Feeds:
Yazılar
Yorumlar

Posts Tagged ‘hasret’

Aynı anda ölmelisin sevdiğinle

Ne önce, ne sonra; aynı anda

Ne kendini yalancı avuntularda kaybetmelisin,

“Benden önce ve sadece bana ait olarak,

başka birisini sevmeden,

beni bekleyeceği yere gitti” demelisin;

Ne de önceden ölerek ona sensizlik dolu

Her gün yanıp kavrulacağı bir dünya bırakmalısın.

Aynı anda ölmelisin sevdiğinle…

Korkma ölüm hiçbir şeyin sonu değil.

Bir dur, bakınıver etrafına,

Onca insan, onca şehir, onca sevda

Hangisi yok olup gitti,

Her biri, her an, bir yerlerde yaşanmıyor mu?

Hiç kimse ama hiç kimse ölümle yok olmaz,

Anlarsın sonunda.

Ve sen kızım aynı anda ölmelisin sevdiğinle

Ne önce, ne sonra aynı anda…

24 Temmuz 2015

İstanbul

01:06

Read Full Post »

Sana adanmış bir ömür yaşıyorum yokluğunda

Şimdi nerde, kimlesin bilmiyorum ya

Hayaller kuruyorum

Belki güneşli bir sahil kasabasında

Belki yalnızlıklarınla baş başa

Koca bir metropolün tam ortasındasın

Belki de kendinle yerli yersiz kavga ettiğin anlardasındır

Özür dilerim ama yalnız hayal edebiliyorum seni

Sen de benim kadar yalnızsındır diye umuyorum

Kendimden utanıyorum bu anlarda

Böyle öğretilmemişti aşk eski zamanlarda

Onun mutluluğuyla mutlu olmak demişlerdi

Ve kıskanmamalıydı seven

Sevdiği başkasının olsa da

Ama gel gör ki gözlerinde başka bir gölge,

Kollarında başka bir fani hayal etmek bile ölüm bana

Sen de benim kadar özlüyorsundur diyorum

Aslında sana gelecek cesareti bulamadan

Senin de yok olmanı diliyorum bir yanımla

Yokluğun, yokluğun artık çekilmez bir hal alıyor

Özlem desem değil, pişmanlık hiç değil

Okyanus ortasında yapayalnız kalmak gibi bir şey

Etrafında onca kara parçası dururken

Hiçbir limana demir atamamak

Ve hep çoktan sürgün edildiği

Bir limana geri dönme isteği sanırsam

Bazen duraksıyorum yokluğunda

Bir yerlerde kayboluyorum

Olmazdı, imkansızdı diyorum

Zorlasak da, koşsak da yemezdi gücümüz diyorum

Yine utanıyorum

Ben ki Torosların aşk destanlarıyla büyüdüm

Aşkı hiç anlamamış olmanın

Cesaretini kuytu köşelerde kaybetmiş olmanın üzüntüsünde yok oluyorum

Halen gelmek istiyorum sana

Öyle vardiya nöbetlerindeki ahmak voltalarla değil

Koşar adım, koşar adım gelmek istiyorum

Ama cesaretim çoktan terk edip gitmiş

Yüreğim çoktan satılmış ikinci el pazarlarda

Yokluğunu bile adam gibi yaşayamazken

Bir kez daha anlıyorum sana neden gelemediğimi

Ben seni hak etmediğim için vazgeçtim

Belki de kendimi böyle avutup

Ömrümün en güzelini böyle mahvettim

Bilemiyorum

Özlüyorum

Utanıyorum

Yavaştan sensiz ve yokluğunda mahpus bir halde

Ölüyorum

11 Haziran 2015

İstanbul

Read Full Post »

BABAMIN KÖYÜ…

BABAMIN KÖYÜ…

Orda bir yerde

Ne uzak ne yakın

Sana göre uzak bana göre yakın

Bir köy var babamdan dinlediğim

Gitmediğim bir zaman, bir zamansa gidemediğim

Pınarlar var derdi, yaylalık bir yermiş

Memleketin kimine çok uzak kalan bir yerinde

Sessiz ama çaresiz değilmiş insanlar

Arada köy kavgaları olurmuş

Amma yakılan ağıtlar buradakinden daha bir anlam katarmış ölüme

Sonra oraya gömün beni derdi

Hep bir özlem, hep bir hasret

Tuhaf gelirdi anlamazdım, anlasam da anlamazdım

Çünkü görmeden, o hep bahsettiği kokusunu duymadan

Nasıl anlayacaktım

Aslında orayı onun kadar sevdiğimi çok sonra anlayacaktım

Bu sefer ağlayan yüreğimde tutacaktım

Her şey için geç zannederdim

Oysa bir gitsem, bir görsem kesin severdim

Dedim ya orası babamın köyüydü

Bir nevi ata yurdum

Memleket içinde memleket yani…

Bilal ERTUĞRUL

14 Ekim 2012

09:14

Read Full Post »

SANA RAĞMEN…

SANA RAĞMEN…

Adını bile bilmeden seviyorum seni

Zaten ihtiyaç dahi duymuyorum

Hiç bilmediğin, tanışmanın mümkün olmadığı

Anadolu’nun uçsuz bucaksız ovalarından çiçekler topluyorum sana

Tek bir siluete dünyayı yüklüyorum

Haberin yok…

Sırf sen geçeceksin diye yollarda kalıyorum

Ve sırf belki sen kokarsın diye çiçekler topluyorum

Kopardığımı sanma sadece kokluyorum

Uzaktan, hesapsız, kitapsız seviyorum seni

Bir uzak diyardan bakar gibi yani

Kapını çalmak istiyorum en uslanmaz saatlerimde

Sonra vazgeçiyorum

Çünkü sana sen de olmayan her şeyle bakıyorum

Belki o kadar güzel konuşmuyorsundur

Belki öyle çok fazla gülmüyorsundur

En kötüsü belki sana verilen hiçbir şeyi hak etmiyorsundur

Ama olsun ben seni sende olan olmayan her şeyle seviyorum

Ben seni sen olmadan seviyorum

Çünkü sen olsan kaybedeceğimden korkuyorum

Seni, sade katıksız senle kirlenmeyecek kadar seviyorum

Anlasana ben seni sana rağmen seviyorum…

Bilal ERTUĞRUL

6 Eylül 2012

17:18

Read Full Post »

GÖZYAŞLARIN SEBEBİM…

GÖZYAŞLARIN SEBEBİM…

Ağlama demiyorum ağla istediğin kadar

Ne de olsa yalnız değiliz buralarda

Elbet gözyaşını silecek biri çıkar

Gözyaşını sileni bulmak kolay nasılsa

Ama ağladığını anlayacak zor çıkar

Hani gözlerin güldüğünde kalbinin ağladığını

Sen diye kendinden geçecek olanı

Ve sen ağladın diye

Sırf sen ağladın diye

Ağlayacak olanı…

Sana beni bulamazsın demiyeceğim

Bulursun belki

Ama zor olacak araman

Zor olacak onca şeyi anlatman…

Belki de bu yüzden büyütüyorum kendimi

Sırf bu sebeptendir belki de

Sen gitmek istediğinde

Kapatmaya çalıştım kalmayan gücümle bütün kapıları

Anlasana bulamazsın benim gibi birini

Sen ağladın diye dünyayı yıkacak olanı

İşte eskimiş sevdiğin sen için böyle deli

Ama artık gücüm kalmadı

Durduramıyorum seni…

Oysa sen biraz sakin olsan

Biraz durup dinlenebilsen

Bak neler yapacaktım

Sen için benden vazgeçmişken

Gözyaşlarına dayanamadım

Belki de sırf bu sebepten izin verdim gitmene

Sırf sen bir daha ağlama diye…

Bilal ERTUĞRUL

5 Eylül 2012

22:34

Read Full Post »

YARIMSA YARIM…

YARIMSA YARIM…

Tuhaf bir adamım derler ya

İnanmayın yalandır

Ben de herkes gibiyim

Sıradansa sıradan, yarımsa yarım

Herkes gibi benim de kadınlarım vardı

Doğumdan ölüme kadar

Hep yarım bıraktığım

Hiç tamamlayamadığım

Her birinde diğerini aradığım

Ama hiçbirini tam anlayamadığım

Kimisine hiç kavuşamadım

Kimisinden ölümden evvel ayrılmadım

Anlayacağınız basit bir hayat yaşadım

Onlar kadar uzun

Onlar kadar kısadır bu yaşamım

Dedim ya benim de kadınlarım vardı

Doğumdan ölüme kadar

İşte ben tam da onlar kadardım

Ne eksik ne fazla

Tamsa tam, yarımsa yarım…

Bilal ERTUĞRUL

3 Eylül 2012

22:29

Read Full Post »

ZAMAN…

ZAMAN…

Maziden gelen birkaç misafir gibi şimdi onlar

Uzaklar hem de çok uzaklar

Bir zamanlar dosttular, dostumdular

Fakat demişler ya hayat mefhumu diye

İşte o vurdu bizi böyle birden bire

Hatırlamaz olduk güzeli, iyiyi, sevmeyi

Ve yalnız yok olmanın acısını tattık

Oysa böyle olmamalıydık

Hatırlamaz mısın yol üstü lokantaları

Hani şu suya ücret almayanları

Bir hafif terk edilmişlik kokusundan karışık

Kucaklarını açmış yoldaş arayanları

İşte onlar gibiyiz şimdi

Bir zamanlar gelenlerin değerini bilemedik

Nitekim bugün gelsinler diye bekleriz

Ama zaman işte tam da bu

Bolluktan yokluğu vuslattan hasrete

Doğumdan ölüme götürür bizleri

Anlaşılmadığı yalan anlaşılır aslında zaman

O acı gerçekten kaçmak için verilen çabadır var olan…

Bilal ERTUĞRUL

01 Eylül 2012

21:36

Read Full Post »

Older Posts »