Feeds:
Yazılar
Yorumlar

Archive for 24 Eki 2011

Sabah ki yazımda sosyal medyada ilk günde verilen tepkilere de bakarak insanlığın öldüğünü düüşündüğümü belirtmiştim. Ancak Şişli Belediyesi, Mavi Masa’da gördüklerim beni o düşüncemden vazgeçirdi ve gençlerin tecrübesizliklerinin halkın sağduyusunun yanında hiç bir şey olduğunu idrak ettim. Şişli İstanbul’un en elit semtlerinden birisi. Oldukça varlıklı bir kitleye sahip olan Şişili eşrafının en önemli taraflarından birisi de çok ciddi bir kültür seviyesine sahip olunmasıdır. Türkiye’de Monşer tanımlamasının içine atılan, kimi zaman halktan kopuk olmakla eleştirilen bu semt sakinleri Belediye Başkanı Mustafa Sarıgül önderliğinde çok önemli sosyal sorumluluk projelerine imza attılar. Ancak bugün orada olanlar, toplanan yardımlar, halkı anlamamakla eleştirilen kitlenin evinden toplayıp getirdiği, alışveriş mağazalarından doldurdukları kıyafet, gıda, battaniye gözleri yaşartacak boyutlardaydılar. İnsan böylesi bir manzarada sadece bu ülkenin geleceği için umutlanıyor. Sadece Şişli örneği çok ilgimi çektiği ve gördüğüm için söyledim ancak bugün memleketin her köşesinden akan yardımlar, gece rahat uyuyamayan gözler, bir olan beraber olan halklar beni karamsarlığımdan uyandırdı. Bu insanlar elleri, ayakları öpülesi insanlardır. Bu insanlar bugün yek ve tek olmamızı sağlayan insanlardır.

Sabahki yazımda sağduyulu isimler arasına almayı unuttıuğum bazı isimler vardı. Bunlar sadece siyasi liderler değil aynı zamanda gazeteci, talk showcu isimler; Mustafa Sarıgül Ahmet Hakan Coşkun, Okan Bayülgen ve Numan Kurtulmuş. Tüm bu isimler ilk yazımda bahsettiğim 3 olayda da sağduyulu davrandılar ve takdiri hak ettiler. Keşke sanal ortamda öne çıkan, hepimizin çok sevdiği şahsiyetlerde aynı sağduyuyu gösterselerdi.

Peki ilk yazımda bahsettiğim düşüncelerimin fazla aceleci ve ileri uçlu olduğuna nasıl karar verdim. Öncelikle açıkça söyleyeyim kendi yaş grubuma dahil, gençlik için söylediklerimde sabitim. Her ne kadar aramızda çok sağduyulu arkadaşlar olsa da diğer gruptan çok daha fazla insan olduğunu düm çok açık bir şekilde gördük. Ancak bizden yaş olarak büyük bugünün 30 yaş üstü grubu hem dün hem de bugün sağduyuyu elden bırakmadı ve bizi bölmek isteyen bu kadar iç ve dış düşmana karşı nasıl bir kalabildiğimizi gösterdi. Gördüğüm şey açıkça bir Kuşak Çatışması’dır. Gün görmüş, geçirmiş bu ülkenin zorlu zamanlarını yaşamış insanlar sağduyuyu ellerinden bırakmazken onların çocukları ne yazık ki onlardan çok uzaktalar. Öyle olmasa babaları Düzce depreminin acılarını hatırlarken, oğulları sanki o gün o acıları yaşayanlar başkasıymış gibi “Allah belalarını versin!” nutuklarını atarmıydı. Bugün bu  nutuklar bizi parçalarken, babaların sağduyusu bizi birleştiriyor.

Keşke işi illa Alllah’ın uyarısına götürmek isteyenler bunu siz birsiniz, bölünemezsiniz mesajı olarak görselerdi. Bakın Bdp Genel Başkanı Gelen Yardımlarda Kardeş Kokusu var diyor, kardeş kokusu keşke sadece iki taraf için de sadece zor günlerde hissedilmese. Bugün umutlu olmamda bizden bir önceki kuşağın sesini bugün daha net duyurması en önde gelen sebeptir. Aynı zamanda dün sesssiz kalan genç kesimin sağduyulu insanlarının bugün seslerini çıkarması ve kan isteyenlerin bir anda ortadan kaybolması da umudumu arttırdı. Demek ki zaman sağduyuyu galip ilan edecektir. Keşke dün Rihanna gibi dünya starları “Türkiye İçin Dua Et” dediği saatlerde Oh Olsun diyenler onlar böyle deyince hemen özenti bir acı paylaşmaya girmeselerdi. Ama bu insanların bir kısmının da anlık tepkilerinden sonra düşünüp sakinleşince hatalarını fark ettiklerini de düşünüyorum. Keşke bu hatasını fark edenlerde özür dileyese ve orada açlık, susuzluk ve soğukla savaşan kardeşlerimize yardımda bulunsalar. İşte o zaman o korktukları bölünme, mölünme olmaz bu memlekette. İşte o gün hep söylediğimiz bir ve beraber olmayı başarırız. İşte o gün Fatih Altaylı aradığı soruya cevap bulur ve biz adam oluruz.

Bilal ERTUĞRUL

24.10.2011

14:31

Reklamlar

Read Full Post »

Bazı yazarlar, aydınlar uzunca bir süredir dünyanın eskisi kadar güzel bir yer olmadığını, bunun sebebi olarak da insanı insan yapan, ona değer katan insanlığın artık hiç birimizde eskisi kadar olmadığını iddia ediyorlardı. Bu görüşe tüm benliğimle karşı çıktım ve bunun büyük bir yanılgı olduğunu belirttim. Ancak son bir haftada gördüklerimden sonra artık sözün bittiği yere gelenlerdenim: İnsanlık Öldü; Ruhuna Fatiha…

Evet son dönemlerde zor günlerden geçtik. Ülke olarak çok yıprandık. Vurdumduymazlığımız içerisinde kaybolduğumuz zamanlarda bir anda zorunlu bir sosyalliğe bürünme hevesiyle kendimizi aşmaya çalıştık. Hep üzüntülü, acı verici olaylar yaşadığımızı düşünmeye başladık ve belki de asıl hatayı burada yaptık. Biz artık sevinmeyi, eğlenmeyi beraber birşeyler yapmaktan zevk almayı unuttuk. Onun sonucunda da zevk almayı bilmeyenler acıdan da anlamayacağı için adam gibi acılanmayı, öfkelenmeyi dahi başaramadık. Aslında toplumsal bazda gündelik hayatın yoğunluğuyla hiç bir şey okumayan, hiç bir şeyden anlamayan dahası kendisini geliştirme çabası içerisine dahi girmeyen bir kitle olarak her konuda fikir sahibi olmaya çalışmanın sonucu fikirsiz zikirden başka birşey olamazdı ve nitekim olmadı da. Belki de biz yazarların dediği gibi çok önceden ruhumuzu, insanlığımızı kaybetmiştik de bunun farkına varmamıştık. Bana bunun farkına varmayı sağlatan da açıkça söylüyorum sosyal medya oldu. Çünkü artık konuşmayı unutmuş, kulağında kulaklıklarla dolaştığında dünyadan irtibatını kestiğini zanneden, dahası yolda yanı başında kanlar içerisinde bir insan dahi görse dönüp bakmayan, bana dokunmayan yılan bin yaşasın diyen toplumlarda ikiyüzlü sokaklardan hiç bir şey anlaşılamıyor. Bu sebeple de insanların anlık tepkilerini çok daha net ortaya koydukları, aslında belki de en vahşi, en hayvani duygularına insani düşünceyi, sağduyuyu katmayı unuttukları ortam Sosyal Medya ortamı oldu. Burada insanları daha net görüyorsunuz ve ne kadar saklamaya çalışırlarsa çalışsınlar, canavarlaşmış dişleri mutlaka ortaya çıkıyor.

Olaylardan ve tepkilerden doğan bir gerginlikle yazıyorum bu yazıyı. Bu olayların ilki Başbakan’ın annesinin ölümü üzerine yapılan tartışmalardı. Bir insana anne acısını dahi yaşatmaktan aciz insanların kendi anneleri için üzülmelerini beklemiyorum da en azından saygı duymalarını istiyorum. Ama nerde. İnsanlar sırf karşıt oldukları insanı zayıf görme, ona çakma fırsatını kaçırmama hevesiyle vurdukça vurdular. Tüm benliğiyle beğenilir ya da beğenilmez ülke için çalışan bir kişinin annesine kendi annelerine gösterilmesi gereken saygıyı göstermediler. Sorarım size kendi anneniz öldüğünde size karşı da benzer söylemler gerçekleşse acaba aynada utanma ve ben nasıl bir hata yapmışım deme cesaretini gösterebilir misiniz. Ne yazık ki hayır. İşte bu yüzden : İnsanlık Öldü; Ruhuna Fatiha…

Canımın acıdığı ikinci olay da hafta içerisinde ülkemizden gencecik fidanları kaybetme acısını dahi adam gibi yaşamamıza engel olan terör olaylarından beslenmek üzere konumlandırılmış faşizan hezeyanların yarattığı topyekün saldırıdan bu sefer kaçılamamış olmasıdır. Evet açık söylüyorum en az dağlarda ülkemizi bölmek için kan akıtan eli kanlı teröristler kadar ovada bizim aramızda yaşayan, dağlara çıkıp onlarla savaşma cesareti göstermeyen, gündelik zevklerin peşinde salya sümük dolaşan ancak klavye başında alemin e delikanlısı olan tipler ne yazık ki bu sefer başarılı oldular. Onlara karşı seslerini duymakta zorlandığımız Barış elçileri seslerini de alıp bizleri terk ettiler. Yine açık söyliyelim bu grup için her Kürt Bdp’li, her Bdp’li de terörsit olarak görülmelei dahası hepsinin hesabı kesilmelidir. Ama onlara dokunmadan, onlar yine sağda solda birileriyle kırıştırırken, 3-5 kuruş için tüm değerlerinden mahrum kalırken dahası çoğu yapması gereken tek bir iş (öğrenci, memur, işçi) varken ve bunu dahi adam gibi yapamıyorken hesap kesilmelidir. Bir de bu düşüncede olanlar arada ben Faşist değilim ha, aman ben kimseyi suçsuz yere katletmek istemiyorum der. Hayır efendim kendine bile dürüst olamıyorsun. Tek bir milletten, tek bir dinden ülke istiyorsun ama kusura bakma sen bu binlerce yıllık, yüzlerce millete ev sahipliği yapmış Anadolu toprağını bu düşüncelerinle hiç hak etmiyorsun. Önce kendine dürüst ol, adam gibi ya bendensin ya da değil de. Ya sev ya terk et de emin ol iki yüzlü davranıp dişlerini şehit cenazelerinde ortaya çıkarmandan daha iyidir. Senin gibiler son dönemde sağduyunun, beraber yaşama arzusunun sesini bastırdığı için: İnsanlık Öldü; Ruhuna Fatiha…

Aslında ikinci gruptan pek de farklı olmayan bir kitlenin ortaya çıktığı ve en çok canımı acıtan olay da 23 Ekim Pazar sabahı dünyada hiç kimsenin başına gelmesini istemeyeceğimiz, nerede olursa olsun canımızı acıtacak deprem felaketi hem de olabildiğince şiddetli bir biçimde ülkemizde olduğunda “Oh Olsun!, Zaten Hakkettiler, Yok olsunlar…” diyerek ortaya çıkanlar. Bu insanlar insanın sadece insan olduğu için bile sevileceğinden habersiz, sadece insan zor durumda kaldığından dahi ona üzülmek gerektiğinden dem vurmamış, kendi ülkesinin vatandaşını, yeri geldiğinde hepimiz kardeşiz niye böyle ayrılıkçı düşünüyorlar, gelsinler hep beraber yaşarız dedikleri Kürt kardeşlerini açık ve net söylüyorum en aşağılık mahlukatlardan dahi aşağıda görüyorlar. Aslında onlar kafasında bu memleketi çoktan bölmüş ama bunu kendilerine dahi itiraf edmeeyecek kadar korkaklar. Bu sbeeple zor günde ortaya çıkıp, iyilik yapmayı bile adam gibi başaramıyorlar. Neymiş efendim buralarda belediyler şunları yapmış, halk şunu yapmış ama biz yine de şu yardımı yapacak mışız. Daha yardım yapmayı, sağ elin verdiğini sol elin bilmemesi gerektiğini bilmiyorsun da sen kendini kusura bakma da ne kadar insan sanıyorsun. Örneğin Haber Türk TV’ de bir spiker ” Her ne kadar, Van’da da olsa, üzüldük.” deyip sonra da düzeltme babında “Sözlerim yanlış anlaşıldıysa, özür dilerim.” deyip o sözleri gayet bilinçlice söylediğini açıklıyor ve halen ülkenin ulusal kanalında çalışıyorsa burada hangi birlikten beraberlikten bahsedilebilir. Hangi yüzle bunu yarın Van’dan çıkan çocuğa açıklayacağız da sen de bizim gibi bu toprağın öz evledısın diyeceğiz. Bu tarz Allah cezalarını verdi tepkilerinde görmekten şaşırdığım bazı grupları da belirtmek isterim. Bu insanlardan alkol tüketen, evlilik dışı ilişki kuranlar bundan 10 yıl önceki depremde sahil kentlerinde bunlar yapılıyordu da ondan deprem oldu diyenlere ettiğiniz küfürlere bir bakın kime döndü. Ama biliyorum gözünüzü bürüyen kan, damarlarınıza ölümün verdiği haz artık sizdeki insanlığı çoktan öldürmüş, işte bu büzden:İnsanlık Öldü; Ruhuna Fatiha…

Biliyorum şimdi bazıları çıkıp eleştirecek, bu kadar da değil diyecek ama bu kadar. 3-5 kişiden ibaret saydığımız insanlığın ölümü bugün her tarafımızı kapsadı. Teröristle vatandaşı ayıramayan, bir yaşında çocuğun bloklar altında kalmasından haz alan, Oh Olsun diyenlerde en az eli kanlılar kadar insanlıktan uzaklaşmıştır. Bu olaylar sırasında 2 kişinin sağduyulu tavrını da öne çıkarmam gerektiğini düşünüyorum. Başbakan recep Tayyip Erdoğan ve Chp Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu 3 olayda da bizlere metanet, sağduyu ve insanlık dersi verdiler. Keşke takipçileri onlara gönül verenler onların resimlerini taşımak yerine bu huylarını en azından taklit etmeye kalkışsalar. Kalkışmazlarsa durum bugün ki gibi olur, ne yazık ki bundan kötüsü de yoktur. Allah bir daha bizi bu duruma düşürmesin dileğiyle, bugün için durum budur: İnsanlık Öldü; Ruhuna Fatiha…

Bilal ERTUĞRUL

24.10.2011

11.37

Read Full Post »