Feeds:
Yazılar
Yorumlar

Archive for Aralık 2014

Her köşen cennet derlerdi ya pek de öyle değilmiş
Hani pınarların varmış çağlayan,
Heybetli dağların diyar-ı şahmeran
Uçsuz bucaksız ovaların,
Yamaçları dolduran kır çiçeklerin miski amber kokan
Adına destanlar yazdıran Koçyiğitlerin
Çok uzaklarda kalmış
Gezdim, gördüm, sularından kana kana içtim
Sonra durdum düşündüm
Harbiden öyle miydi
Harbiden sırf dağa, taşa mı koşardı sevdalıların
Oysa gördüklerim bunlar değildi
Bucak bucak, köy köy gezerken koynunda
Acılar gördüm dilsiz,
Silinmemiş göz yaşlarının suladığı topraklarında
Sevdalar gördüm yarım yamalak
Kavuşamamış aşıklar avunup duran koynunda
Analar gördüm yüreği sımsıcak
Evlatlarını dört bir yanına savurduğun analar
Kimsesiz mezarlar gördüm
Sessiz sedasız huzru sende bulan
Nice yangınlar geçirmiş, talan edilmiş ormanlar
Kurumuş sular, onlara hasretinden çatlamış topraklar
Dervişlere, yolculara rast geldim
Yolunu bulmak için önce onu kaybeden divane erenlere
Kara kuru çocuklara bir de
Açlığa şükreden, her şeyde hikmet bulan insanlarına
O kadar çoraklaşmış, o kadar yalnız kalmışsın ki
Oturup ağlayasım geldi
Belki gözyaşlarım kurumuş pınarlarını geri getirirdi
Yüreğim sızladı, kalakaldım olduğum yerde
Ve dedim ki kendime
Keşke…
Keşke dağının, taşının heybetini seveceğimize
Sırf yurt olduğun için sevseydik seni
Kucak açtığın, bunca öksüze
Bunca vatansıza yettiğin için sevebilseydik seni
Keşke paramparça olmuş yüreklerimize merhem olduğun
Her yeni doğan gününle,
İçimize saldığın umut için sevebilseydik seni
Keşke sırf sevilmeyi hak ettiğin için sevebilseydik seni
Keşke sadece sevebilseydik seni…

7 Aralık 2014
12:13

Reklamlar

Read Full Post »