Feeds:
Yazılar
Yorumlar

Archive for 04 Nis 2012

FENERBAHÇE – SONU BELLİ OLMAYAN BİR MÜCADELE -1 …

SÜPER FİNAL’E DOĞRU – 6…

FENERBAHÇE – SONU BELLİ OLMAYAN BİR MÜCADELE -1 …

Süper Final’e doğru ligi ilk 4 içerisinde bitiren takımların 2011 – 2012 sezonlarını değerlendirmeye sırasıyla devam ediyorum ve bu yazımda sıra Fenerbahçe’ye geldi. Fenerbahçe analizimde de tıpkı Trabzonspor ve Beşiktaş analizlerimde olduğu gibi önce sezonun bir özeti, sonra taraftar, yönetim, teknik ekip ve futbolcu analizimi yapacağım. Daha sonra da Galatasaray analiziyle süper final öncesi analizlerimi noktalayacağım.

2011 yılı tüm Fenerbahçelilerin uzun yıllar boyunca unutamayacağı bir yıl olacak. Önce 2009 – 2010 sezonunda Bursa’ya kaptırılan şampiyonluk, dahası yapılan yanlış anonsla kutlamalara boğulan Kadıköy’ün bir anda buz kesmesi, arada kaybedilen kupa finaliyle kupa hasretinin devam etmesi, 2010 – 2011 sezonuna yapılan kötü başlangıç, Türkiye Kupası’na grup aşamalarında veda edilmesi, önce Şampiyonlar Ligi sonra da UEFA Avrupa Ligi’ne daha ön eleme aşamasından veda edilmesiyle geçilen 2010 yılı tam bir kara yıl olmuştu. Tüm bu olaylardan sonra 2011’in 2. Yarısında 17 haftada elde edilen 16 galibiyet ve bir beraberlikle lig tarihinin en iyi tek devre performansını ortaya koyan takımın averajla da olsa şampiyonluğu kazanması tam anlamıyla Sarı Lacivertlileri sevince boğmuştu. Dahası Futbol dışında Basketbol ve Voleybol’da hem kadınlar hem de erkeklerde gelen şampiyonluklarla Sarı Lacivertliler zor günler geçiren ezeli rakiplerinin çok önüne geçmişti.

Ancak tüm bu tablo 3 Temmuz Pazar sabahı değişti. Kulübün 12 yıllık başkanı Aziz Yıldırım ve bazı yöneticiler göz altına alınmış, Sarı Lacivertlilerin 7 maçında şike olduğu, 4 maçta da teşvik primi yollandığı haberleri ülke gündemine bomba gibi düşmüştü. Yaşadıklarının kabus olmasını isteyen taraftarlar şoku kısa sürede atlattı ve takımlarına destek vermeye başladılar. Dahası bence ilk kez aile oldular. Bu yazdan önce Türkiye2nin 5 büyüklerinin neden çok yoğun taraftara ve ailelere sahip olduğu sorulduğunda Beşiktaş’ın bir semtten çıkıp o semtin kimliği etrafında birleşen bir aile olduğunu söylerdim. Yine Galatasaray Mekteb-i Sultani’den doğan bir aile olarak bir kimlik sahibiydi. Trabzonspor ve Bursaspor ise şehir takımlarıydı ve kendi şehirlerinin kimliğinin önemli bir kısmını temsil ediyorlardı. Ancak Fenerbahçe taraftarı bana göre bu aile yapısından uzaktı. Ne kadar kalabalık olurlarsa olsunlar, ne kadar takımlarına destek verseler versinler bu desteklerin bir aile kimliğiyle bütünleştiğini söyleyemezdim. Ancak bu soruşturmayla yaşanan kısa şok atlatıldıktan sonra Fenerbahçe de bir aile olmayı başardı. Taraftarlar başkanlarından ve takımlarından desteklerini esirgemedi ve bu kimlik bu destekle doğdu. Yani uzun yıllar sonra Fenerbahçe için bu zor günlerin olumlu bir geri dönüşü olacaksa o da bu kimlik olacaktır.

Şike soruşturmasından önce transferler yapılmış ve takım Avrupa ve Türkiye’deki mücadelesine hazırlanmıştı. Ancak soruşturmayla birlikte dengeler bozuldu. Takımın ligden düşebileceği söylentileri üzerine Lugano, Emenike ve Niang takımdan kendi istekleriyle ayrıldılar. Bu hiç şüphesiz 3 ilk 11 oyuncusunun kaybı anlamına geliyordu ve takımın gücünü azaltıyordu. Tüm bunların üzerine Futbol Federasyonunun Fenerbahçe’nin suçsuz olduğu garantisini vermemesiyle beraber Şampiyonlar Ligi kuralarından bir gün önce Şampiyonlar Ligi’nden Federasyon tarafından men edilen takım ve taraftarlar büyük bir şok yaşıyordu. O gün için bu şike yapıldığının kabulü olarak algılanıyor ve artık cezalar üzerine konuşuluyordu. Ancak öyle olmadı. Mehmet Ali Aydınlar yönetimindeki federasyon ceza verecek ya da suçsuzsun diyecek cesareti bulamadı ve Avrupa’da olsa sene başında cezaların kesileceği bir futbol davası mahkeme koridorlarına sürüklendi. Dahası ligin gecikmeli başlangıcı, süper final ve yoğun fikstür derken tam bir karmaşa içerisinde lig başladı.

Her şeye rağmen sarı lacivertliler sezona çok formda başladı. İçerde dışarıda gelen galibiyetlerle zirveyi ilk haftalardan ele geçirdiler. Ancak ligin 14. Haftasında deplasmanda Galatasaray’a karşı alınan 3-1’lik mağlubiyetle zirveyi ezeli rakibine teslim eden Fenerbahçe daha sonra Sarı Kırmızılıları hep geriden takip etti ve son haftaya girilirken 9 puanlık fark mevcuttu. Özellikle deplasmanda alınan kötü sonuçlar, derbilerde öne geçtikten sonra korunamayan skorlar ve kendi sahasında ya da deplasmanda fark etmez uzun süre oyunun kontrolünü rakibe teslim eden Fenerbahçe’nin süper finale girerken şampiyonluk şansı devam etse de başta taraftarlar olmak üzere pek çok kişinin umudunun son Galatasaray derbisinden sonra azaldığını belirtmek zorundayım.

Evet, sarı kanaryalar süper finalde Galatasaray’ın sadece 5 puan gerisinde olacak ama iki takımın genel performansı ve oynadıkları oyun mantalitesine bakıldığında bu farkı kapatabileceklerine inanmıyorum. Dahası Aykut Kocaman her ne kadar zor günlerde camiayı kenetleyen isimlerden birisi de olsa takımın halen Alex’in iyi oyununa muhtaç olması, skor avantajını koruyamaması ve başta Emre olmak üzere çeşitli oyuncuların sorunlar yaşaması bence üzerinde durulması gereken konulardandır. Aykut Hoca’ya olan destek camia içinde tartışmasız olmasına rağmen Şenol Güneş ve Fatih Terim’in ellerindeki malzemeyle ortaya çıkardıkları takımları düşünüldüğünde olası başarısız bir iki sezondan sonra dikkat çektiğim bu problemlerin açıkça görüleceğini ve Fenerbahçe macerasının öyle bazılarının hayal ettiği gibi çok da uzun süreli olmayacağını düşünenlerdenim.

Not: Taraftar, yönetim, teknik heyet ve futbolcu analizlerimi serini devam yazılarında paylaşacağım.

Bilal ERTUĞRUL

4 Nisan 2012

07:50

Reklamlar

Read Full Post »