Feeds:
Yazılar
Yorumlar

Posts Tagged ‘Aşkıma son mektup’

BU YAZI SANA SADECE SANA YAZILMIŞTIR…

Sen ve ben uzakla yakın kadar zıt, siyahla beyaz kadar uyumsuz, geceyle gündüz kadar uzlaşmaz yani kısaca sen ve ben gibi bir şeyiz. Doğrularımızla, yanlışlarımızla, başkalarına ne anlatırsak anlatalım hep birbirimize sakladıklarımızla sadece sen ve beniz. Bazen uzaklarda çok uzaklarda kaldığımızı, birbirimizi unuttuğumuzu hissedip, tüm inatçılığımızla en ufak bir haber vermeden bir diğerimizin bizi aramasını beklemelerimizde bile işte o inattan ve meraktan kudurduğumuz anlarda bile sadece ve sadece sen ve beniz.

Zaten anlamsız kavgalara tutuşmak için sevmedik mi birimizi. Tanımadığımız ama hep tanımaya çalışmaya söz verdiğimiz bir duyguyu yaşatmaya çalışmadık mı? Sadece bir kez sarıldık ve aşklarımızı uzaktan yaşamanın dayanılmaz hafifliğinde kaldık. Bazen vazgeçmek istedik birbirimizden anlaşamıyorduk, ya da aslında anlatamıyorduk. Hep bir yerlerde biraz eksik biraz yarım duygularda yaşadık. Oysa biz dert ortağı olacaktık. Uzak yerlerden gelen yolcular hiç karışmayacaktı aşkımıza. Ne kadar uzaklaştığımızı anlamaya çalışacak kadar uzaklaşmayacaktık. Kendimize bir kıyı kenti bulacaktık hani şu limanı olanlardan. Ve bazen onun limanında buluşacaktık. Bildiğimiz bir şehrin bildiğimiz bir limanında. Dalgalara anlatacaktık birbirimize anlatamadıklarımızı ve dalgalarda diğerine anlatacaktı. Sonra yine ve dalgalar için, kışa denk gelirse de dalgaların o azgınlığına rağmen buluşacaktık. Hani şu uzun suskunluklardan sonra bazen hiçbir şey konuşmadan bitirilen buluşmalarımızdan bahsediyorum. Ve sonra yine ayrılacaktık. Yine ve yeni yolculuklara dalarak ama bizi bekleyen birisi olduğunu hiç unutmayarak yine dalgalarla ayrılacaktık.

Günü geldiğinde sıkılmaya başlayacaktık bu uzun yolculuklardan. Seni uzaktan sevmek sesini başka seslerde, kokunu başka kokularda, yüzünü ayın hilalinde aramak güzel olacaktı ama hep bir eksik kalacaktı. Dalgalar hep yokluğunu anlatacaktı. Belki hiç olmayacaktın ama onlar ısrarla anlatacaktı. Sen bir yerlerde benim sana benzettiklerimden çok uzaklarda nice yanlışlar yapacaktın, ne aya benzeyecektin ne coşkun akan pınarlara ne de kutuplarda güneş göründüğü zaman doğan o şahane manzaraya. Sen de hayaller kuracaktın. Ya da kurmaya çalışacaktın. Sen kavuşmayı kutsayacaktın vakti gelince, bir gün bir yerlerde ama olabildiğince kısa bir süre sonra olması umuduyla. Hâlbuki ben onu da yapamayacaktım en azından gücüm yetene kadar senden kaçacaktım. Sen beni bana rağmen yaşarken ben sensizliği sana rağmen yaşamaya çalışacaktım. İşte yine bir tezatta buluşacaktık. Ama biliyorum o da olmayacaktı.

Sonra gün gelip yaşlanınca sen beni aramaktan ben seni sensiz yaşamaktan yorulacaktık ve sana dönecektim. Seni hiç gitmemişim gibi bulmak isteyecektim ama zaman yine hükmünü sürecek ve sen artık o bırakıp gittiğim sen olmayacaktın. Zincirleri kıracaktık, ben zincirleri kırarken seni uzaktan seyrederken göremediğim hep hayallerimle yaşatmaya çalışacağım gözlerin yüzünden vazgeçecektim. O gözleri artık o kadar da uzaktan görmeye çalışmaya katlanamayacaktım, yine dalgalarla gelecektim sana ve gözlerinin içine bakıp okyanuslara dalmaktan sende yok olmaktan söz edecektim. Sen belki bir şans daha verecektin ama bir daha asla o limanda bırakıp gittiğim 20’li yaşlarından birkaç yıl almış, güzelliğinin zirvesini yaşayan, gözlerinden düşen yaşlarla tüm dalgaları peşimden yollayan kız olmayacaktın. Zaten bir daha asla o kadar ağlamayacaktın. Ben dalgaları hep sen anacaktım ve koyunlarına atladığımda beni sana getirmek için her şeyi yapacaklardı. Ama dedim ya sen artık eski sen değildin ve beni hiç affetmemiştin. Tüm kaçışlarım, cesaretsizliklerim, söyleyemediğim ya da yalanlar içerisinde saklayarak söyleyebildiğim kayıplarım, özlemlerim adına bir şans daha isteyecektim ama bunu hiç hak etmemiştim. Bir kez daha yanıltacaktın beni. Bir kez daha dalgalar kadar geniş koynuna alacaktın ama artık çok yaşlanmıştın. Ölecektin ve bir kez daha asaletinle saklayacaktın öleceğini. Ama bu sefer senin erken gidişine daha doğrusu bu senin beni ilk terk edişine alışamayacaktım. Dalgalara kızacaktım sen gidince nasılsa seni bana hep onlar getirmişti ve ne yazık ki beni sana zamanında döndürememişlerdi. Ve sen gittikten sonra senle yaşayamadığım o buluşmaların anısına her gün o başka bir limanda seni anacaktım. Bu sefer ben ağlayacaktım ve belki de sen hiç duymayacaktın.

İşte böyle bir aşk olacak bizimki. Böyle bir yok oluş hikayesi. Bir yanda deli gibi seven biri diğer yanda dümeni olmayan bir gemi. Birimiz dalgalara ev sahibi diğeri dalgaların kölesi. Bu yüzden artık sevme beni. Ne ben yıllar sonra vicdan azabında boğulayım ne de sen mutsuzluk üzerine bir hayal denizine dal. İşte bunları söylemek için bu yazı sana yazılmıştır. Bırakıp gitmeye cesareti olmayan ama hep bir yerlerde esir kaldığım bir aşk bırakmak istemiyorum ardımdan. Bugün seni daha çok seviyorum ama seni o kadar seviyorum ki sana beni artık sevme diyorum. İşte bu yüzden Bu yazı sana yazılmıştır. Bu yazı birkaç gram kalbe bile adam gibi bakmasını bilmeyen birinin başka bir kalbi taşıma cesaretsizliğini anlatması için sadece ve sadece SANA Yazılmıştır…

Bilal ERTUĞRUL

30 Kasım 2011

16:00

Reklamlar

Read Full Post »