Feeds:
Yazılar
Yorumlar

Archive for 03 Nis 2012

TRABZONSPOR – BİR ŞENOL GÜNEŞ KLASİĞİ – 3…

SÜPER FİNALE DOĞRU – 5…

TRABZONSPOR – BİR ŞENOL GÜNEŞ KLASİĞİ – 3…

Bu serinin ilk yazısında öncelikle Trabzonspor için 2010 – 2011 sezonu sonunda yaşanan şampiyonluk kaybı travmasını, şike soruşturması kapsamında ortaya çıkan belirsizliği, takımın sezon boyunca gösterdiği performansı ve taraftar, yönetim ve teknik direktör analizlerimi yaptım. Tıpkı Beşiktaş değerlendirmesinde yaptığım gibi mevki mevki oyuncu oyuncu değerlendirme yapacağım ve son olarak da süper finalle ilgili beklentilerimi aktaracağım.

Önce kalecilerden başlayalım analizimize. Trabzonspor bu sezon 39 gol yiyerek süper finale giden 4 takım arasında en çok gol yiyen takım olarak dikkat çekmesine rağmen takımın en iyi mevkilerinin başında bana göre kaleciler gelmektedir. Geçtiğimiz yıl mükemmel bir sezon geçiren Onur Kıvrak son 2 aya girilirken sakatlandığında pek çok Trabzonlu şampiyonluktan umudunu kesmişti. Ancak daha önceki yıllarda şans bulduğunda güven vermeyen Tolga Zengin öyle bir performans sergiledi ki Onur iyileştiğinde yedek kulübesine mahkum oldu. Tabii Tolga’nın bu performansında hocasının ülkenin gelmiş geçmiş en iyi kalecilerinden birisi olmasının da rolünü göz ardı etmemek gerekiyor. Sözleşmesini uzatan Onur mücadeleden kaçmayacağını ve formasını geri almak için sırasını bekleyeceğini ilan etmiş oldu. Ancak bana göre rotasyonun pek olmadığı bir mevki olan kalecilik için 2 milli kaleci bir takıma fazla ve eğer Tolga için iyi bir teklif varsa sezon sonunda kulübe para kazandırarak ayrılmasına izin verilebilir. Henüz 23 yaşındaki Onur’un arkasına iyi bir yedek kaleci bulunursa bu mevki uzun yıllar sorunsuz olarak gider. Olur da Tolga satılmazsa da fazla kaleci göz çıkarmaz ve bu mevki seneye de takımın en rahat mevkisi olur.

Takımın yediği gol sayısında en önemli kusuru gördüğüm bölüm ise savunma oyuncuları. Egemen gibi bir stoperin açığını doldurmak zaten zorken bir de onun partneri Glowacki’nin sürekli sakat olması stoperde Giray – Mustafa ikilisinin doğmasına yol açtı. İkisi de sert oyuncu olan ikilinin hızlı oyunculara karşı sorun yaşadığını ve açık oynayan bir takımın yükünü kaldıramadığını düşünüyorum. Kanımca seneye Giray’ın yanına top hakimiyeti de olan genç ve hızlı bir stoper alınmalı ve bu isim de Kayserispor’dan Eren Güngör, Gaziantepspor’dan Danny ya da Emre Güngör olabilir. Her iki kulüple de iyi ilişkileri olan Bordo Mavililer bence bu 3 isimden birini transfer edip Mustafa ve Glowacki’nin de yedek beklemesiyle bu mevkideki açığını kapatabilir. Sol bekte Cech ve Ferhat özellikle ikinci yarıda takıma alıştıkça yeterli olacaklarını gösterdiler, sağ bekte de Serkan ve Celutska kanımca gelecek yıl da bu takımda yer alması gereken isimler. Yani Trabzonspor’un savunması gelecek yıl iyi ve hızlı bir stoperle takviye edilirse Şenol Hoca için bu bölgedeki sorunlar sonlanacaktır.

Orta alana geldiğimizde takımın performansının şekillendiği bölgeyle karşılaşıyoruz. Geçen yıl takımın komutanı Selçuk’un Galatasaray’a gitmesi, Colman ve Alanzinho’nun sene başındaki formsuzlukları ilk yarıda bu bölgede yaşanan sorunların çözülememesine neden oldu. Ancak ikinci yarı özellikle Colman’ın performans artışı takımın daha başarılı olmasını sağladı. Geçtiğimiz yıl Jaja, Yattara ve Engin Baytar’ın üstlendiği hücuma dönük oyuncu rolünü üstlenen Alanzinho’dan başlayalım. Alanzinho ilk yarı pek ortalarda gözükmüyordu ancak özellikle sene sonuna doğru performansını çok iyi bir düzeye çekti. Ona benzer bir performans artışı gösteren Colman’la beraber takımın süper finaldeki kaderini de ellerinde tuttuklarını düşünüyorum. Yeni transferler Volkan ve Adrian’ın bu rolün en azından bir kısmını üstleneceği düşünülüyordu ama ne yazık ki özellikle Volkan tam bir hayal kırıklığı oldu. Seneye de böyle olursa sanırım Sercan’la 5 büyükler dışında Anadolu kulüplerinde yeniden buluşabilirler. Bölgenin en istikrarlı isimleriyse Karşıyaka’dan gelen Aykut ve Zokora oldu. Aykut 17’si ilk 11 olmak üzere 30 maça çıktı ve birkaç yıl içinde Şenol Güneş’in ondan bir Selçuk daha çıkaracağını düşünmeme neden olan bir oyunu var. Zokora ise tecrübesi ve sertliğiyle takımın en kötü oynadığı maçlarda bile farkını hissettirdi ve bence yılın en iyi transferi oldu. İkinci devre başlarken alınan Olcan’da takıma katkıda bulundu ve seneye çok daha faydalı olacağını düşünüyorum. Jebrin, Sercan ve sakat Barış’tan verim alınamadı. Bana göre Jebrin ve Sercan seneye kiralık verilmeli. Barış’ın forma giymeye hazır olacak olmasına rağmen bu mevkiye Alper Potuk gibi genç ve çift taraflı bir oyuncu alınması hem kadro derinliği hem de uzun vadeli planlama açısından iyi olacaktır.

Forvete geldiğimizde takımın en zayıf bölgesiyle karşılaşıyoruz. Peki en zayıf bölge buysa nasıl bu takım ligin en çok gol atan 2. Takımı diye soracak olursanız da 32 gollü Burak Yılmaz’la karşılaşıyoruz. Evet Burak mükemmel bir sezon geçirdi ama Halil, Vittek ve Burak’a partner olarak alınan Henrique’nin forma buldukları 78 maçta sadece 9 gol atması bu mevkideki sıkıntıyı gözler önüne seriyor. Rakipler tüm önlemleri Burak üzerine alınca bu oyuncu hem çok yıpranıyor hem de bazen gereksiz bencilliğe giriyor. Bu bağlamda seneye Burak’a iyi bir partner ve genç bir alternatif alınması şart. Eğer bu transferler yapılırsa futbolunun en iyi dönemindeki Burak daha da başarılı olabilir. Aksi takdirde takım onun ayaklarına bakmaya devam eder ve şanssız bir sakatlık olması halinde bunun altından kalkamaz. Bence takımın Colman ile beraber en önemli iki isminden birisi ve mutlaka daha iyi partnerlerle desteklenmeli.

Trabzonspor’un oyuncu analizini de yaptıktan sonra sıra geldi süper final tahminine. Kanımca süper finalden önce alacağı seyircisiz oynama cezasıyla süper finalde ev sahibi avantajı olmayacak Bordo Mavililer için bu kötü bir haber. Ancak takımın son dönemdeki performansı, önemli bir sakatlarının bulunmaması ve Şenol Güneş faktörüyle bence süper finalde can yakacaklar ve içerde Fenerbahçe’yi yenerlerse Şampiyonlar Ligi biletini almaları hiç de sürpriz olmayacak. Ancak süper finalde ne olursa olsun oturmuş yönetim ve teknik heyetiyle bir stoper ve bir forvet takviyesiyle seneye Galatasaray’la beraber en hazır takım olacaklarını düşünüyorum.

Bilal ERTUĞRUL

3 Nisan 2012

14:42

Reklamlar

Read Full Post »

TRABZONSPOR – BİR ŞENOL GÜNEŞ KLASİĞİ – 2…

SÜPER FİNALE DOĞRU – 4…

TRABZONSPOR – BİR ŞENOL GÜNEŞ KLASİĞİ – 2…

Trabzonspor ile ilgili genel sezon değerlendirmesini serinin ilk yazısında yaptım. Bu yazımda taraftar, yönetim ve bana göre bu yılki başarının mimarı Şenol Güneş’in teknik ekibine değinip, onların performanslarının analizini yapacağım, devam yazımda da süper final de olası performanslara ve oyunculara değinerek Trabzonspor analizini noktalayacağım.

Öncelikle taraftarlardan başlayalım. Kolay değil 27 yıl süren bir hasret söz konusu olan. Bugün tribünleri dolduran kitlenin çoğunluğunun gençlerden olduğunu düşünürsek henüz pek çoğu şampiyonluk duygusunu tatmamış ama hep büyük olarak bildikleri, bir şehrin kimliği haline dönüşmüş bir takıma gönül vermiş taraftarları. Borda Mavililer bu 27 yıl içerisinde bazen çok kötü sezonlar geçirdiler. Bir dönem Kocaeli, Sivas, Gaziantep, Kayseri, Gençlerbirliği gibi takımların onları sıralamada nasıl geçtiklerini de gördüler. Ne olacak demeyin, eğer bir takım Anadolu’nun tek temsilciliğini 40 yıla yakın yapmışsa ve birileri bu unvanı elinden alıyorsa can sıkıcıdır. O takımın taraftarları için İstanbul karşıtlığının paylaşılması anlamsızdır. İşte bu zor yıllardan sonra sonunda Bursaspor 5. Şampiyon olarak 2010 yılında bu unvanı paylaşmaya ve 5. Büyük olarak adını yazdırmaya başlayınca Trabzonsporlular için acaba bir daha şampiyon olamaz mıyız soruları kaçınılmaz oldu.

Hele ki şampiyonluğu averajla kaybeden takımın 5 as oyuncusu da gidince taraftar iyiden iyiye havlu attı. Belki Trabzonlu arkadaşlarım itiraz edebilir ama ligin başında Avni Aker’in Şampiyonlar Ligi maçlarında bile dolmamasının başka bir izahı yoktu. Dahası yeni kurulmuş bir takımın herkesten daha fazla bu taraftara ihtiyacı vardı. Ne yazık ki Trabzon taraftarı bu konuda başarısız oldu. Dahası taraftarın uyanması da çok geç oldu. Takım tam rayında giderken kimi zaman takıma zarar vermeye başlayan gerginlik son Fenerbahçe maçında zirve yaptı. Sahaya atılan maddeler ve küfürlü tezarühatın sonucu 3 maç saha kapatmaktan az olmayacaktır ve bu durumda da takımın en çok desteğe duyduğu süper finalde bordo mavililer tüm iç saha maçlarını seyircisiz oynayacaklardır. Bence son olaylardan sonra taraftarlar için oturup düşünme zamanıdır. Bu takım tüm beklentileri aşmıştır. Takımı bırakın bu şehrin çocuğu Şenol Güneş şehrin kimliği anlamına gelen bu ruhun korunması için gece gündüz demeden çalışmış ve bence başarılı da olmuştur. Bu noktada yapılması gereken son derbi maçta olanlar mıdır, bence Trabzonlular bunu düşünmelidir. Ve bence taraftarlar bu yıl sınıfta kalmıştır.

Şimdi gelelim yönetime. Bence Trabzonspor yönetimi de sene başında yaşanan şike soruşturması süresince ne yapacağını bilemedi. Kendi isimlerinin de geçtiği soruşturmada nasıl bir karar çıkacağını bilememeleri, dahası eldeki değerli oyuncuların sözleşmelerini geçen yıl devam ederken uzatmamış olmaları uzun yıllar ligin tozunu atacak bir kadroyu kaybetmelerine neden oldu. Yani sene başında başarısız oldular. Ancak sezon ortasında özellikle Olcan Adın transferi için gösterdikleri çaba, yeni stat ve çeşitli projelerde geldikleri noktayı düşünürsek sene başında ki belirsizliğin de mazeret kabulüyle sınıfı geçtiler. Trabzon’da Başkan Sadri Şener’in futbolu Şenol Hoca’ya emanet edip profesyonel bir yönetim oluşturması da kanımca gelecek yıllar için Bordo Mavililer’in en önemli avantajlarından birisidir.

Bu yazımın son kısmında bana göre bu yılki başarının mimarı Şenol Güneş ve teknik ekibine değinerek analizin ikinci kısmını tamamlayacağım. Şenol Güneş bir Anadolu çocuğudur. Ancak kendisini geliştirmiş bir Anadolu çocuğu. Trabzonspor’un efsane takımının kaptanlığını yapıp Türkiye’de kalecilik rekorlarını elinde tutarken de Milli Takım’ı Dünya 3.lüğünü taşırken de hep bir kimliği, kişiliği sunuyor, her şeyden önce anlaşılmak istiyordu. Anlatacak çok şeyi olan bir adam Şenol Güneş ve ne yazık ki canım ülkemde zaman zaman karizması, zaman zaman kıyafetleri, saç stili yüzünden eleştirilmiş hak ettiği değeri alamamış bir adamdır. Bana göre Fatih Terim’den sonra Türk futbol tarihinin en iyi 2. antrenörüdür. Ve şansa bakın her ikisi de çok eleştirilmelerine rağmen neden en iyi olduklarını aynı sezonda gösterdiler. Sezon başlarken kaybedilen oyuncular, kulübün içinde bulunduğu durum, taraftarın ilgisizliği gibi belli başlı etmenlerin hepimizden çok farkındaydı Şenol Hoca. Bu bağlamda eldeki kadrodan alabileceği verimin en yükseğini almaya çalışıyordu. Bazı oyunculara gereğinden fazla şans verdi, bazı oyuncuları geç form tuttu ama önce Şampiyonlar Ligi’nde teknik dehasıyla elde ettiği başarıyla kulübün silkinmesini sağladı, sonra da ikinci yarıyla beraber takımını şahlandırdı. Son haftalarda Gençlerbirliği ve Mersin İdman Yurdu maçlarındaki puan kayıpları olmasa takımını Şampiyonlar Ligi potasında süper finale sokabilirdi. Ama sakatı olmayan, kritik oyuncularını cezaları yüzünden oynatmamak durumunda kalmayacağı bir 6 maçlık süper finalde bana göre çok can yakacaktır. Ve beklentinin aksine bence şampiyonu belirleme anahtarı onun elinde olacaktır. Süper Final’de ne olursa olsun eldeki kadro ve imkanlar düşünüldüğünde bugün takımını taşıdığı pozisyon bence kesinlikle başarıdır ve gelecek yıllarda bu kadronun üzerine kuracağı takımla yeniden bir şampiyon takım oluşturmayı başaracaktır. Ancak artık başta Trabzonlular olmak üzere herkes onun hakkını vermeli ülke olarak onun bizim için bir değer olduğunu kabul etmeliyiz. Çünkü bu değerler kolay yetişmeyen ama ne yazık ki bizim gibi ülkelerde kolay kaybedilen değerlerdir. En azından bir sefer şu adama hakkını verelim ve saygıda kusur etmeyelim.

Not: Oyuncuların tek tek bireysel performans analizi ve olası süper finalde kulüp performansını serinin son yazısında aktaracağım.

Bilal ERTUĞRUL

3 Nisan 2012

12:39

Read Full Post »

TRABZONSPOR – BİR ŞENOL GÜNEŞ KLASİĞİ – 1…

SÜPER FİNALE DOĞRU – 3…

TRABZONSPOR – BİR ŞENOL GÜNEŞ KLASİĞİ – 1…

Karadeniz Fırtınası sezona oldukça zorlu ama umutlu günlerden geçerek başladı. Son olarak 1983 – 84 sezonunda şampiyonluk ipini göğüsleyen Trabzonspor bundan sonra şampiyonluğa en çok yaklaştığı yıllarda hep çok az puan farklarıyla Fenerbahçe’nin gerisinde kalmıştı. Geçtiğimiz yıl Beşiktaş ve Galatasaray’ın erken düştüğü şampiyonluk yarışında rakibine karşı 10 puanlık avantajını koruyamayan ve sene sonunda aynı puana sahip olduğu rakibine şampiyonluğu ikili averajla kaptıran Karadeniz ekibinde deyim yerindeyse tam bir travma yaşanıyordu.

Bu travmanın üzerine Umut Bulut, Engin Baytar ve Jaja’nın kendi istekleriyle satılması, sözleşmeleri sona eren Egemen Korkmaz’ın Beşiktaş’a, Selçuk İnan ve Ceyhun Gülselam’ın Galatasaray’a gitmesiyle son 3 yılda Şenol Güneş tarafından bin bir dikkatle kurulan kadronun ilk 11’inden 5 oyuncunun kulüpten ayrılması taraftarları büyük bir düş kırıklığına ve umutsuzluğa sevk ediyordu.

Ancak 3 Temmuz sabahı hiç kimsenin beklemediği Şike ve Teşvik Operasyonu bir anda her şeyi tersine çeviriyordu. Aziz Yıldırım başta olmak üzere Fenerbahçe yöneticilerinin tutuklanması, soruşturmanın Fenerbahçe maçlarına yoğunlaştığına dair çıkan haberler bir anda Fırtınayı ayağa kaldırıyor, tüm Trabzonlular kupanın kendilerine verilmesini istiyor, sokaklara çıkıyorlardı. Ancak çok geçmeden Başkan Sadri Şener dahil olmak üzere bazı Trabzonspor yöneticilerinin de sanık olarak ifade vermesi soruşturmada Trabzonspor’un da Teşvik Primi kapsamında adının geçmesiyle işler karışıyordu. Tüm bunların üzerine önce Şampiyonlar Ligi ön elemesinde Benfica’ya elenen, UEFA Avrupa Ligi ön elemesinde de şu ara kupada Yarı Finale yükselen İspanyolların güçlü ekibi Atletic Bilbao’yla eşleşen ve ilk maçta golsüz beraberliğe ancak kaleci Tolga’nın insanüstü performansıyla ulaşabilen Bordo Mavililer’de umutsuzluk yeniden başlıyordu. İşte bu noktada UEFA ve Türkiye Futbol Federasyonu arasındaki görüşmelerden sonra Fenerbahçe’nin Şampiyonlar Ligi’ne alınmaması ve yerine Trabzonspor’un alınması kararıyla Bordo Mavililer tekrar mutlu günlere dönüyordu.

İlk 11’inden 5 oyuncu kaybeden, şike soruşturmasındaki belirsizlik sebebiyle transferde geç kalan Bordo Mavililer sezona başlarken Zokora dışında öne çıkan bir transfer yapamadan girdi. Defansa Celutska, Marek Cech, orta alana Adrian, Aykut ve Zokora, ileri uca Volkan Şen, Halil altıntop, henrique ve vittek transferleriyle giren takımdan beklentiler oldukça düşüktü. Özellikle yönetim başarısız olmakla suçlanıyor ve şike soruşturmasının oluşturduğu ortam gözden kaçırılıyordu. Bu şartlar altında 3 kulvarda mücadele edecek olan Trabzonspor’un her 3 kulvarda da hiç şansının olmadığı genel görüşü hakimdi. İşte bu şartlarda başlayan mücadelesini 3 kulvarda inceleyeceğim Trabzonspor’u da yine taraftardan başlayıp yönetim, teknik kadro ve oyuncu performansları üzerinden analiz edeceğim.

Evet, sezona başlarken karışık bir süreçten geçen Bordo Mavili takımdan beklentiler oldukça düşüktü. Ancak özellikle Şampiyonlar Ligi’nde beklenmedik bir performans ortaya koydular. Elindeki kadrodan nasıl yararlanacağını en iyi bilen hocalardan olan Şenol Güneş hücumda yetenekli oyuncu sayısının azlığından defansif bir taktik anlayış ortaya koyarak sezona başlıyordu. Ligde kötü sonuçlar alınan günlerde İnter gibi 2 yıl öncesinin Şampiyonlar Ligi Şampiyonu’na karşı hem de deplasmanda alınan galibiyet bir anda taraftarlara umut aşılıyordu. Kendi sahasında Lille ile berabere kalan Bordo Mavililer Şampiyonlar Ligi’nde belki de en iyi oynadığı maç olan deplasmandaki CSKA maçında gruptaki tek yenilgisini 3 -0 gibi net bir skorla alıyordu. Kendi sahasında İnter ile berabere kalan Bordo Mavililer son maçta deplasmanda Lille ile kader maçına çıkıyordu. Grubun her ihtimale açık olduğu haftada Fransa Şampiyonu ile berabere kalan Bordo Mavililer CSKA’nın İnter deplasmanından son dakikalarda bulduğu gollerle galibiyetle dönmesiyle UEFA Avrupa Ligi’ne geri dönüyordu. Bu kupada Hollanda’nın PSV Eindhoven takımıyla karşılaşan Bordo Mavililer erken yedikleri gollerle her iki maçı kaybedip evine dönüyordu. Her şeye rağmen eldeki kadroyla Şampiyonlar Ligi’nde alınan puanlar ve maddi gelir önemli bir başarıdır ve kanımca Trabzonspor Avrupa’da başarılı olmuştur.

Türkiye Kupası’nda çeyrek finale kalma maçında deplasmanda Antalyaspor’a yenilen Trabzonspor için de tek hedef lig olarak kaldı. Süper Final’e girerken özellikle takımın ikinci yarı performansı taraftarları umutlandırıyor. Dilerseniz şimdi de Bordo Mavililerin ligde nasıl bir sezon geçirdiğine bakalım. Ligin ilk 3 haftasında galibiyetle tanışamayan Trabzonspor ilk yarı boyunca inişli çıkışlı bir grafik sergiledi. Özellikle Avrupa dönüşü maçlarda başarısız sonuçlar alan Bordo Mavililerin ilk yarı boyunca Beşiktaş ile beraber yoğun fikstürden en kötü etkilenen takım olduğunu da belirtmeden geçmemeliyiz. Ligin 16. Haftasına gelindiğinde son 6 haftada galibiyet alamayan, 5 galibiyet 6 beraberlik ve 5 mağlubiyetle 21 puan toplayan Bordo Mavililer 21 puanla 11. sıraya kadar düşmüş ve zirvedeki Beşiktaş, Galatasaray ve Fenerbahçe ile arasındaki puan farkı çift hanelere taşınmıştı. Dahası içerde Beşiktaş ve Galatasaray’a deplasmanda da Fenerbahçe’ye tüm derbileri kaybeden takımın süper finale kalması bile beklenmiyordu. Ancak Şenol Güneş takımını toparlamayı başardı. İkinci yarı derbi kaybetmeyen aynı 16 haftalık süreçte 31 puan toplayan Bordo Mavililer Burak, Tolga, Zokora ve Colman’ın önderliğinde Süper Final’e girerken ilk 2 sıradaki takımların işini bozabilecek ve Şampiyonlar Ligi hedefini kovalayacak takım olarak görülüyor.

Not: Bordo Mavili taraftarlara, yönetime, teknik ekibe ve futbolculara yönelik analizimi devam yazısında yapacağım.

Bilal ERTUĞRUL

3 Nisan 2012

07:59

Read Full Post »