Feeds:
Yazılar
Yorumlar

Archive for 04 Kas 2011

ORTA DOĞU’DA SAVAŞ ÇANLARI…

ORTA DOĞU’DA SAVAŞ ÇANLARI…

Orta Doğu kan ve gözyaşıyla sulanmış toprakların hiçbir zaman doymadığı doymayacağı diyar. İnsanlık kendi destanını yazmaya başladığı bu topraklara hep istediklerini verdi. Gözyaşı hiç durmadı, kan hep aktı. Ve bir kez daha kan, gözyaşı hazırlığında Orta Doğu. 8 Kasım günü Uluslar arası Atom Enerjisi Kurumu tarafından toplamda 7 yıldır süren İran’ın nükleer çalışmalarına yönelik rapor yayınlanacak. Ve daha rapor yayınlanmadan savaş borularından iğrenç sesler duyulmaya başlandı. Uluslar arası basın organlarında yaklaşık 2 haftadır İsrail’in İran’a olası bir askeri müdahalesinden bahsediliyordu. Ancak iki gündür İsrail’e ABD ve İngiltere’nin de katılımıyla İran’a askeri bir müdahale yapılacağı bizzat bu ülkelerin iktidara yakın basın organlarınca servis edilmeye başlandı. Raporun içeriğiyle ilgili sızıntılar olmasa da raporun bahane edilip İran’a saldırı yapılacağını pek çok düşünce kuruluşu da teyit ediyor.

Peki; durduk yere neden Orta Doğu’nun savaş tanrıları yine bölgeyi kana bulamak için harekete geçti. Neden İsrail, ABD ve İngiltere böyle bir müdahalede bulunacak? Bu savaşın görünürdeki sebebi yukarıda belirttiğim İran’ın nükleer silaha sahip olma ihtimali olacak ve bakalım dünya bu kez saldıran üç ülkenin de hali hazırda ihtimali bırakın bizzat nükleer silahlara sahip olduğu gerçeğini açıkça yüzlerine vurup, bu çılgınlığı durdurabilecek mi? Mesela Türkiye bu durumda ne yapacak? Türkiye’nin tepkisizliğine karşın İran kendisine en yakın ve Avrupa’daki en önemli Amerikan üssü olan İncirlik’i hedef alırsa bu savaşa Türkiye’de dahil olabilir mi? Bu sorulara daha niceleri eklenecek ama ne yazık ki savaş çıkmadan yine insanlar bunları düşünmeyecek.

Öncelikle savaş söylentisi dedikodudan daha öte bir boyuta geldiği için bu yazıyı yazdığımı belirteyim. Çok önemli ve ülke yönetimlerine yakın kaynaklar gündemi bu yönde yönlendirmeye çalışıyorlar ve bu durumları Irak, Afganistan, Libya gibi son örneklerde de yaşamıştık. Irak’ta da Bush nükleer raporları delil gösterip saldırmış, İngiltere’de yanında yer almıştı.

Şimdi de dilerseniz bu söylentilerde bahsi geçen ülkelerin sebeplerinin gerçek nedenlerini araştıralım. Önceliğimiz büyük abi Amerika… Seçildiği zaman halkımızın ve de dünya halklarının pek çoğunun Süpermen’i olan Obama neden böylesi bir müdahalede bulunacak: Tamamen duygusal sebeplerle… Bildiğiniz ve daha önceki yazılarımda sizlere aktardığım gibi 2012 Kasım’ında ABD Başkanlık Seçimleri var. Obama her ne kadar şu anda önde gözükse de özellikle olası bir ekonomik kötüleşme de Cumhuriyetçiler karşısına taş koysa yenilecek. Böyle bir mağlubiyeti engellemek içinse Cumhuriyetçilerin kozlarını ellerinden almalı. Cumhuriyetçiler milliyetçi bir sağ söylem geliştiriyor ve bunu en kolay kendi lehine çevirmesi bir savaş. Hele de öyle bir savaş silah sanayisinin çok önemli bir yer tuttuğu ABD ekonomisini de canlandırırsa bir taşla iki kuş vurulur.Birde İsrail’e verilen destekle yanına çekeceği Yahudi Lobisiyle ABD Başkanlık Seçimlerini rekor bir oy oranıyla kazanabilir. İşte Obama’yı bu savaşa sokacak en mantıklı sebepler ve sonuçları bunlar. Obama Libya müdahalesinde Avrupalıların gerisinde kalmış ve nispeten iç siyasetin gerektirdiğini değil de dünyada ona hayran insanların beklediğini yapmıştı. Bu sefer aksini yapacağını düşünüyorum. Umarım haksız çıkarım ama Obama’nın vicdanıyla çıkarı arasındaki savaşın galibi galiba bu savaşa karar verecek en önemli etmen. Çünkü ABD olmazsa savaş da olmaz dahası İsrail ve İngiltere tek başlarına İran’la büyük bir savaşı göze alamaz.

Amerika’nın Orta Doğu’daki elçisi, müttefiği olan ama artık onun mu ABD’yi ABD’nin mi onu yönettiği tartışılan İsrail bu savaşın temel sebebi olarak görülüyor. İsrail’de ise sebep hem güncel çıkarlar hem de Kutsal Amaçlar.  Kutsal amaçlarında Orta Doğu’nun eski İsrail toprakları olarak gördükleri tüm yerleri İsrail devleti çatısı altında toplamak yattığını binlerce yıldır hiç gizlemediler. Ve bu amaca günümüzde en büyük tehdit açıkça İran olarak görülüyor. Dahası iki din referanslı devletin de birbirinin bölgede yaşamasını istemediği bilinen bir gerçek. Güncel sebep ise İsrail’de artan ekonomik sıkıntılar ve yükselen milliyetçilik. Şu anda sağ ve milliyetçi bir koalisyonun bir sol ortakla yönettiği İsrail’de 2000’lerin başından beri sağ oyları arttı ve günümüzde %70’lerde. Başbakan Netanyahu son seçimde iktidarın küçük ortağı Lieberman’la birlikte bu artışın kaymağını yiyerek iktidara geldi. Ancak ekonomi düzelmezse ya da unutulmazsa gidici görünüyorlar. İran’a yapılacak bir müdahale hem milliyetçi oyları sabitleyip arttıracak hem de ekonomik sıkıntıları unutturacak. İşte bu sebepler onları bu müdahaleye götürüyor. ABD’deki Yahudi Lobisini kullanarak 2012 seçimlerinde kullanılacak güçleri onların ABD’yi bu savaşa çekebileceklerine inanmasını, İran’a iki yıl önce yapılan saldırıların karşılıksız kalması da cesaretlerinin artmasını sağlıyor. Dahası yılanın başını küçükken ez anlayışıyla uzun vadede varlıklarını tehdit edecek İran’ın bu aşamaya hiç gelmemesini, Orta Doğu’da nükleer güce sahip tek güç olarak kalmayı delicesine istedikleri de bir gerçek. Reel politik düşünüldüğünde İsrail savaş için en çok sebebi olan ve en karlı çıkacak devlet gibi görünüyor ve olası bir müdahale içinde en iyi zamanın bu dönem olduğu da açıkça belli oluyor.

İngiltere ise yönetimleri değişse bile 2. Dünya Savaşı sonrası düştükleri Amerika’nın her dediğini yapan uslu kardeşi rolünden başka hiçbir sebebe sahip değil. İngilizler zamanında İran petrollerinden aslan payını alıyordu ve bu payı kaybettikleri günden beri eski güçlerinde değiller. Bu da işin kuyruk acısı kısmı olarak göze çarpıyor. Ancak bırakın sağ muhafazakar dönemleri sol İşçi Partisi’nin iktidarı döneminde dahi ABD’nin sözünden çıkmamalarının onlara kaybettirdiği saygınlık ve artık büyük devlet olarak görülmemeleri gerçeği ilerde aşlarını çok ağrıtacak gibi duruyor.

İran ise tüm bu gelişmeler karşısında görünürde hazırlıksız duruyor. Saddam ve Kaddafi’nin verdiğinden öteye gidemeyen mesajların ne kadar arkası dolu olduğunu olası bir savaşta göreceğiz. Ve dahası olası bir savaş İran İslam Devrimi’nin 42 yıl sonra ülkedeki gerçek gücünü de bizlere gösterecek. Ancak İran böyle bir saldırıyla karşılaşırsa iki yıl önce İsrail ve ABD tarafından vurulan tesislerinden sonra tepkisiz kalmamasının da bir nevi bedelini ödeyecek. Ya da yine tepkisiz kalacak ki o noktadan sonra genç, muhafazakar ve milliyetçi gençlerle liberallerin ortaklığı mevcut yönetimin sonunu hazırlayabilecek bir ihtimal olarak görülüyor. Yani İran bu sefer müdahaleye uğrarsa topyekün cevap zorunluluğunda hissedecek ve işte Orta Doğu’nun felaketi de bundan sonra evlerimizin içine kadar girecek. İran’la ciddi silah anlaşmaları olan, ülkeyi uzun bir zamandır uluslar arası arenada kollayan Rusya ve Çin’in tepkileri de sürecin belirleyicilerinden olacak. Dahası Çin ilk kez sadece ekonomik bir dev olmadığını göstermek isterse işte o an dünya daha da büyük bir hengameye girecek. Ama dedim ya bunlar hep ihtimal.

Savaşın mutlaka Türkiye’ye de etkileri olacak. İran ve ABD arasında yapılmak zorunda kalacağı seçim, İsrail’le gergin ilişkilerin bu seçimde etkisi ve dahası savaşın İncirlik yoluyla kendi topraklarına sıçraması Türkiye’yi şu anda en çok korkutan olasılıklar. Ancak olası bir savaşta günümüzdeki gibi hem İran’la hem ABD ile iyi ilişki, İsrail’le düşman ABD ile dost ilişki sürdürülebilecek şeyler olmayacak. İşte o gün belki de liberal dış politikamız reel ve acı gerçeklerle yüzleşecek. Bakalım bu süreçte neler yapacağız. Bu hem savaşın, hem de bölgenin geleceğinde belirleyici olacak.

Savaşın çıkma sebepleri, ülkelerin gerçek emelleri ve Türkiye’ye yönelik olası sonuçlarına değindim. Şimdi bekleyip Kasım ortasına kadar önce raporun açıklanmasını, sonra da olacakları göreceğiz. Kim bilir belki 9 Aralık akşamı bambaşka ve asla şimdiki gibi olmayacak bir dünyaya uyanırız. İnşallah olmaz ve inşallah bu topraklardaki kan durur diye dileyeceğiz dilemesine de göz göre göre gelen gerçeği de görmezden gelmeyeceğiz. Umarım biz haksız çıkarız ve savaş olmaz, olursa işte o zaman bizleri yepyeni bir dünyaya götürecek süreci şanslı olanlarımız hep beraber görecektir.

Bilal ERTUĞRUL

04.11.2011

01:17

Reklamlar

Read Full Post »