Feeds:
Yazılar
Yorumlar

Archive for 27 Kas 2011

Bizim de Yaşadığımız Hayattır Kardeşim…

Bizim de yaşadığımız hayattır kardeşim. Biz de nefes alıp vermekte, sebepli sebepsiz sevmekteyiz. Biz de hayaller kurarız. Ve biz de yeri geldiğinde el değmemiş hatalarımızda yüzeriz. Bu yazıda seni anlatıyorum. Adını da veriyorum. Adın Ali Utku Yanaroğlu. Ali’yi herkes biliyor ama Utku’yu kolay kolay anlamıyorlar işte. Ya da sen anlatamıyorsun be kardeşim.  Yazdın mı Utku’yu googladın mı pek çok şey de yaptığın gibi bilmiyorum. Ama ben yaptım. Karşıma birçok emek harcanıp, tehlikelerle tehditlerle yüzleştikten sonra ulaşılan zafer geldi. Bilmiyorum belki başka anlamları da vardır ama bana seni en çok bu anlattı be kardeşim.

Bugün seni anlatmak istedim be kardeşim. Seni sana ve seni tanıdıklarını zanneden ya da yoklama sırlarında görenlere anlatmak istedim. Bak ben de diğerleri gibi senin üzerinden prim yaptım. Ama bunu senin için yaptım. Dertlendiğinde al oku diye yaptım. Günün birinde çok uzaklarda olsam da beni anman için yaptım belki de.

Evet sen; Ali Utku Yanaroğlu. Bir masum yüreği anlatmak haddime değil ama çalışıyorum işte. Sen sağlam bir yürekle dostluğa ulaşmak için çabalarken en yakınındakilere bile kendini anlatmakta zorlanıyorsun. Çünkü hani sen de dersin ya başka bir şeyin kafasını yaşıyorsun. Amaçların var o amaçlarla yaşıyorsun. Bazen yoklukta varlık arıyorsun ya; ya da hani o kitaplarda kendini kaybediyorsun ya belki de en çok o anlarda kendi kafanı yaşıyorsun. Arada yalanda söylüyorsun küçük kavgalardan haz alıyorsun ama sonunda dur bir dakika ne yaptım da diyebiliyorsun. Anadolu’yu hani bu birilerinin hiç anlamayacağını iddia ettiğim Anadolu’yu yüreğinde taşıyorsun. Bana en çok burada yaklaşıyorsun bundan vazgeçilmez oluyorsun. Aldanıyorsun, aldatıyorsun bazen az konuşurken sloganlara yükleniyorsun. O sloganlar da seni sana anlatıyor demedi deme bana. Ha arada maceralarda arıyorsun. O kahvenin köşe başında kendi locanda yaşarken bazen dışarıdan da çok korkuyorsun.

Arada seviyorsun ama belki benim gibi hayallerinden dolayı sevdanı da yaşayamıyorsun. Unutmuyorsun zamanını bekliyorsun. Ama sebepsiz kaçışlara girmiyorsun. İşte burada benden ayrılıyorsun. Bu ülke için insanları için yaşıyorsun. Yada yaşamaya çalışıyorsun. Başbakanı çok seviyorsun arada sevdiğinden de olsa kızıyorsun. Dostlar arıyorsun bazen buluyorsun ama ne kadar anlaşılıyorsun. Amaçlarına yürüyorsun demedi deme, bazen hayata geç kaldığını düşünüyorsun ama emin ol sen de bu hayatı iyi yaşıyorsun. Çok okuyor çok anlamaya çalışıyor ama bazen gereğinden çok azını anlatıyorsun. Ha bir de hiç yazmıyorsun ya belki de en çok bundan kaybediyorsun.

Hayallerine sahip çık, Anadolu’na o tertemiz yanına sahip çık bırakma onu. Seni niye sevemediklerini anlamayanlar anlayana kadar hatta ölene kadar bırakma. Kitaplarına sarıl anlatamadığında bir de günlük tutmaya başla kanımca. Hani dedim ya kahveden zaman kalırsa. Ha bu arada yeni bir işe başla ama sırf başlamış olmak için değil. Başkalarında anlamayacakları şeyleri anlatmak için değil. Kendin için, doğru yer ve zamanda. Bir de başucu kitaplarına daha düzgün davran onların avukatı olarak da beni hatırla. Yerlere saçılan peçetelerle alıp veremediğin neyse onu da bırak. Emin ol bir baltaya sap olduğunu zannedenlerin toplamının sap olamayacağı baltalar bile seni bekleyecek. Ama amacın sap olmak olmasın onu başkalarına bırak, amacın birilerine olmadığın gibi görünmek de olmasın. Zaten öyle görünen o kadar adamdan bozma sap var ki. O yüzden sen sadece kendin ol, yine Ereğli’nin il olacağı zamanlara kur saatini ve uzakta kalan sahil kasabası arkadaşlarıyla paylaşılamamış masaları gör rüyalarında. Ama bunlar seni sen yaptıkça sana kazandıracaktır da bunu da unutma.

İnsanı sırf insan olduğu için sevmeye devam et, adı sanı ne olursa olsun ön eklerde takılı kalan gözlükler de yaşamış insanlara inat ve hani şu Kaf Dağı’nda o dağa çıkması mümkün olmayacak karaktersizlerle oturup aşağıda olduğunu görmeye çalışan ama göremeyip sadece buna inananlara inat ne kadar yukarda olduğunu anlatma onlara. Biraz da şu günahsız modundan ayrıl kanımca. Sonra ilk taşı sen atıyorsun. Sıratı biz yaşıyoruz. Zaten bir daha sana taş atan olursa sen gül atarsın kanımca.

Neyse bildiğiniz gibi ben yakın bir zamanda uzun bir yolculuğa çıkıyorum. Başı da sonu da belli değil ama içimden bir ses veda etmem gerektiğini söyledi dün gece. Sonra açtım dinledim. Bizim de yaşadığımız hayattır kardeşim dedim. Aklıma sen geldin önce senle başladım. Yıllar sonra seni bana birkaç kelimeyle sorarlarsa adam, dümen, mavra ve utku diyeceğim. İşte o gün bahsettiğim Utku’nun çekilen çilelerden sonra büyümüş ve amaçlarına ulaşmış Utku olması dileğiyle. Kimileri öyle görmese de, kimileri öyle saymasa da, hatta birileri anlamayıp adamdan saymasa da; Bizim de yaşadığımız hayattır be kardeşim…

Bilal ERTUĞRUL

27 Kasım 2011

20:14

 

Reklamlar

Read Full Post »