Feeds:
Yazılar
Yorumlar

Archive for 02 Nis 2012

BEŞİKTAŞ – NEREDE O HAYALLER! – 2…

SÜPER FİNAL’E DOĞRU – 2…

BEŞİKTAŞ – NEREDE O HAYALLER! – 2…

Yönetim ve taraftar analizlerimizden sonra teknik ekip ve oyuncuları da es geçmeyelim. Carlos Carvalhal adamlığı, temiz yürekliliğiyle bizden birisi oldu. Taraflı tarafsız hepimiz sevdik onu. Forma rekabetinde de disiplinde de geçici bir hocaya göre iyi işler yaptı. Ama Carlos bu görevi, bu zorlu görevi bence yapamadı. Neden mi onu açıklayalım. İlk önce derbilerde maç kazanamadı ki bu süper final öncesi takımın en büyük zaafı olarak duruyor. Maçların seyrini değiştirecek cesaret ve teknik yetenekten yoksun olması da ne yazık ki onun başarısız olmasına yol açtı. Dahası Veli, Edu, Ekrem, Sidnei gibi Spor Toto Süper Lig’den düşen takımlarda bile işi olmayacak isimlere tanıdığı şans adaletten öte, beyhude oldu. Bu oyuncular yerine farklı işlere yönelse sanırım bugün farklı bir konumda olurdu. Sezon sonu görevden ayrılmasını bekliyorum ve açıkça süper finalde de yine sahada mücadele etmek için kendilerine tüm inancı aşılayan ama son vuruş için gerekli cesarete sahip olamayan bir hoca olarak devam edecektir.

Oyuncu analizimde kaleden başlayıp forvete kadar tek tek değerlendirme yapacağım. Kalede Rüştü gerek tecrübesi gerekse de ağabeyliğiyle takıma son katkılarını yaptı ve eldivenleri asma zamanı geldi. Cenk ikinci Hakan Arıkan olmaya doğru hızla yol alıyor. Ceza alanı içinde iyi bir kaleci ama hatalı çıkışlar, uzaktan yenen amatörce goller oyununun değişmez bir parçası olduğu müddetçe bu takımın kalesinde sadece başarısızlığa yelken açar, ve o arada gemiyi de batırır. Kritik maçlarda (Fenerbahçe Christian Golü, Galatasaray Elmander Golü) yaptığı hatalarla sene sonu iyi bir kaleci transferini zaruri hale getirdi. Stoperlerde Egemen ülkede şüphesiz mevkisinin en iyi ismi olarak ön plana çıktı. Partneri Sivok ile beraber iyi de bir ikililer. Gelecek yıl sakatlığın etkilerinden kurtulan Ersan Gülüm, genç Atınç Nukan ve İbrahim Toraman’ın yedek stoperler olacağı düşüncesiyle transfer gerektirmeyen tek mevki. Sağ bekte Hilbert oynadığı dönemlerde insan üstü çalışkanlığıyla çok katkı verdi. Ama sakatlığında takım tamamen çöktü. Buradan da anlaşılacağı gibi sağbeke kanımca Türk olmasında fayda var bir alternatif oyuncu transferi gelecek yıl olmazsa olmazlardan. Sol bekte İsmail Köybaşı ve Tanju Kayhan iyi bir ikili olarak göze çarptılar. Ancak İsmail’in ülke olarak beklediğimiz hücum patlamasını ne zaman yapacağı halen merak konusu. Zaman zaman sağ bekte de görev yapan Ekrem takımın jokeri. Ama bana göre modern futbolda joker olmaz, jokerseniz hiçbir mevkide hak ettiği biçimde oynayamıyorsunuz demektir ve bu durumda başarısızsınızdır. Rakiplerini de düşündüğümüzde bence Sidnei ile beraber defansif oyunculardan seneye kadroda olmasının düşünülmesinin bile yanlış olacağı isimlerden birisi.

Orta saha oyuncularına Manuel Fernandes’ten başlamamak saygısızlık olur kanımca. Türkiye’de mevkisinde Selçuk İnan’la beraber tüm sezonun en iyi iki isminden birisiydi. Takım süper finale onun sayesinde geldi ve burada da can yakacak ama izleyen herkese zevk verecek performanslar ortaya koyacaktır. Partneri Ernst yine iyi bir sezon geçirdi ama yaşlandığı düşünüldüğünde seneye bu mevkide bir alternatife ihtiyaç var. Mehmet Aurelio artık kariyerinin sonuna geldi ve bence yeni sezonda o da Rüştü gibi takımda olmamalı. Necip 2 yıldır kendisinden beklenen gelişmenin parıltılarını verdi ama halen bu takımda direkt oynayacak kapasitede değil. Sanırım oyununun en zayıf yönü cesaretsizliği ve bunu geliştirmeden modern futbolda asla yer alamaz. Ama seneye de kadroda yer almalı. Son olarak göbekte 40 maça çıkan hücuma yakın oynamasına rağmen sadece 2 gole imza atan Veli Kavlak’a gelelim. Koşan, mücadele eden ama bal yapmayan bir arıdan farksız Veli. Modern futbolda bal yapmadan yaşama şansınız yok, ben yen yönetimde olsam Avusturya Milli Takımı’nda oynamasını da düşünerek ortalama bir fiyata elden çıkarırım. Aksi takdirde Veli’nin ilk 11 oynadığı bir takımın bırakın şampiyonluğu ilk 3’ü bile yakalaması sadece mucizedir. Gelelim Portekiz çetesinin kanat oyuncularına. Simao Sabrosa yaşının da etkisiyle verimliliği düşen bir oyuncu ama mücadele eden, oyun bilgisi üst düzey, takıma zarar vermeyen bir oyuncu. Ama bu yıl gösterdi ki Quaresma kesinlikle bir takım oyuncusu değil dahası takımlarına zarar veren bir oyuncu. Koşmayan, sürekli kart peşinde koşan dahası bu yeteneklerini kullanmayarak en çok kendisine ihanet eden bu oyuncudan sene sonu kurtulamayan bir Beşiktaş gelecek yılı da unutsun derim.

Çetenin ileri uçtaki etkisiz elemanı Almeida 2 metre boyla nasıl kafa gölü atamazsınız isminde film çekse sanırım Oscar alır. Ben hayatımda bu boyda bu kadar kötü kafa vuran bir oyuncu görmedim. Şutu dışında hiçbir üstün özelliği yok ve seneye de kalsa faydası yok. Sene sonu o da elden çıkarılırsa (tabi alan olursa) çok iyi olur. Ve ligde açık ara 2011 – 2012 sezonunun en kötü oyuncularından Edu’ya gelelim. Stoperden olma santrafor sadece sol ayağıyla şut çekebiliyor. Bırakın koşmayı yürümekte bile zorlanıyor ve Beşiktaş’ta her maçta kurtarıcı olarak oyuna giriyor. Ne diyelim Edu sana değil seni oynatan bakmak lazım. Ve emin ol sene sonunda ikinize de yeni kulüp lazım. Filip Holosko da bu yıl kayıp bir yıl yaşadı. Seneye hoca değişirse kalmasından yana olduğum oyunculardan ama Carvalhal kalacaksa gönderin adamı da futbolu hatırlasın. Ve ligin hücum hattında Beşiktaşlılar için tek iyi haberi “Pektemek Gol demek”. Evet bu tezahürat Carvalhal’e rağmen bu yıl iyice duyuldu. Seneye takımın en önemli oyuncularından ve direkt ilk 11 olmalı. Ancak bana göre tam bir çift forvet oyuncusu ve Elmander gibi bir oyuncuyla beraber oynasa Avrupa’nın en uyumlu ikililerinden birisi bile olabilirdi. Bu yıl pek şans bulamayan Mehmet Akyüz seneye kiralık verilmeli ve bence çok hantal olan Bebe de Manchester’dan bir daha kiralanmamalı. Başkasının gencini büyüteceğine kendi Muhammed’ini büyüt daha iyidir.

Şimdi teknik bir analizle Beşiktaşın sezonuna bakalım. Beşiktaş 33 haftada 15 galibiyet, 9 beraberlik, 9 da mağlubiyet aldı. 49 gol atıp 38 gol yedi. Tüm bu rakamlar bile sezonun ne kadar kötü geçtiğini gösteriyor. Uefa Avrupa Ligi’nde son 16 seneye sizi Avrupa’ya götürmüyor ve kupada Bolu’ya elenen bir takım zaten pek de Avrupa’yı sallamıyor. Ama Carvalhal halen geçen yıldan başarılıyım diyor. 7 kırmızı kart gören ancak bu arada rakiplerinden sadece 2 kişi atılan Beşiktaş’ın hırçınlığı da bu yıl canını acıtan konulardan oldu. Tabii bu rakamlar takımın ne kadar başsız olduğu ve disiplinin eski bir adet olduğunu da gösteriyor. Deplasmanda son 9 maçından 1 galibiyet çıkartan bir takımın şampiyon olması da haliyle rüyadan öteye gitmiyor.

Sonuç olarak Beşiktaş bir hafta öncesine kadar türlü pembe yalanlarla kendisini avuttuğu ama başından sonuna hüsran, dahası disiplinsizlikle yoğrulmuş bir sürecin tam ortasında duruyor. Lig bitiyor ama bu takımın sorunları çözülecek gibi durmuyor. Çünkü sorun en baştan başlıyor. Dediğim gibi bugün Beşiktaş için başta taraftar için yeniden düşünme zamanıdır ve bu duyulan sesler emin olun tehlike çanlarıdır. Eğer bu kulüp böyle devam ederse yakında çok daha kötü zamanlar yakındır.

Bilal ERTUĞRUL

1 Nisan 2012

19:49

Reklamlar

Read Full Post »