Feeds:
Yazılar
Yorumlar

Archive for 07 Eki 2011

Son günlerde küresel ekonomik gerilimin tavan yapması sebebiyle genel olarak Avrupa’nın ekonomik krizi üzerine yazılar yazdım. Aslında ilk günden bu yana Türkiye’nin 2023 hedeflerine ulaşması ve daha sonra da dünyanın en büyük 5 ekonomisi arasına girmesi için yapılması gerekenleri de yazmak istiyordum. Bazı arkadaşlarımdan aldığım geri dönüşler sonucunda bu konuyu bugün yazmaya karar verdim. Evet Türkiye bugün dünyanın 17. büyük ekonomisi. Kişi başına gelir ele alındığında daha gerilerdeyiz. Ancak özellikle 2002 sonrası ortalama %7’lik bir büyüme hızıyla gelişmekte olan ülkeler arasında eÇin’den sonra en başarılı ülke olduk. Ancak yavaş yavaş kritik bir sınıra doğru geliyoruz. Ucuz işgücü, zayıf yerli para üzerinden yapılan ihracat ve iç tüketim patlamasıyla bugünlere gelen ekonomimiz bu noktadan sonra bazı temel dönüşümlere ihtiyaç duyuyor. İsterseniz bunları bir kaç ana kalem altında sırayla inceleyelim:

1: Yeni Bir Kobi Stratejisi Belirlenmeli

Bugün ülkemizde en önemli ekonomik birimler küçük ve orta ölçekli işletmeler yani Kobi’lerdir. Türkiye Odalar Borsalar Birliği çatısı altında toplanmış bu Kobilerin yarattığı sinerji ve girşimciliğin başlangıç noktası olmaları onları ekonomik transformasyon dönemlerinin baştacı yapmaktadır. Peki Kobiler başarılı ve aktifse onlara neden müdahale ediyoruz. İşte kritik sınırda meydana gelecek ilk dönüşüm bu noktada ortaya çıkıyor. Bugüne kadar aktif olarak yaşamlarını sürdüren ve büyümemizi sağlayan ekonomik birimler bundan sonra Proaktif olmalıdır. Yani şimdiye kadar bir durum ortaya çıkınca ona karşı kolay adapte olmamız bize katkı sağlıyordu ama artık geldiğimiz noktada adaptasyonumuzu o durum ortaya çıkmadan başlatmalı ve durum ortaya çıktığında biz çoktan hazır hale gelmiş olmalıyız. Kobilere piyasaların öngörüsünde yardımcı olunacak kuruluşlar oluşturulmalı ve mümkünse lokalden globale yaklaşabilen bir bakış açısı değişimi sağlamalıyız. Burada iktisat literatüründe özellikle son yıllarda ciddi olarak yer almaya başlayan İnsani Sermaye öne çıkar. Yani iktisata göre bir fiziki sermaye (mal, para, bina, fabrika vb.), bir yandan da insani sermaye (yetişmiş işgücü, eğitim düzeyi, kurumsallaşma vb.) vardır ve bizim artık ihtiyacımız olan 2.sidir. Bu noktada yapılan seçimden çok zorunluluktan bahsedilebilir. Çünkü Çin gibi 1,4 milyar insanımız olsa ucuz üretimle devam ederdik ya da Rusya ve Arap ülkeleri gibi petrol ve doğalgaz zengini olsak onları satıp büyürdük am bizde her ikisi de yok. Bugüne bizi getiren azim, kararlılık, çalışkanlık gibi batılı deymiyle moral değerlerse bundan sonra bizi uçuracak olan da insani sermayemixi geliştirebilmemizdir.

Kobilerin dönüşüme ihtiyaç duyduğu bir diğer alanda İhracat – İthalat politikaları üzerinedir. Kobiler tek başlarına ihracat yapmakta ciddi sıkıntılar yaşar. Gerek beşeri sermaye eksikliği gerekirse de tek başına bir kobi için maliyetlerin elverişsizliği kobileri iç pazara mahkum etmektedir. Ancak iç pazarda artan rekabet ve özellikle iş gücü üzerinden alınan kesintiler maliyetlerin yüksekliği ve başta Çin olmak üzere ucuz üretimle baş edilememesine yol açıyor. Bir şekilde markalaşma yoluna gidemeyen kobilerin büyümesi de burada durmuş oluyor. Markalaşan ya da markalaşacak düzeyde kaliteye sahip kobiler ise yurt dışına açıldıklarında her şeye baştan başlıyorlar. Yani zaman kaybı ciddi bir maliyet doğuruyor. Peki bu maliyetlerden nasıl kaçınılabilir? Benim görüşüm artık Kobi Birlikleri çağına gelmiş bulunduğumuz. Kobi birlikleri belli ülkelerde uygulanmış ve başarılı sonuçlar alınmıştır. Ancak bizde bugüne kadar tam bir uygulama hali almamıştır. Bu sisteme göre Kobilerin çatı örgütü olan Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği çatısı altında Kobi Birlikleri oluşturulacak. Bunlar aynı sektörde görev alan ve iç pazarda rakip olan firmalardan oluşacak. Ancak sektör meclisleri gibi irili ufaklı tüm sektörü içermeyecek. Benzer büyüklük ve şartlardaki firmalara yoğunlaşılacak. Sektör meclislerinde tek başına kaliteli işgücüne ve sağlam dış ticaret tecrübesine sahip şirketler olduğu gibi ikisinden de mahrum bir kitle büyük çoğunlukla buralarda mevcut. Halbuki olması gereken bahsettiğim birlikler üzerinden ortak çalışma alanları belirlenmesi ve bu yönde ilerlenmesidir. Örneğin ihracat üzerinegerekirse birlikler aracı olarak müşteri bulacak ve 10 kobi aynı kaliteyi bulmak suretiyle aynı adama mal satacak. Ancak tüm işlemler birlik üzerinden yapılacağı için kimse bundan fazla ya da eksik kazanmayacak. Zaman geçip kobiler gerekli tecrübe ve büyüklüğe ulaşınca da birlikteki yerini başka bir ufak ölçekli kobi alacak. Bu sirkülasyonun sürmesi için sistemin TOBB çatısı altında olması hayati önemdedir.

Ülkemizde Kobi Birliklerinin bir diğer önemli görevi ise Girişimciliğin önünü açacak olmasıdır. Şu anda özellikle global pazarı olan ürünler üzerine girişimciliğe yönelenlerin en büyük engeli maddi olarak o pazarlara açılma güçlerinin olmayışıdır. Bu durumda iç Pazar tüketimine yönelmekte ve bu da diğer firmalarla rekabete başlamalarına yol açmaktadır. Halbuki buna fazla dayanamayan girişimciler belki de sadece zamana ihityaç duydukları girişimlerini rafa kaldırmakta yıllar sonra başka bir yerde gördüklerinde özlemle ama umutsuzca keşke ben yapsaydım demektedirler. İşte böyle girişimci adaylarımızı desteklemek ve onları iç rekabetten koruyup dış piyasalarda güçlendirmek de Kobi Birlikleri tarafından sağlanabilir.

Yukarıda belirttiğim sebepler ve kobilerin mevcut durumu sebebiyle yeni ve yenlikçi bir Kobi stratejisine ciddi derecede ihtiyaç duymaktayız. Kobilerin büyüyüp marklaşabilmesi dahası sabit kalarak o sektördeki olası girişimcilerin önünü kesmesi 21. yüzyıl Türkiye’sinin önünün kesilmesidir. Buna izin verilemez. O halde kurulacak yeni Kobi birlikleriyle ülkenin önündeki bu engeli hep beraber kaldırmalı dahası bizim ekonomik anlamda bugünlere gelmemizde çok büyük etkisi olan Kobileri de dünya üzerinde hak ettikleri yerlere getirmeliyiz.

Not: Kapsamlı olarak maddelendirmeyi düşündüğüm Türkiye’nin yeni ekonomi politiğine dair yazımın giriş kısmıdır. Devamı gelecektir.

Bilal ERTUĞRUL

07.10.2011

13:58

Reklamlar

Read Full Post »