Feeds:
Yazılar
Yorumlar

Archive for 14 Eki 2011

Dün sabah uyandığımızda bundan 10 yıl öncesini hatırlatan bir tabloyla karşılaştık canım ülkemde. Gündelik yaşamın vazgeçilmez unsaurlarından bir kısmına gayet ciddi oranlarda vergi artışı yapılmış, kısacası mallar zamlanmıştı. Sonra Maliye Bakanı Mehmet Şimşek; “Bu Zam değil Güncelleme diyerek günün en çok konuşulan adamı olmayı başardı. Peki özellikle sosyal medyada pervasızca yüklenilen Bakan neyi kast etmişti ve gerçekten bu zam ya da güncelleme nereden çıkmıştı.

Bunu anlamak için önce hangi vergilerde artış olduğuna bakalım isterseniz. Aslında Gelir vergisine ya da başka bir vergiye değil çıkış amacı çok masumm olan Özel Tüketim Vergisi’ne artış yapılmıştı. Peki bu neden canımızı yakmıştı. Durun önce bir ÖTV nedir, ne değildir ona bakalım, sonra da bu soruya cevap verelim. Özel Tüketim Vergisi 2002 yılında dönemin Avrupa Birliği uyum yasaları çerçevesinde tanıştığımız bir vergi türüydü. Avrupa’da gelişmiş insan haklarının bir tamamlayıcısı olarak görülen bu vergi türü bize de zorunlu kılınmıştı. Peki neye konurdu bu vergi? Avrupa Birliği içerisinde gelir adaleti sağlamak amacıyla lüks mallardan, çevre ve sağlığa zararlı ürünlerin kullanımını azaltmak içinde sigara, benzin vb. mallardan alınan bir vergidir ÖTV. Aslında Avrupa’da hem lüks mal tüketimini sınırlamayı başarmış, hem de çevreye zararlı ürünlerin kullanımını azaltmıştır. Bizde de bu amaçla gelen ÖTV daha sonra kronik hastalığımız olan Dolaylı Vergiler grubu içerisinde en çok kullanılan araçlardan birisi oldu. Ne yazık ki belki de Cumhuriyet kurulduğu günden bu yana doğru düzgün bir Vergi Sistemimiz olmadığı için hep geçici, dolaylı vergiler üzerinden yürüttüğümüz vergi sistemimizde bu vergiyi de elimize gözümüze bulaştırdık. Özellikle kayıt dışının ekonomimizin ayrılmaz bir parçası olması ve yüksek gelirli kesimden vergi alınmasında ulaşılamayan başarı seviyesi ÖTV zamlarıyla sağlanmaya çalışıldı. Eğer bize gelirlerinden devletin hakkı olan vergiyi vermiyorlarsa bizde orta ve yüksek gelirliyle düşük gelirliyi kullandıkları üründen ayırt eder ve vergimizi alırız düşüncesi ÖTV oranlarında yapılan düzenlemelerde hep esas faktör oldu. Aslında yukarda da anlattığım gibi ÖTV oldukça faydalı ve adaletli bir vergi sistemidir. Sigara içip insanları zehirleme hakkını kendimizde görüyorsak zehirlediklerimiz için, benzin kullanıyorsak kirlettiğimiz çevre için, lükse kaçıyorsak ülkeden çıkan dövizin finansmanı için daha fazla vergi vermeliyiz. Ancak bu vergiler de Avrupa’da olduğu gibi amaçlarına uygun kullanılmalı. Örneğin AB’de bu vergiden elde edilen gelir gelir adaletsizliğini azaltmak, çevre ve sağlık imkanlarını yükseltmek amacıyla kullanılır. Ama herkesin kullanacağı yol, köprü yapımı ya da devletin memurunun maaşını ödemek için bu vergi kullanılmaz. Peki bu masumane amaçlarla, gayet faydalı ve adaletli vergi neden canım ülkemde bu kadar can yakıyor.

Suçlu yöneticiler mi yoksa halk olarak bizim de yaptığımız yanlışlar var mı? İşte bu soru bu dönemin en can alıcı sorusu. Öncelikle bu vergilerden dolayı hükümete sallamadan halk olarak kendimize bakalım. En büyük sorunumuz halk olarak ayağımızı yorganımıza göre uzatmıyoruz. Nasıl mı? Kişi başına yıllık geliri 15.000 TL olan bir ülkede yıllık olarak değiştirilmeye başlanan 1.000 – 2.000 TL arası telefonda, 5 yılda bir değiştirilen 50.000 –  500.000 fiyat marjındaki otomobilde lüks maldır ve dünyanın her ülkesinde bu şartlarda bu ürünlerden ÖTV alınır. Yani televizyonlarda efendim bizde lüks olan bazı mallar Avrupa’da değil diyenler önce her iki tarafın kişi başı milli gelirlerine bakacak, sonra konuşacak. Avrupa’da da ülkeden ülkeye hem oranların hem de lüks sayılan malların değiştiğini görürüz. 2. Grup olan çevre ve sağlığa zararlı ürünlerden de her ülkede vergi alınır. Yani burada da isyan edilecek bir şey yok. Peki bu yönetenlerin hiç mi yanlışı yok. Tabii ki var. Ne yazık ki canım Türkiyem’de düzenli bir vergi sitemi yapılamadı. Dolaylı vergilerle geçiştirilen günlük sorunlar dağ gibi birikti. Bugün kaçak ekonomide dünya liderlerinden birisi konumuna da sistemsizlikten geldik.

Ama uzun zamandır bu vergiye artış yapmayan hükümet bugün bence doğru olanı yapmıştır. Onu da açıklayalım. Geçen yıl kırdığımız bir yıl içinde alınan otomobil sayısı rekorumuzu bu yıl yenileyeceğiz. Tamamını ithal ettiğimiz bu araçlarla dışarıya her yıl daha fazla döviz gönderiyoruz. Bu araçlar için gereken benzini de ithal ettiğimiz düşünlünce cari açığın en temel sebeplerinden birisine bu kontrolsüz tüketimimizin yol açtığını görüyoruz. O cari açık ki daha önce de yazdığım yazılarda bugün ülke ekonomimizin en büyük sorunu ve tabiri caizse uçmaya çalışan bir kartalın kanadındaki kelepçe. Önce ülke içinde otomotiv kredilerini kısmaya çalışan önlemlerle çözülmeye çalışılan bu sorun ne yazık ki son çare olarak bu vergileri zorunlu kıldı. Yani bu vergileri biz hak ettik. Peki bundan sonra halk ve yönetim ne yapıp ederek bu vergiyi tartışılır boyutlardan can acıtıcı olmaktan çıkartır.

Önce halk olarak bizim yapmamız gerekenler:

1 – Ayağımızı yorganımıza göre uzatacağız. Aynı eve krediyle 2 araç almayacağız. Üniversitelerde 200 liralık harç muafiyeti almaya çalışırken 1500 liralık telefon, aylık 100 liralık fatura sürdürülemez.

2 – Tüketim çılgınlığını bırakıp, bugünün yarını da var anlayışıyla tasarruf edeceğiz. Ülkemizde hızla ilerleyen finansal piyasaların bize sunduğu fırsatlarla üretime katkıda bulunacak, sadece tüketici olmayacağız.

3 – Devletin malı deniz, yemeyen keriz düşüncesiyle sürdürdüğümüz kaçak ekonomi anlayışını bırakacak ve kuralsız, vergisiz üretimden vazgeçip yaptığımız karın vergisini vereceğiz.

Peki ya devletin yapması gerekenler:

1 – Düzgün bir vergi reformu yaparak artık 90 yaşına gelen Cumhuriyetin en büyük ayıbı temizlenmelidir. Artık dolaylı vergilerle sistemin yürümediği ve vergi reformunun gelir dağılımıyla bağlantılı olarak yapılması gerektiği aşikardır. Ayda 1.500 tl alan bir memurla 10.000 alan vekilin vergisinin bir olması adaletli değildir, az kazananını oranı da düşük tutulmalıdır.

2 – Dolaylı vergilerden ayrı olarak ÖTV toplumda gelir adaleti, çevre ve sağlık amacıyla toplanmalı ve yine bu amaçla harcanmalıdır. Artık bu vergi devletin geliri olarak düşünülmemeli sadece toplumsal adaleti sağlayıcı bir formatla özüne uygun olarak alınmalıdır.

3 – Hedef cari açığı azaltmak olarak görüldüğü için toplumsal tasarrufu arttırmak için düzenli bir program hazırlanmalı, cari açık sadece can yaktığı zamanlarda değil her zaman dikkatle izlenmeli ve kulak arkası edilmemelidir.

4 – Yine cari açık kapsamında düşünecek olursak insanların aldığı mallara konulan yüksek vergiler yerine bu malların ithalatı zorlaştırılmalı legal sınırlar içerisinde alternatif yerli üretim arttırılmalı ya da daha fazla ihracat yapılması için önlemler alınmalıdır.

Yani işin özeti ülkenin en köklü problemlerinden birisi olan toplumsal tasarruf oranımızın düşüklüğü ve har vurup harman savurma huyumuzun yol açtığı cari açıktan kurtulma amacıyla kamufle edilen, esası ülkedeki vergi gelirini arttırmak olan bu zamlardan kurtulmak hem toplum hem de devlet için uzun süreli alışkanlıklardan kurtulmakla mümkündür. Ancak konuya bahsettiğim açılardan yaklaşınca tek taraflı hükümeti suçlamak yerine çuvaldızı onlara batırsakta, bizim de iğneyi hak ettiğimizi unutmamalıyız. 

Bilal ERTUĞRUL

14 Ekim 2011

11:22

Reklamlar

Read Full Post »