Feeds:
Yazılar
Yorumlar

Posts Tagged ‘Global Finans ve reel kriz’

Kurama diğer önemli bir katkı J. Schumpeter’e aittir. Yazarın analizi, yatırımların (Keynes gibi bir ayağı tasarrufların üzerindedir) ve buluşlardan kesin olarak ayırdığı “yenilik” sürecinin üzerinde yoğunlaşmıştır: Yenilik, buluşun sanayide uygulanabilir hale gelmesidir ve bu, buluştan uzun bir süre sonra da gerçekleşebilir. Schumpeter’e göre, girişimcilerin ve yatırımların yardımı ile ekonomiyi iki dönem arasında gidip gelen bir devre olmaktan çıkarıp iktisadi evrim’in sürecine sokan şey yeniliktir. Yenilikler, yığınlar halinde ortaya çıkarlar ve devreyi kredilerin yardımı ile kırıp dışarı çıkmayı başaran ve anahtar rol oynayan girişimcilerden başlayarak yayılırlar. Kâr yaratan yeniliklerin uygulanması ve yayılması, genişleme dönemine tekabül eder. Ama yeniliğin yenilik olmaktan çıkıp genelleşmesi ile beraber kâr ufukları yok olur. Kriz ve daha sonra da bunalım ortaya çıkar.

Schmpeter’in konjonktür dalgaları modelinde, iktisadi istikrarsızlık para-kredi düzeninin işleyişine bağlansa da, sistemin ayırıcı niteliği olan girişimci sınıf ön plana çıkar. Bu sınıfın, Marx’ı hatırlatan biçimde, teknik yenilikleri uygulayarak ekonominin gelişmesini sağladığı süreçte, istikrarsızlık da doğar. Ne var ki, Marx, kapitalizmin istikrarsızlığının, sonunda çöküşünü hazırlayacağına inandığı halde, Schmpeter’de, depresyon dönemi, sistemin sağlığı için gerekli tasfiyenin olduğu dönemdir.

Schumpeter’in temel ilgi alanı kapitalist endüstriyel toplumun gelişme sorunudur. Schumpeter, bu gelişme sorununu ele alırken, kendi kendini yenileyen statik bir akım tablosu yerine dinamik bir gelişme modeline yoğunlaşmıştır. Gelişmeyi denge çizgisinin aşılması ve yeni bir denge çizgisine yönelmek olarak tanımlayan Schumpeter’ göre, bunu başarabilecek olan tek faktör vardır ki o da girişimcidir. Schumpeter’in yaklaşımları ile ayrı bir önem kazanan girişimci, üretim faktörlerinin içeriğinde yenilik (inovasyon) yaparak (statik ve atıl) girişimcileri de harekete geçirmektedir. Diğer bir ifadeyle, yeniliklere öncülük edenler dinamik girişimcilerdir. Üretim tekniğine ve içeriğine hemen uygulanabilecek olan yenilikler, üretim faktörlerinin bileşimine değişiklik getiren ve bu sayede girişimci kârını arttıran faaliyetler olarak tamamlanmaktadır. Schumpeter ünlü eseri Business Cylcles’da yeniliği özetle, üretim fonksiyonunda değişiklik olarak tanımlamaktadır. Yenilik konusundaki düşüncelerini, 1942 yılında kaleme aldığı Capitalism, Socialism and Democracy adlı eserinde yaratıcı yıkım yaklaşımı çerçevesinde ele alan Schumpeter’in yaratıcı yıkım tezine Marx’ın artı değer kuramı kaynaklık etmiştir. Schumpeter’e göre,

“…kapitalist mekanizmayı çalıştıran ve çalışmasını devam ettiren; yeni tüketim maddeleri, yeni üretim metotları, yeni ulaşım metotları, yeni pazarlar, yeni endüstriyel örgütlenme tipleri, çeşitleridir ve bütün bunlar kapitalist teşebbüs tarafından yaratılmışlardır…. Yeni milli pazarların veya dış piyasaların açılması; el sanatları atölyelerinden, yoğun ve büyük işletmelere geçiş, kapitalist sistemi durmadan, yorulmadan içinden bir ihtilal, yenilenme havasında tutmakta; bütün bu elemanlar gene devamlı olarak eski faktörleri yok etmekte, yenilerini yaratmaktadır. Bu ‘Yaratıcı Yıkım Gelişimi’ kapitalizmin esas temeldir; ister istemez her kapitalist teşebbüs er geç bu gelişime ayak uydurmak zorundadır…”

Yaratıcı Yıkım yaklaşımına göre, yenilik yapmayan, yenilikçi ol(a)mayan girişimci özelinde firmaların ve ekonomilerin rekabetçi gücü azalmaktadır. Schumpeter’e göre yenilikler (1) tüketicinin tanımadığı yeni bir malın veya kalitenin üretimi, (2) yeni bir üretim metodunun uygulanması, (3) yeni bir piyasanın açılması, (4) yeni hammadde ve yarı mamul kaynaklarının elde edilmesi ve (5) yeni bir organizasyonun gerçekleştirilmesi olmak üzere beş noktada ortaya çıkmaktadır.

Schumpeter ve Hayek’in temel iktisadi kriz yaklaşımlarını böyle inceledikten sonra son krizleri hangisinin modelinin daha iyi açıkladığına dair fikrimi de belirtmek isterim. Kanımca 2009 Amerika krizinde Hayek haklıydı. ABD’de gelişen finansal piyasalar ve dünyada yaratılan karşılıksız para miktarının yani balonun önemli bir bölümünün bu ülkede olmasının kriz üzerindeki etkisi açıktır. Yani Hayek’in dediği gibi karşılıksız mal olarak para artmış ve arz – talep dengesi yani iktisadın en eski yasalarından Walras Kanunu ihlal edildiği an piyasa tekrar kendisini dengeye getirir. Bunun adına biz kriz deriz o depresyon der. Ama açıkça kapitalist düzen için bunun bir yok oluş dönemi olmayacağını belirtir.

Schumpeter ise yeniliğin, girişimciliğin durmasıyla piyasaların kriz üzerinden kapitalizmi yeniden güçlendirdiğini iddia eder. Ben bunu doğumda kendisi ölürken çocuğunu doğurmayı başaran anneye benzetirim. Anne acı çeker, bu krizdir yani ölümle sonuçlanan yıkım; ama yeni doğan çocuk yaratıcı bir yıkımı müjdeler. O tekrar kapitalizme büyüme, hatta eskisinden daha öne geçme şansını verir. Marx annenin ölümüyle kapitalizmin öleceğini sanırken, Schumpeter hem de dünyanın gördüğü ilk global krizden sonra dahi bu krizlerin yaratıcılık eksikliğinden kaynaklanışını; kapitalist düşünceyi bir nevi evrim yoluyla yenileyeceğini ve daha güçlü döndüreceğini bilmiştir. Her ne kadar Avrupa krizi yoğun borç dikkate alınırsa Hayek Kriz modeline benzese de Avrupa’nın son 30 yıldır marka çıkaramadığını, girişimciliğin bitmek üzere olduğu dikkate alındığında asıl sebebin bu yenileyememe olduğu görülmektedir. Bu bakımdan da bence Avrupa Krizi Schumpeter’in modeliyle daha iyi açıklanabilir.

Bilal ERTUĞRUL

21.11.2011

13:47

Reklamlar

Read Full Post »