getirmişti. Batı ve ABD ile geçmişten gelen husumetlerde düşünüldüğünde Mao tarafından Kültür Devrimi başlatıldı. Bugün dikkatli gözler Çin’deki dönüşümün temellerini hep bu Kültür Devrimi’nde bulmaktadırlar. Çünkü ülke bu dönemde kendisine ait bir yol bulma çabasına yöneldi ve bu adımlar modern Çin’e giden yolu sonuna kadar açtı. Mao’nun kültür devrimi ülkeye kendi dinamikleriyle de gayet başarılı olabileceğini gösterdiği gibi Sovyetler’in çöküşüyle sürdürülemezliği açıkça anlaşılan ekonomik ve saosyal komünizm yerine planlı sosyal yapı açık ekonomik yapı modelinin temellerini atarak ülkenin bugünlere gelmesinde başrolü oynadı. Mao’nun Çin’i bugün dünyanın yeni süper güç adayı. Kriz dönemlerinde dev Avrupa ülkelerinin bir yardım etmesi için 4 gözle yolunu bekledikleri dünyanın en büyük ihracatçısı 2020 yılına gelindiğinde ABD’yi de geçerek dünyanın en büyük ekonomisi olacak. Şüphesiz bunlar bundan 50 yıl önce 400 milyonluk nufusunun 14 milyonunu açlığa heba etmiş bir ülke için hayal edilemez boyutlardaydı. Ancak başkasının küçüğü olmak yerine kendisinin büyüğü olmayı tercih eden en başarılı örnek bugün için Çin halk Cumhuriyeti’dir.

Büyük Çin olmasa dünyanın en kalabalık ülkesi olacak olan, asırlarca kaşiflerin onu bulma umuduyla dünyayı dolaştıkları Avrupa’da sadece baharatlarıyla bile bir kültür devrimine yol açan Ganj’ın kutsadığı toprakların ülkesi Hindistan’da Küçük Amerika hayaline kanmayıp kendi yolunu çizen en başarılı ülkelerden birisidir. Ancak tıpkı Çin gibi Hindistan’ın da geldiği konumu sadece sonuca bakarak değerlendirmek oldukça hatalı olacaktır. Bu sebepten Hindistan’ın kendi rotasını çizdiği yıllara dönmemiz gerekir. Tarih boyunca yerli halkı Hindular tarafından yönetilmek nasip olmayan bu toprakları birleştiren adam Hintlilerin Bapu’su Mahatma Gandhi’dir. Gandhi Mao’ya göre dünyada çok daha fazla takdir toplamıştır. Çünkü Mao’nun şiddet içeren bağımsızlık mücadelesine karşın Gandhi şiddete yer vermeyen pasif direnişle Hindistan’ı bağımsızlığına kavuşturmuştur. Bugün yaşadığı acılar, çektiği sıkıntılar düşünüldüğünde böylesine bir adamın hayatının sonunda da vahim bir suikast sonucu ölmüş olması vicdanları derinden yaralayan bir gerçek olarak ortada durur. Ancak Gandhi’nin altın eseri Hindistan bugün belki de onun dahi hayallerinin ötesine ulaşan bir başarı hikayesini hayat geçiriyor. Evet Gandhi uzun bir süre İngilizlerin sömürüsü altında yaşamış, kendi toplumsal düzeni eşitsizlik temelli bir ülkeyi öylesine derinden etkilemiştir ki o harabeden bugün bir saray ortaya çıkmıştır. Gandhi’nin Hindistan’ın bağımsızlığından 4 yıl sonra suikaste kurban gitmesi onun dönüşüm üzerindeki etkisini görmememize neden dahi olamaz. Gandhi Hindistan’a gelenekleriyle, resmi inanç Budizm’le ve halkının yapabilecekleriyle uyumlu bir rota belirlemiştir. Beşeri sermayesi gelişmiş ancak maddi kaynaklarda sıkıntı yaşayan bu ülkenin gelişmiş beşeri sermayesine ek olarak toplumsal yeterlilik ahlakına yaptığı vurgu bugünki Hindistan’ı şekillendirmiştir. Hindistan bugün Çin’den sonra son 10 yılın en fazla büyüyen ülkesidir. Dahası ekonomik büyümesini kültürel, askeri ve uzay teknolojileri alanlarındaki büyümeleriyle desteklemiş dahası Kaşmir yüzünden Pakistan’la sınırda aşiretler arası çıkan sorunlar dışında her hangi bir savaşa da katılmamıştır. Bugün dünyanın bilgisayar ve elektronik donanımının yarısından fazlasının üretimine bir şekilde katkısı olan Hindistan Çin’in aksine ucuz üretimden çok kaliteli üretimle büyüyor. Ülkenin ciddi nufus büyüklüğü hesaba katıldığında uzun vadede Çin’in üzerinde olan beşeri sermayesinin de etkisiyle dünyada 2040’larda ABD ve Çin ile beraber sayılı güçlerden olmaları beklenmektedir.

Geçen yazımızda Türkiye’de ülkenin kendi rotasına girmesi ve bu notadan sapılma dönemlerini ve bunların sonuçlarını incelemiştik. Bugünki yazımda da kendi yollarında yürüyen ülkelerin bugünki durumları ve gelecek projeksiyonlarına vurgu yaptım. 19. yüzyılın başı, sonu ve ortası farketmez ABD ya da Sovyetler’e benzemeye çalışan hiç bir ülkenin Çin ve Hindistan kadar başarılı olmadığı göz önüne alınırsa bizim ülkemiz için de Küçük Amerika olmak yerine Büyük Türkiye olmanın  ne kadar doğru bir tercih olduğu anlaşılacaktır. Taklit eden değil taklit edilen yarınlara ulaşmak dileğiyle…

Bilal Ertuğrul

29.09.2011

11:23

Reklamlar

Read Full Post »