Feeds:
Yazılar
Yorumlar

Posts Tagged ‘Cumhuriyetçiler’

Asıl adı James Richard Perry olan ancak 2012 yılı içerisinde Rick Perry olarak sık sık duyacağınız, 3 dönemlik Teksas valisi 6 Kasım 2012 tarihinde yapılacak 57. ABD Başkanlık seçimlerinde mevcut başkan Barrack Obama’nın en büyük rakibi olarak ortaya çıkmış bulunuyor. 4 Mart 1950’de ABD’nin Teksas eyaletinde kırsal kesimde çiftçi bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gözlerini açan Perry eğitim hayatının tamamını Teksas’da geçirdi. Tarım ve hayvancılık üzerine eğitim alan Perry üniversite sonrası Air Force çatısı altında pilotluk eğitimi aldı. ABD ordusu içinde pilot olarak görev alan Perry daha sonra babasının çiftlik işlerini sürdürmek amacıyla Teksas’da ki çiftliklerine döndü.
Siyasi kariyerine Demokrat Parti çatısı altında giren hatta 1988 yılında yapılan seçimlerde Demokrat Aday Al Gore’un kampanyasında Baba Bush’a karşı çalışan Perry o dönemde kendisini Teksas Demokrat’ı olarak tanımlıyordu. Perry bugün de bu geçmişini reddetmemekle birlikte Teksas Demokrat söylemini halen kullanmaktadır. Teksas Demokrat genelde liberal değerlere sahip demokrat parti içinde moral değerlerini de ön plana çıkartan kitleler tarafından kullanılan bir ünvandır. Peki nasıl oluyorda 20 yıl önce Demokrat Parti çatısı altında bulunan birisi bugün ezeli rakiplerinin en büyük başkan adayı olarak ön plana çıkmıştır. İşte bu dönüşüm 1989 yılında meydana geliyor ve Cumhuriyetçi Parti’den teklif alan Perry kendi değimiyle kendisini bulduğu partiye geçiyor. Perry Cumhuriyetçi Parti içinde tutturduğu sert söylem, karizmatik kişiliği ve partinin değerleriyle uyuşan kırsal değerleri yaşamına adapte etmesiyle bir anda öne çımıştır. Oğul Bush’un Teksas Valiliği dönemde hızla ilerleyen Perry 1998 yılında Bush’un da desteğiyle Vali yardımcılığına kadar yükselmiştir. Bilmeyenler için burada bir ek bilgi aktaralım; ABD’de vali bir eyaletin en üst düzey yetkilisidir ve bizdeki gibi atanarak değil seçilerek göreve gelir. Bu da valilerin de Demokrat ya da Cumhuriyetçi olmaları zorunluluğunu getirir. Valiler bulundukları eyaletin iç işlerinde merkezi hükümetin üzerinde yer alır ve bazen ellerindeki yetkiler tartışmaya açılır. 2000 yılında Bush’un ABD başkanı olmasıyla boşalan valilik koltuğuna oturan Rick Perry 2002, 2006 ve 2010 yıllarında yapılan seçimlerde yeniden seçilmiş ve Valilik görevini 11 yıldır sürdürmektedir.
Peki Perry’nin başkan adaylığında onu öne çıkaran faktörler ve başkanlık yarışında galip çıkması için olası stratejileri ne olabilir? Öncelikle Perry’nin öne çıkmasının temel sebebi konjonktür ve Obama imajına rakip yaratma isteği olarak görülmekte. Cumhuriyetçiler Bush’tan sonra uzunca bir süre daha zengin, kültürlü ve Teksas dışı adaylara yönelme eğilimindeydiler. Ancak Obama’nın bir rock yıldızı gibi popüler kültür figürü haline gelmesi onun karşısına çıkarılacak adayın daha lokal değerleri savunan dahası geçmişiyle de bunu teyit eden bir kişi olmasını gerektirdi. Örneğin Obama’ya 4 yıldır en ciddi muhalefeti yapan, ona karşı her türlü hareketi destekleyen emlak kralı Donald Trump’ın aday olma isteği sırf bu istek yüzünden Cumhuriyetçilerden destek almadı. Durumu çok net okuyan Trump seçimde Perry’i destekleme kararı aldı ve bu desteğin özellikle finansman kanalında Perry’i çok rahatlatacağı aşikar. Obama karşıtı adayda olması gereken sert söylemde Rick Perry’de fazlasıyla mevcut. Perry kampanyasını Obama ve zombilerini temizleyelim sloganı üzerine kurarken özellikle geleneksel cumhuriyetçi politika alanlarında geliştirdiği sert söylem bazen Bush’u bile aratacak düzeylere geliyor. Perry’nin Teksaslı olması da onu öne çıkaran bir neden. Bush sonrası dezavantaj gibi algılansa da 25 milyon nufusuyla ABD’nin en büyük 2. eyaleti olan Teksas Cumhuriyetçilerin ve Çay Partisinin geri dönülmesini istediği White Anglo-Saxon Protestant (WASP) kimliğinin ülkedeki en önemli simgelerinden birisi. Ayrıca ABD’nin en önemli ekonomik merkezlerinden olan Teksas’da yaptığı çalışmalar dünyanın ekonomik krize doğru sürüklendiği şu dönemde özellikle Obama’ya karşı Perry’nin elini güçlendirecektir. Bu bağlamda 4 yıl önce ciddi dezavantaj olan Teksas kimliği bugün Rick Perry için önemli bir destek noktası.
Perry’nin kampanyasında öne çıkan noktalara değinecek olursak orada da bazı ilginç tespitlerde bulunuyoruz. Sürekli Obama’nın ABD’nin temel değerlerini yok ettiğini savunan Perry öncelikle bu değerleri geri getireceğini iddia ediyor. Bu bağlamda eşcinselliğin suç olarak tanımlanması, sosyal güvenlik ve sağlık reformuyla Obama’nın verdiği hakları geri almak, özellikle gençlerin ehlileştirilmesi ve Hıristiyanlığı iyi yaşaması için gerekirse zorunlu katılımlarının sağlanacağı merkezlerin kurulması önemli projelerinden. Obama’yı sosyalist olarak tanımlayan, kampanyası boyunca ABD Merkez Bankası ve başkanını bitirmekten bahseden Rick Perry’e özellikle ekonomi alanında bu rahatı veren ise valiliği döneminde Teksas eyaletinin gösterdiği başarılı ekonomik performans. 2008 krizi sonrası toparlanma döneminde en hızlı büyüyen eyalet ekonomisi olan Teksas’ın piyasalarda ki kötüleşmeyle baş edip edemeyeceği ise gelecek yılki seçimlerde Perry’nin şansını ciddi oranda arttırıp azaltabilecek değişkenlerden birisi. Aynı zamanda ekonomik bozulma durumunda Obama karşıtı bir demokrat adayın da demokratların içinden çıkması Perry’i Obama’yla başkanlık seçimine daha avantajlı sokabilir. Perry’nin Teksas’da ki sloganı düşük vergi, küçük devlet ve güçlü ekonomi olarak öne çıkıyor. Ancak Demokratlar Perry döneminde eyalet kamu borcunun ve harcamasının 2 katına çıkmasının Perry’nin söyledikleri ile yaptıklarının çeliştiğini ispat ettiğini belirtip ona buradan yükleniyorlar.Perry’nin en ağır eleştiri aldığı konulardan birisi de küresel ısınma. Küresel ısınmayı bilim adamlarının bir yalanı olarak eleştiren Perry’nin eyaletinin ABD’nin en fazla kirlilik üreten ama buna karşın en az önlem alan eyaleti olması özellikle çevre duyarlılığı gelişmiş bölgelerde Perry’nin açıklamakta zorlanacağı bir gerçek olarak ortada duruyor.
Perry kariyeri boyunca ABD’nin en şanslı siyasilerinden birisi olarak tanımlanmıştır. Aynı zamanda küçükken çiftliklerinde edindiği değer ve alışkanlıkların da modern yaşamda elini kolaylaştırdığı biliniyor. Teksas’da en uzun süre görev yapan vali olan Perry, kendisini koyu hıristiyan olarak tanımlıyor ve aile, komşuluk, çalışkanlıi kilise kelimelerini hayatının en değerli kelimeleri olarak sıralıyor. Demokrat kökenli bir aileden gelmesinin aile bağları ve geleneğe çok önem veren cumhuriyetçiler de kendisi için sıkıntı yaratabileceğini bilen Perry bazen sırf bu sebeple söylemini aşırı sertleştiriyor ve bu anlarda Bush’u hatırlatıyor. Kriz süresince Teksas’da tanrının ABD’yi kurtarması için rahip görevlendiren Perry, Obama’nın sosyal güvenlik reformu sonrası Teksas’ın tek başına bağımsızlığından bahsederek 150 yıl önceki iç savaş günlerini hatırlatacak kadar ileri gidebiliyor. Küresel politikalarda daha ssert bir tutum takınacağını söyleyen Perry’nin de bu alanda klasik Amerikan politikasını uygulayacağı tahmin ediliyor. Özellikle ABD’deki Yahudi lobisinin desteğini almak için son dönemde İsrail’e verdiği desteği arttıran Perry’nin bu kapsamda Arap dünyası ve Türkiye’yi hedef alan sözlerinde yükselecek ton olası başkanlık döneminde Türkiye – ABD ilişkilerinin gelişimi konusunda kaygı verici beklentiler oluşturmakta.
Sonuç olarak Teksas kırsalından çıkan çocuğun ne kadar özünü koruyacağı ne kadar danışman hamleleriyle şova yönelik sertliğe kaçacağı ve bunun halktan alacağı karşılık onun başkanlık şansını belirleyecektir. Ancak an itibariyle Obama’nın gerisinde olduğunu belirtmekte de fayda vardır.

Bilal ERTUĞRUL

26.09.2011

12:59

Reklamlar

Read Full Post »

Amerika Birleşik Devletleri 57. Başkanlık Seçimleri 6 Kasım 2012 tarihinde düzenlenecek. Kesinleşmiş Başkan ve Başkan Yardımcısı atamalarının 17 Kasım 2012’de yapılacağı seçimler öncesi ABD’de seçim kampanyaları hız kazanmaya başladı. Bilmeyenler için belirtmek isterim ABD’de seçim kampanyaları başka hiç bir ülkeye benzemez. Doğrudan seçimin olmadığı ülkede vatandaşlar kendileri adına oy kullanacak delegeleri belirler ve delegeler de başkanı belirler.Bu açıdan seçim kampanyalarında birebir başkan adayları arası rekabetin zirve yaptığı ülke olarak ele alınır. Ancak seçim sürecinden önce genel ABD siyasi haritasına bir bakalım isterseniz.

ABD’de siyasi partiler denince akla genelde sadece Cumhuriyetçi Parti ve Demokrat Parti gelmesine karşın ABD siyasi perspektifi oldukça geniştir. Partiler temelde ulusal, bölgesel ve eyalet içi partiler olmak üzere 3 ana formdadır. Kongre ve senato seçimlerinde zaman zaman ufak partiler ufak tefek sürprizler yapsa da ülkenin en önemli güçleri yukarıda belirttiğimiz 2 ana akımdır. Ulusal çaptaki 50 siyasi parti arasında bu iki parti Kongre’nin tamamını, Senato’da ise 1 vekil hariç bütün temsilcileri barındırırlar. Hal böyle olunca seçimde en önemli adaylar bu iki parti çatısı altından çıkan adaylar olmuşlardır. ABD’nin temel 2 siyasi hareketinde genellikle mevcut başkan ilk dönemindeyse ön seçim heyecanı muhalefetteki partide yaşanır. Bu yıl da gelenek bozulmadı ve Obama’nın temsil ettiği Demokratlardan aylar önce Cumhuriyetçilerde seçim heyecanı başladı. Şimdi isterseniz bu seçim heyecanının sebepleri ve detaylarını, öne çıkan adayı da analiz ederek aktaralım.

Cumhuriyetçi Parti ABD’nin en eski partisi olan Demokrat Parti’ye karşı dönemin köle ve kölelerin dolaşımı yasalarında ortaya çıkan anlaşmazlıklardan sonra çoğunlukla köleliğin serbest bırakılmasını isteyen Kuzeyliler tarafından 1854 yılında kuruldu. Güneyde pamuk tarlalarında çok düşük fiyatla çalıştırılan kölelerden faydalanmak isteyen kuzeylilerin ısrarı sonucu başını Texas ve diğer güneyli eyaletlerin çektiği bir grup eyaletin ABD’den ayrılmak istemesiyle ortaya çıkan iç savaşı bitiren ve ABD’nin 2. kurucusu olarak anılan Abraham Lincoln Cumhuriyetçilerin ilk başkanıdır. 1960 yılında seçilen Lincoln’ün başarısıyla uzun süre iç politikayı ellerinde tutan cumhuriyetçiler bu dönemde partinin savunduğu temel değerleri de oluşturmuşlardır. ABD merkez sağında yer alan partinin temel politikası “free labor, free land, free man” (Özgür işgücü, özgür toprak, özgür insan) şeklinde ifade edilmiştir. Cumhuriyetçiler zamanla kapitalizmin şiddetli savunucusu ve moral değerlere olan bağlılıklarıyla ABD muhafazakar partisi olmuşlardır. Bu partinin karşısında ise merkez solda tanımlanan ve daha ehlileştirilmiş bir kapitalizm, sosyal devlet gibi değerleri taşıyan ABD’nin en eski partisi olan Demokrat Parti yer alır. Cumhuriyetçi Parti 1980-2008 arası sadece Clinton döneminde muhalefette kaldıktan sonra özellikle 2. Bush döneminde kaybedilen popülarite ve 2007 ekonomik krizi sonrası 2008 seçimlerinde Obama’ya karşı %54’e karşı %46 oy oranıyla mağlup olmuşlardır. Ancak 2010 ve 2011’de yeniden bozulan bütçe, sosyal güvenlik düzenlemesine verilen tepkilerle Obama ve Demokrat Parti’ye karşı yeniden güçlenen Cumhuriyetçiler hali hazırda Senato’da 100 koltuktan 47’sini, Kongre’de 435 koltuktan 240’ını, 50 eyalet valiliğinden 29’unu elinde bulundurmaktadır. Yani Senato hariç tüm alanlarda rakibinin önündedir.

Ancak başkanlık seçimi farklıdır. Başkanlık seçiminde özellikle genelde toplumda % 25’i buldukları düşünülen kararsız ve bağımsızların oyları Cumhuriyetçilerin mi Demokratların mı kazanacağını belirler. 4 yıl önceki popülaritesi olmasa da Barrack Obama halen toplumda çok güçlü. Demokratların %84’ünün desteğini alan Obama çok büyük aksilik olmazsa parti içi seçim sürecinde fazla enerji harcamayacak ve 4 yıllık başkanlık döneminin muhasebesini genelde rakibi olacak Cumhuriyetçi adaya karşı verecek. İki adayın 4 kez canlı yayında karşı karşıya gelecek olması Obama’nın avantajına görünüyor. Ayrıca Obama olası parti içi seçimde minimum 8 canlı yayına katılacak rakibinin Cumhuriyetçi rakiplerinden aldığı eleştirileri de Cumhuriyetçilerin kendi kalelerine golleri olarak aktif olarak kullanacaktır. 4 yıllık yıpranma dönemi dezavantajlarına olan başkanların 2. dönem seçimleri öncesi en büyük avantajları genelde budur. Ve baba Bush hariç son 4 başkanın maksimum sınır olan 2 dönem üst üste başkanlık yapmış olmaları mevcut başkanların bu avantajlarını iyi kullandıklarını göstermektedir. Obama’nın azalan popülaritesi ise özellikle ekonomik krizden en çok etkilenen Latinler ve İsrail’le ilişkilerden memnun olmayan geleneksel demokrat partili Yahudi azınlıklarda görülmekte. Latinlerden 2008’de %67 oy alan Obama’nın desteği bugün %53 seviyesindedir. Yahudilerde %78 olan destek %60’a inmişken, o seçimde % 55 Cumhuriyetçi, % 45 Obama oyu kullanan beyazlardaki dağılım muhtemelen seçimin galibini belirleyecektir. İşte Cumhuriyetçilerin yeni başkan adayı kim olursa olsun bu dataya uygun bir aday belirlenecektir. Bu durumda Latin ve Yahudilerde oy kaybına uğrayan Obama’nın karşısına 2008 adayı McCain’e oranla daha sert, daha muhafazakar ve beyazların oylarından daha fazla alamasa bile mevcut oyu korumayı başaracak bir adayın çıkması sürpriz olmayacaktır. Yani yeri geldiğinde şiddete sadece sözlerinde değil davranışlarında da yer verecek, piyasalara devlet müdahalesini sınırlandıracak, belki dünyada küresel ilişkileri gerebilecek yeni bir Neocon aday garanti gibi duruyor.

Cumhuriyetçi Parti’nin mevcut adaylarını incelediğimde göze batan, yukarıda belirttiğim özelliklere uyan ve dahası kamuoyu yoklamalarında rakiplerinin önünde gözüken Teksas Valisi Rick Perry bana göre şu anda Obama’nın en büyük rakibidir. Peki bu Türkiye’de ismini bile çok az kişinin duyduğu, Google’a ismini yazdığınızda Ağustos tarihli bir videosu ve adaylık ilanı dışında hakkında Türkçe bilgi bulamayacağınız Rick Perry kim mi; onu da bir sonraki yazımda göreceksiniz…

Bilal ERTUĞRUL

23 Eylül 2011

13:45

Read Full Post »