Feeds:
Yazılar
Yorumlar

Posts Tagged ‘İlker Başbuğ Tutuklanma’

GERGİN SİYASİ ORTAM ÜZERİNE BİR KAÇ SÖZ – 2

İlkyazımda son dönemde artan gergin ortamın ilk halkası olarak gördüğüm Eski Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ’un tutuklanmasını değerlendirdim. Bu yazımda ise Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu hakkında yargıya müdahale suçuna yönelik soruşturma için istenen fezleke ve buna mukabil verilen cevaplarla gerginleşen hukuk-siyaset temelli tartışmalara değineceğim.

Hukuka saygı nedir, nerede başlar, nerede son bulur, hukukun üstünlüğü ne zaman eleştirilemezliğe dönüşür ve bu durum hangi sonuçlara yol açar, üstünler hukukunda üstünler yer değiştirdiğinde hukuk neden yer değiştirmez ve ülkemizde siyasetle hukuk arasında neden hep bir ast üst ilişkisi mevcuttur? Aslında bu soruların pek çoğunun cevabı son olayda karşımıza gelmiştir ve sadece yüzleşmemizi beklemektedir. Öncelikle Türkiye Cumhuriyeti tarihi hiçbir devrinde hukukun üstünlüğüne yer ayrılmayan sadece üstünler hukukunun vuku bulduğu bir tarihtir. Evet bu Atatürk döneminde de, Menderes, Demirel, İnönü, Evren, Özal ve son olarak Erdoğan dönemlerinde de değişmeyen yegane gerçeklerdendir. Yaklaşık 85 yıl önce bu topraklar İstiklal Mahkemeleri’nde tek parti diktasının üstünlüğünü hukuki yollarla tescil ve muhalefeti bertaraf etmesine şahit olmuştur. Menderes önce İnönü’nün kendi üstünlüğünde pek çok yönden kendisini zorladığı muhalefet dönemini yaşamış, daha sonra aynı zorlukları muhalif basını da içine alacak şekilde kendisi İnönü’ye karşı yaşatmıştır. Yine darbe yönetimlerinin yaptıkları her işi yasal zemine oturtma çabaları ve bu konudaki başarıları takdire şayandır. Son olarak kendisi de bir önceki üstünler tarafından 28 Şubat ve sonrası süreçte yine hukuk kullanılarak mağdur edilen muhafazakar kesimin iktidarında yine üstünler hukuku yoluyla hukukun nasıl ortadan kalktığına şahit olmaktayız. Burada acı olan yaklaşık 90 yıllık bu sürece rağmen halen üstünlerin, hangi grup olurlarsa olsunlar, hukukun üstünlüğü yerine üstünler hukukuna saplanması ve bundan uzun vadede acı çekmeleridir. Hiçbir kuvvet ilelebet üstün olmayacağına göre bir gün mutlaka bu sistemin ezdiği taraf olacaktır.

Üstünler hukukunda tehlikeli olan sadece üstün değildir. Aynı zamanda ona yaranmak isteyen çevrelerde bu hukukun temsilciliğine soyunup adaleti ortadan kaldırabilirler. Ve bazen ne yazık ki o üstünler de bu durumu engelleyemez. İşte ülkemizde emekli bir genelkurmay başkanı, bazı milletvekilleri, çeşitli gazeteciler hiçbir yere kaçma ihtimalleri bulunmamasına rağmen gözaltındadır ve ne yazık ki pek çoğu üstünlerin de hukuka inancını yok edecek kadar absürt tutuklamalardır. Bir ülkede tutuklama hüküm vermeye dönmüşse, özel yetkili mahkemeler eleştirilemez konuma gelmişse, herkes her an sebebi ne olursa olsun ve neyle suçlanacağını bilmeden gözaltına alınıp, orada ölebileceğini düşünüyor ve adli makamlardaki, yasama ve yürütme erklerindeki seçilmişler buna göz yumuyorsa bu danışıklı dövüşün adaletle ilgisi yok demektir. Ve bugün için Türkiye’de adalet artık dar ağacındadır. Muhalefet lideri de, bakan da, başbakan da yargılanmalıdır ama gerekçeler içi dolu olmalıdır. Hukuk toplumsal vicdandır ve toplumsal vicdana aykırı vicdanların her hangi bir konuda fikir belirtmesi hukuka müdahale değil olsa olsa hukuku renklendirme, alternatif sunmadır. Bu bakımdan Kılıçdaroğlu’na yöneltilen suçlama abesle iştigaldir.

Kılıçdaroğlu ve CHP grubu bu hamleye karşı bağımsızlıklarının grup olarak kaldırılmasını talep etmiştir. Yerinde ve doğru bir adımdır. Şimdi hükümet vekil sayısını kullanıp bunu engelleyebilir ama o zaman hukukun üstünlüğünde değil de üstünler hukukunda olduğumuz belgelenir. Ya da engellemez, Kılıçdaroğlu’da içeri alınır, bir kahraman yaratılır ve bugünün üstünleri yeni üstünler gelirken kaderlerini eklemeye başlar. Çünkü eksik adalet sadece mazlum doğurur ve mazlumlar hele de duygusal doğu demokrasilerinde bir gün mutlaka kazanır. Bunu da kendimi de içerisinde saydığım muhafazakar kesimler bugün Türkiye’de en iyi bilenlerdir. Bu sebepten hukukun üstünlüğüne geçiş için bu fezleke bir adım olabilir ve olmalıdır.

İktidar yeni anayasa ve sadece yetkili, hızlı ve modern bir hukuk sistemi için hızlanmalı, muhalefet il il, köy köy yeni anayasa için çalışıp bunu iktidarın başında sallanan bir Demokles kılıcı olarak kullanmalıdır. Sivil toplum artık bu yasal ama asla hukuki olmayan sürece karşı durmalı, isyan bayrağını siyaset odaklı hesaplar yerine gelecek nesillere daha aydınlık bir Türkiye bırakmak üzere çekmelidir. Kendi ülkesinde hukukun eleştirilmesine hak tanımayan bir ülke Fransa da yasal olarak tanınmış bir sözde soykırımın inkarının suç sayılmasına karşı çıkarken önce kendi içerisinde inandırıcılık sağlayamaz ve ne yazık ki bu ve dahili uluslar arası meselelerde de hep içerden vurulur. Bu yüzden de hızlı adalet, kanayan yaranın kanaması için pansuman yerine kökten ameliyat bugünün Türkiye’sinin ihtiyacıdır ve her şeyin en iyisini hak eden bu halka verilmelidir.

Bilal ERTUĞRUL

11 Ocak 2012

22:33

Reklamlar

Read Full Post »