Feeds:
Yazılar
Yorumlar

Archive for Haziran 2015

Sana adanmış bir ömür yaşıyorum yokluğunda

Şimdi nerde, kimlesin bilmiyorum ya

Hayaller kuruyorum

Belki güneşli bir sahil kasabasında

Belki yalnızlıklarınla baş başa

Koca bir metropolün tam ortasındasın

Belki de kendinle yerli yersiz kavga ettiğin anlardasındır

Özür dilerim ama yalnız hayal edebiliyorum seni

Sen de benim kadar yalnızsındır diye umuyorum

Kendimden utanıyorum bu anlarda

Böyle öğretilmemişti aşk eski zamanlarda

Onun mutluluğuyla mutlu olmak demişlerdi

Ve kıskanmamalıydı seven

Sevdiği başkasının olsa da

Ama gel gör ki gözlerinde başka bir gölge,

Kollarında başka bir fani hayal etmek bile ölüm bana

Sen de benim kadar özlüyorsundur diyorum

Aslında sana gelecek cesareti bulamadan

Senin de yok olmanı diliyorum bir yanımla

Yokluğun, yokluğun artık çekilmez bir hal alıyor

Özlem desem değil, pişmanlık hiç değil

Okyanus ortasında yapayalnız kalmak gibi bir şey

Etrafında onca kara parçası dururken

Hiçbir limana demir atamamak

Ve hep çoktan sürgün edildiği

Bir limana geri dönme isteği sanırsam

Bazen duraksıyorum yokluğunda

Bir yerlerde kayboluyorum

Olmazdı, imkansızdı diyorum

Zorlasak da, koşsak da yemezdi gücümüz diyorum

Yine utanıyorum

Ben ki Torosların aşk destanlarıyla büyüdüm

Aşkı hiç anlamamış olmanın

Cesaretini kuytu köşelerde kaybetmiş olmanın üzüntüsünde yok oluyorum

Halen gelmek istiyorum sana

Öyle vardiya nöbetlerindeki ahmak voltalarla değil

Koşar adım, koşar adım gelmek istiyorum

Ama cesaretim çoktan terk edip gitmiş

Yüreğim çoktan satılmış ikinci el pazarlarda

Yokluğunu bile adam gibi yaşayamazken

Bir kez daha anlıyorum sana neden gelemediğimi

Ben seni hak etmediğim için vazgeçtim

Belki de kendimi böyle avutup

Ömrümün en güzelini böyle mahvettim

Bilemiyorum

Özlüyorum

Utanıyorum

Yavaştan sensiz ve yokluğunda mahpus bir halde

Ölüyorum

11 Haziran 2015

İstanbul

Reklamlar

Read Full Post »

Mayıs’ın 10’uydu

Rüzgar uğurluyordu seni

Ve yağmur gözyaşlarına inat

Mevsimi geçmesine rağmen gitmiyordu

Delicesine yağıyordu…

Bir düşü kaybediyordum

Hem de bir daha bulamayacağım bir düşü

Beni, neden sevdiğimi anlamayacak kadar ahmaklaştırmış bir düşü

Halen bilmiyorum; neden, niçin sevdim seni

Şuursuz hallerimde de değildim oysaki

Seni mi sevdim, yoksa

Yoksa bana getirdiğin özlemleri mi?

Bilmiyordum ve halen bilmiyorum

Belki de sevda demek bilmemeyi,

Anlamamayı becerebilmekti

Belki ben orada kaybettim seni

Bilemiyorum

Ama sebebi ne olursa olsun

Bir düşü kaybediyordum

Sarılmak istiyordum sana

Bırakmamak, sonsuza kadar

Öylece kalmak istiyordum

Yapamıyordum

Oysa söylenecek o kadar söz,

Yapılacak o kadar şey vardı ki

Hepsi basit bir sarılmayla başlayacaktı belki

Hani diyordum, hani gitmesen

Şurda bir yerlerde,

Çok uzak olmasa, yakınımda yaşlansan

Arada bir sesini duysam diyordum

Sen gitmek zorundaydın

Ben anlamıyordum

Destansı bir terk ediş değildi gidişin

Ama ben ölüyordum

Hele, hele son sözlerini duyamamak

Bir şeyler mırıldadığını görmek

Ama anlayamamak var ya

İşte gidişin ben de hep anlayamadığım o fısıltılar gibi

Ne zaman özlesem,

O fısıltılarda umutlanırım

Belki, belki o gün söyleyemediklerini söyler,

Bir gün gelir diyorum

Oysa gidişin, destansı olmasa da

Dönülmez bir gidişti,

Ve ne yazık ki,

ben halen o günde yaşıyorum…

İstanbul

3 Haziran 2015

Read Full Post »

Açılsa kapım ve girsen içeri

İmkansız da olsa…

Yanıma kadar gelmene izin vermesem;

Koşsam, sarılsam sana

Bir şey söylemesek, sussak yalnızca

Ne kadar susarız bilmiyorum

Ama sussak saatlerce

Sımsıkı sarsam seni

Bir daha, bir daha

Hiç bırakmayacakmış gibi

Ve sen de hiç gitmesen…

Açılsa kapım ve girsen içeri

Tekrar nefes aldığımı hissetsem

Aydınlansa ışığınla dört bir yanım

Onca özlem, onca yalnızlığı silsem kokunda

Tutsam ellerinden,

Ve sonra, oracıkta ölüversem

Tanrım, ne muhteşem bir ölüm

Tam yaşamaya başlamışken

Ellerine tutunmuşken ölsem

Bir daha, bir an bile olsa

Sensiz nefes almayacağımı bilerek ölsem…

Açılsa kapım ve girsen içeri

Ne muhteşem bir geliş bu, bir bilsen

Uğruna her şeyden vazgeçmeye değer…

1 Haziran 2015

İstanbul

Read Full Post »