Feeds:
Yazılar
Yorumlar

Posts Tagged ‘Güneşe uzanan çocuk’

SEN GİBİ KARDELENLER OLMASA İNSANLIK ÇOKTAN DONMUŞTU

BE ÇOCUK…

Kardelenleri oldum olası sevmişimdir. Yalnızlığı da, isyanı da, zorluklara katlanabilmeyi de hep onlardan öğrendim ve belki de bu yüzden çok sevdim diyebilirim. Yüce dağların bembeyaz örtülerinde varılmaz kayalıkların el değmemiş köşelerinde gökyüzüne en yakın olmanın getirdiği gururla diklenen başların, insanlara, yere, toprak anaya en uzak olmanın verdiği hüzünle eğilmesi dünyada başka hangi çiçeğe bu kadar yakışır ki! Ve bunu gören bir garip beden nasıl bu çiçeğe aşık olmaz ki.

Kardelen belki de canlılar arasında insana da en yakın olandır. Onlar en zor şartlar altında doğarlar tıpkı insan gibi. Ölümü bile bile doğmak insandan başka en çok kardelenler tarafından içselleştirilmiştir. İkisi de özgürlük için uygun koşul moşul dinlemeden sadece ama sadece özgürlük için topraktan başını çıkarır. Ve insan doğduğunda, kardelen çıktığında bu isyanı sürdüremediği an öleceğini o kadar net hissetmiştir ki. Evet, isyan özgürlüğümdür benim, kardelenlerde aradığım, benim kardelenim de aradığım özgürlüğüm. Tüm dillerde tüm diğer çiçeklerde olduğu gibi bize kardeleni bir kız ismi olarak öğrettiler çünkü bir ressamın tablosunun en güzel yerine yakışacak kadar temiz olmayacağımızı düşündüler. Belki de o insanlar seni, saflığı, temizliği, almadan vermenin üstünlüğünü, kardeşliğini tanıyacak kadar şanslı olmadıkları için böyle bir yanılgıya düştüler. Ama benim tanıdığım en güzel, en temiz, en asi kardelen sensin be çocuk. Seni başka bir çiçek bu kadar güzel anlatabilse onla anlatırdım ama herhalde en iyisi Kardelen be çocuk.

Evet, bu çocuk Veli Şafak’tır. Kardeşten de öte der ya şair anadan, babadan, yardan, eşten, arkadaştan her şeyden ötede olandır Veli Şafak. Onu Kardelene benzetmek geçti içimden. Çünkü bugün biz ve bizden öncekilerin yoğun çabalarıyla kirlettiğimiz bu güzel dünyanın tüm kötülüklerini, çirkinliklerini kapatacak yani tüm beyazlığına rağmen aslında kirden başka bir şey olmayacak karın dahi kapatamayacağı, engel olamayacağı bir güzellik olarak bulunuyor insanlar arasında. Böyle adamlarla tanışmak bile büyük şansken bizler yani eskilerin halen o masada oturanların deyimiyle Masanın Dostları böyle bir adamla hem tanıştık hem de dost olmayı başardık. Bazen ona çok kızdık, çünkü onu yeterince anlayamadık. Biz bazı şeylerin arkasına girmiş kendimize bahaneler üreterek kar tabakalarının altında ömür sürmeye güneşi görmemeye and içmişken o hep bizden bir adım önde gitmeyi başardı. Bazen çok düzenli olmaktan da kızdık sana çocuk ama anlamadığımız izim düzensizliği düzen yaptığımız yerde asıl istisna yine sende kalmıştı. Yine sendin içimizdeki çocuğun hayallerinin peşinde koşan, yere düşüp ilk diz yaralanmalarında biz duraksarken ardına bakmadan yarayı da kanı da görmeden dörtnala, coşkuyla, umutla ama en önemlisi halen bir çocuğun temizliği ve kaybetmediği özgürlüğüyle koşmayı başaran sendin be çocuk.

Biz bir yerlerde, birilerinde yıldızlara kanıp, daha kötüsü onları kendimize güneş yapıp gecelerde kalırken sabah doğacak güneşe doğru sabırla, yavaş yavaş yükselen başınla hayatın anlamına bizden çok önce ulaşanda sendin be çocuk. Yarınlarda bir yerlerde kaybolmamış temizliğinle, karlar her yanı örtse ve bize güneşi görmeyi engellese de o güneşe gidecek yolu açacağını o kadar iyi biliyoruz ki çocuk. Bu yüzden belki de bugünlük gitmelerine ses çıkarmıyoruz, sarılmıyoruz delicesine çünkü biliyoruz sana ve yarınlarda bize bugünden çok daha ihtiyaç duyduğumuz anda getireceğin o inancına inanıyoruz ve biz halen o masada bekliyoruz.

Bundan asırlar önce doğduğun topraklarda Prometheus ateşi tanrılardan çalıyor ve insanlığa armağan ediyordu ve o ateş insanlığın büyümesine, bugünlere gelmesine sebep oluyordu. Ama artık insanlar içinde kendilerini tanrı yerine koyanlar o kadar çoğaldı ki bu ateşin şimdilik, en azından insanlar dönüşene kadar sönmesi gerek ve bu sefer bu görev karın olacak. O gelecek ve bizi önce yücelten sonra değerini bilmediğimizde yokluğa götüren ateşi söndürecek ya. O bizim tüm kötülüklerimizi kapatırken bizi asıl karanlığa gömecek ya işte bu sefer de biz bir kardelen lazım olacak çocuk. İşte içindeki çocuk o kardelen. Yarına umut beslememize neden olan ve yarınki karanlığı aydınlığa haberci saymamıza yol açan Kardelen. Biz bozkırda, kayalıkların kenarlarında, dağların yamaçlarında kısacası sana en yakın olabileceğimiz yerlerde pozisyon aldık bekliyoruz. Önce karla gelecek karanlığı, sonra senle gelecek aydınlığı bekliyoruz. O yolda başın her eğildiğinde o başın yeniden güneşe yönelmesinde ölmek ama kutsal bir ölüm için bekliyoruz.

Senden tek bir şey istiyoruz içindeki çocuğu öldürme ki yarının kardelenleri solmasın ve dünya karanlıklara hapsolmasın. Bu yüzden ona iyi bak. Ve güneş bu toprakları yeniden aydınlatana kadar hoşça kal be çocuk.

Hoşça kal…

Bilal ERTUĞRUL

10 Aralık 2011

19:39

Reklamlar

Read Full Post »