Feeds:
Yazılar
Yorumlar

Archive for 17 Nis 2012

TRT’DE KİM İSTİFA EDECEK?

Bugün gazeteleri okuma fırsatı bulduysanız Trabzonspor kulübünden yapılan bir açıklamayla karşılaşmışsınızdır. Hafta sonu Süper Final’in açılış maçında Fenerbahçe’ye İstanbul’da 2 – 0’lık skorla kaybedilen maç tüm Trabzonsporluları üzdü. Bu üzüntü ne yazık ki basında had bilmez, sorumluluk duygusundan uzak bazı kalemler ve onların attığı manşetlerle gerginliğe dönüştü. İşte Trabzonspor’da bu manşetlerden birisini gündeme taşıyıp, Türkiye Radyo Televizyonu’nu yani Türkiye’nin devlet eliyle haberleşme merkezini hedef alan bir açıklama yayınladı. Peki, bilin bakalım bu açıklama hangi haberin üzerine geldi. TRT internet servisi maç sonucunu, son günlerde Fenerbahçelilerin dilinden düşmeyen ama pek çok tribün sloganı gibi her hangi bir değer ya da ahlaki sorumluluk taşımayan bir sloganla duyurdu: “ŞİKE… ŞİKE… 2 – 0…”

Bu manşet dünyanın hangi ülkesinde atılırsa atılsın birkaç istifa sonucu, bu densizliğe kalkışanlara hesap sorulur. Ama burası Türkiye ve göreceksiniz bir süre sonra üstü örtülecek. Ben de bu örtülme olmadan Türkiye’de basın ve genel olarak ahlaki değerlere dikkat etmeden atılan manşetlerin sonuçları üzerine bir vicdan muhakemesi yapmak istedim.

Bu Türkiye’de resmi ya da özel basın kanallarında yapılan ilk kışkırtma ya da densizlik değil eminim son da olmayacak. Çünkü bedeli sorulmayan, yapanın yanına kar kalan davranışlarla yürütülen basın anlayışı dünyada bir tek bizim ülkemizde tepeden tırnağa kutsanmış durumda ve yine bir tek bizim ülkemizde ahlaki değer yolsuzluğunun, toplumu açık istismar ve tahrik oyununun adı basın olmuş durumda.

Medya ya da basın günümüzün de tarihi güçler olarak adlandırılan Yasama, Yürütme ve Yargı’nın yanına 4. Güç olarak eklendi. Bu tüm dünyada basına ya da iletişim kanallarında bir şekilde aktif olan herkese ciddi bir güç verdiği gibi getirdiği sorumluluk da diğer sorumluluklara hiç benzemiyordu. Evet, günümüzde basın en güçlü kurumlardan birisi. Aynı zamanda vezirle rezil yapma arasında istediği seçimi yapma hakkına da sahip ama en ufak sorumsuzluğunda da milyonlarca kişinin olumsuz etkilenmesi ve bunun edelini ödemeyle karşı karşıya.

Yazımın başında son dönemde dünyada basının yanlış ya da kışkırtıcı haber mantığının en ağır biçimde cezalandırıldığını iletmiştim. İsterseniz birisi genel basının güç ve sorumluluğu üzerine, diğeri de ülkemizde yapılan densizliğin bir benzeri olay üzerine iki örnekle dünyada basının sorumluluğunun nereye geldiğini açıklayayım.

Bundan çok değil 1 yıl önce İngiltere’de patlak veren bir skandalda ülkenin en eski gazetelerinden birisi kapanmak zorunda kaldı. Avustralyalı medya patronu Rupert Murdoch’un sahibi olduğu ve oğlunun yönettiği 168 yıllık News of the World gazetesinin yasadışı telefon dinlemeleri yapmasıyla patlak veren skandalın sonunda dünya basın imparatoru Murdoch ve oğlu İngiltere’de mahkeme karşısına çıkarıldı, gazete kapandı, Murdoch İngiltere’de istenmeyen adam ilan edildi ve buradaki işlerini sonlandırdı. Dahası bu ay oğlu şirketteki görevlerinden ayrıldı. Orada istifa edildi, ama olay kapanmadı. Gazete kapandı. Çünkü, 4.güç medyanın da sınırlarının olduğu ve bunların kişi hak ve hürriyetlerine saygıdan başladığı evrensel olarak kabul edilmişti.

Daha sonra geçtiğimiz Şubat ayında ABD’de Tayvan asıllı Jeremy Lin etrafında oluşan Linsanity dalgasında Lin’in soluk benizliliği üzerinden bir internet sitesinde manşet atıldı. Manşetin olduğu site ülkenin önde gelen televizyon kanallarından ESPN’in internet sayfasıydı ve anında bir yaygara koptu. Haberi yapan, başlığı atan dahası bunların denetiminde görevli herkes istifa etti ya da işlerinden el çektirildi. Sebep yine basitti 4. Gücün özgürlüğü kişi hak ve hürriyetlerine geldiğinde biterdi.

Canım ülkem Türkiye’de ise yıllar önce insanlar manşetlerden DÖNEK, VATAN HAİNİ, TERÖRİST olarak ilan edildi. Ama hiçbir şey olmadı. Dahası o manşetleri atanlar bugün bile onları savunacak cesareti gösteriyor. Bu son manşette Türkiye’nin en güzel şehirlerinden birisinin kimliği haline gelen, ülkenin 4 büyük kulübünden birisi ve onun taraftarlarına açık bir hakaret vardır. Bu manşetin ne anlama geldiği Türkçe bilen herkesin malumudur. O halde sorumlular derhal istifa etmeli ya da görevlerine son verilmelidir. Hele bu hata devletin resmi kanalının yani o manşetle dalga geçilen kesiminde dahil olduğu bir halkın parasıyla finanse edilen bir gruptan gelmişse acil istifa gerekir. Ben de buradan tüm cesaretim ve insan haklarına, kişilere ve onların değerlerine saygımla soruyorum: TRT’de kim istifa edecek…

Bilal ERTUĞRUL

17 Nisan 2012

21:22

Read Full Post »