Feeds:
Yazılar
Yorumlar

Archive for 01 Nis 2012

BEŞİKTAŞ – NEREDE O HAYALLER! – 1…

SÜPER FİNAL’E DOĞRU – 1…

BEŞİKTAŞ – NEREDE O HAYALLER! – 1…

Spor Toto Süper Lig’de 34 haftalık zorlu maratonun sonlanması ve 6 haftalık Süper Final’in başlamasına çok az kaldı. Oynanan 33 maç üzerinden Süper Final’e doğru ilk 4 takımı değerlendirmek ve son bir genel değerlendirme ile Süper Final’e yönelik düşüncelerimi sizlerle paylaşmak istedim. Bu bakımdan da şu anda ilk 4’ün son takımı olan Beşiktaş’tan başlayarak Trabzonspor, Fenerbahçe ve Galatasaray’ı sırasıyla analiz edeceğim.

Bir takımın her şeyi sorun olur mu demeyin olur bal gibi olur inanmazsanız Beşiktaş’a bakın, alın size örneği ortada. Ben analizlerimi yaparken önce taraftardan başlayıp sonra sırasıyla yönetim, teknik direktör ve futbolculara değineceğim ve açıkça söyleyeyim bunların hepsi Beşiktaş için büyük bir sorun ve ilerisi için de tünelin ucunda ışık görülmüyor. Hâlbuki sene başında Beşiktaş’ın yıldızları, taraftarının coşkusu, yönetimlerinin tecrübelenmesi derken siyah beyazlılarda ciddi bir umut, rakiplerinde de ciddi bir korku mevcuttu. Ama bugün dağ sadece küçük, sevimli ama yokluktan başka izahı olmayan bir fare doğurdu. İşte bu yüzden bu yazının adı Nerede O Hayaller diye koydum.

Analizimize taraftardan başlayalım. Öncelikle bu kötü gidişte hiçbir rolü yokmuş gibi görünen ama en çok rolü olduğunu düşündüğüm taraftardan. Beşiktaş benim dünyaya geldiğim yıllarda Türkiye’de fırtına gibi esen bir kadroya, Başkan Seba’ya sahipti. Aradan yıllar geçiyor, bir gün Dolmabahçe semalarından Ahmet Dursun, Seba Gitsin nidaları yükseliyordu. Evet, Seba yaşlanmıştı ama takımını, kulübünü vereceği isimleri kendi yönetimlerinde büyütüp işin ehli olana kulübü bırakmak istiyordu. Ama taraftar buna izin vermedi. Seba gitti, Ahmet de çok dayanamadı gitti, Serdar Adalı geldi. Lucescu ile yaşanan başarılı dönemden sonra bugün bile Türkiye’de vicdanlarda kara leke olarak kalmış olan Samsun Faciasıyla kulüpte işler terse gitti. O günlerin gazetelerini okursanız memlekette nasıl dümenler çevrildiğini, bugün anamızın ak sütüyle karşılaştırılanların tezgahında bir kulübün nasıl 5 ayda yok edildiğini anlarsınız. İşte o dönemde taraftar yine sesini yükseltti ve Lucescu da gitti. İşte o günden bu güne bu kulüp gün yüzü görmedi. Taraftarın gitsin dedikleri gitti ama gitmesi gerekenler hiç gitmedi. Taraftar şovlarıyla takımın önüne geçti ama maddi olarak da kamuoyundaki güç olarak da yavaş yavaş 3. Büyük apoleti kabul edildi. Bu sezon başında taraftar yine şık hareketlere, topuk paslarına, travelalara kandı ve yine sadece hayallerle kaldı. Bu sebepten yıllar önce Seba ve Lucescu’ya yapılanlarla başlayan süreçte yaptığı hatalarla taraftarlar kulübün bugünkü durumunun da baş sorumlusudur ve önce kendilerini sorgulamalıdır.

Taraftardan sonra onun temsilcisi olması gereken yönetime gelelim. Malum senen başında şike soruşturmasında Beşiktaş da Fenerbahçe ile beraber ismi geçen kulüpler arasındaydı. Zor günler yaşanıyordu. Ve Beşiktaş bir tercih yaptı, suçlu ya da suçsuz Fenerbahçe ile beraber hareket edilecek ve bu şekilde işin içinden çıkılmaya çalışılacaktı. Hâlbuki az önce kızdığım ama hakkını da teslim etmemiz gereken taraftarının “Temizlenin de Gelin” tezahüratı referans kabul edilip kulüp savunulmalı ama başkalarının dümen suyunda gidilmemeliydi. Bu da pekâlâ yapılabilirdi. Nasıl mı açıklayalım. Öncelikle Tayfur Havutçu ve Serdar Adalı 3 Temmuz’da ilk dalgada alınmamıştı. Daha sonra içeriye alınmalarına sebep olarak sadece yeni deliller ya da sanık ifadeleri gösterilebilirdi. Hâlbuki onlar için 3 ay önce yapılmış bir transfer harekâtının transfer şikesi suçlaması vardı. Öyleyse neden 3 Temmuz’da içeri alınmadılar. Sırf bu noktalara bile bakıldığında ülkede pek çok kişi Beşiktaş’ın Fenerbahçe’nin oluşturduğu kamuoyu baskısı sebebiyle kurban edildiğini anlarken bunu bir Beşiktaş yönetimi anlamadı ve yanlış yönde, hem de adil olmayan yöne saptı. Bu sezonun ilk büyük hatasıydı ve sanırım acısı daha sonra çıkacak bir hataydı.

Sportif konulara gelince teknik direktör arayışlarında geçici bir süre için Carvalhal seçimi tamamen eski başkan Demirören ve Portekiz çetesinin ilişkilerinin bir sonucu oldu. Transferler eksik kaldı. 2 yıldır sağ beksiz, net bir santraforsuz ve güven veren bir kalecisiz oynayan takımda bu mevkilerin hiçbirisine transfer yapılmaması tam bir başarıydı ve hak ettiği karşılığı da ligde aldı. Sezon başlarken 8 defans oyuncusundan 6’sı stoper, 2’si de sol bekti. Sağ beke orta sahadan bozma Hilbert ve Joker Ekrem ya da stoperden Toraman kaydırılarak sorunun çözüleceğine inananlar geçen yılı ve yaşanan hezimeti çabuk unutmuştu. Devre arasına girildiğinde zirveden çok kopmamış, Avrupa’da yoluna devam eden takıma maddi sebeplerden transfer yapılamaması da maddi olarak son yıllarda yaşanan başarısızlığın en acı örneğiydi. Yani yönetim sadece bu yıl değil son birkaç yıldır zaten yeterince başarısızdı.

Bu sürecin sonunda Başkan Yıldırım Demirören’in Futbol Federasyonu başkanlığına gidişi ve Fikret Orman’ın yeni başkan olarak seçilmesinin etkilerini ise Süper Final ile beraber izleyip göreceğiz. Ancak Süper Final’de ne olursa olsun Beşiktaş’ta bir ciddi temizlik dönemi gelmiştir ve bu temizlik yapılmazsa uzun yıllar yaşanacak gerileme hali hazırda başlamıştır.

Not: Yazının devam bölümünde teknik heyet ve futbolculara değinip, tek tek oyuncu analizimle Beşiktaş analizimi sürdüreceğim.

Bilal ERTUĞRUL

1 Nisan 2012

17:51

Reklamlar

Read Full Post »