Feeds:
Yazılar
Yorumlar

Posts Tagged ‘İmparator’

GALATASARAY – İMPARATORUN DÖNÜŞÜ – 1…

SÜPER FİNAL’E DOĞRU – 10…

GALATASARAY – İMPARATORUN DÖNÜŞÜ – 1…

Süper Final’e doğru analiz serisinde geldik son takıma. Assolistler en son çıkara mantığında olduğumdan analizin sonunu lider ve şampiyonluğun en büyük favorisi olan Galatasaray ile bitirmek istiyorum. Tıpkı diğer takımlarımızda olduğu gibi taraftarları, yönetimi, teknik ekibi ve futbolcuları ayrı ayrı analiz edecek, genel sezon değerlendirmesi, süper final beklentisi ve takımdaki eksiklikler üzerine de fikirlerimi bildireceğim.

Ancak her şeye başlamadan İmparator’a bir paragraf açmak istiyorum. Galatasaray’ın bu yılına dönüp bakıldığında kullanılabilecek tek manşet var: İmparatorun Dönüşü… Seversiniz, sevmezsiniz, beğenirsiniz beğenmezsiniz Türk futbolunun İmparatoru Fatih Terim neden bu unvanı taşıdığını ve neden benim de dahil olduğum önemli bir çoğunluğa göre bu ülkenin gelmiş geçmiş en iyi teknik direktörü olduğunu bu yıl bir kez daha gösterdi. Tıpkı Şenol Güneş analizimde de belirttiğim gibi bu ülkenin en başarılı 2 hocası, yapılan tüm eleştirilere, kendilerini beğendiremedikleri önemli bir kitleye rağmen neden en iyi olduklarını bu sezon dosta düşmana gösterdi. Tıpkı Şenol Hoca gibi Fatih Terim’de Galatasaray kimliğini, duruşunu yaşayan, hisseden dahası bunun milyonlarca taraftar için ne anlama geldiğini bilen bir isim.

Göreve geldiğinde Galatasaraylıların dahi önemli bir kısmının aklında ACABALAR mevcuttu. Acaba yine ikinci seferindeki gibi başarısız transferler ve hayal kırıklıkları olur muydu? Acaba seferden sonra henüz kulüp takımı çalıştırmamış olması onun için bir handikap mıydı? Acaba Euro 2008’de elde edilen üçüncülük ve sonrasında elemelerde gelen başarısızlık da olduğu gibi İmparator kısa süreli turnuvaları motivatör hocası haline mi gelmişti yoksa uzun vadeli maratonların kaldırmayacağı motivasyon ve kondisyon patlamalarıyla başarısızlık kaçınılmaz mıydı? Evet gerçekçi olalım pek çok Galatasaraylı açısından bu endişeler rakipler açısından ise bu umutlar vardı. Ancak öyle olmadı Fatih Hoca neden en büyük olduğunu gösterdi ve takımını son haftaya girilirken en yakın rakibinin 9 puan önünde zirveye taşıdı. Şimdi bu sezonun genel bir özetiyle analizimize başlayalım.

Galatasaray son şampiyonluğuna bundan 3 yıl önce ulaşmış, son 6 haftada tecrübeli oyuncuların desteğiyle teknik direktörsüz gelen şampiyonluk sonrası son 2 yıl tam bir felaket olarak geçmişti. Adnan Polat taraftarların sevgilisi olarak Başkanlık koltuğuna oturduğunda taraftara şampiyonluk sözleri veriyor ve Galatasaraylılar 2000 ruhu acaba yeniden doğar mı diye düşünüyorlardı. Ama öyle olmadı. Her ne kadar stat yapımını başarıyla tamamlasa da sportif anlamda tam bir hüsran olarak yazılıyordu bu dönem kulüp tarihine. Hele geçen yıl Stat açılışında yaşanan olaylar, Mali genel kurulda ibrasızlık ve orada yaşananlar kulüple karşılıklı başlayan dava süreçleri derken bu dönem her Galatasaraylı açısından en kısa vadede unutulması gereken bir dönem olarak hafızalara kazınıyordu. Bu unutma ve yeniden canlanmanın ilk adımı geçen yıl yapılan Genel Kurul’da atılıyor ve Ünal Aysal Galatasaray’ın yeni başkanı olarak seçiliyordu.

Galatasaray Lisesi’nden yani kulübün doğduğu, can damarlarını aldığı liseden mezun olan Ünal Aysal başarılı iş adamı kariyerini yurt dışında sürdüren, özellikle kulübün maddi zorluklar yaşadığı 2000 sonrası dönemde basında adı mali kurtarıcıya çıkan, çeşitli kongreler öncesi Galatasaray’ı içine düştüğü ekonomik darboğaz ve kurumsal yönetim zafiyetinden kurtaracak kişi olarak öne çıkan bir Galatasaray sevdalısıydı. Kulübün ona ihtiyaç duyduğu her anda göreve ve yardıma koşan Ünal Aysal sonunda baskılara daha fazla dayanamadı ve geçtiğimiz yıl artık kulübün mevcut j-haliyle devam edemeyeceğini, kurumsal kimlik eksikliği, başarısız sportif, idari ve mali yönetimlerle her alanda Fenerbahçe’nin yani ezeli rakibin gerisine düşüldüğüne inandığından görevi kabul etti. İlk röportajını Serhat Ulueren’e verdiğinde bu röportajı izleyen birisi olarak Galatasaray’da işlerin artık eskisi gibi olmayacağını, profesyonelleşmenin en tepeden başlayarak kulübün her kademesine yansıyacağını ve kulübün özellikle yönetimsel anlamda çağ atlayacağını düşünmüştüm. Benim gibi düşünenleri yanıltmadı. Öncelikle güçlü yönetim kurulunda futbolu, onunla ilgilenebilecek, geçmiş yıllarda da benzer pozisyonda bulunmuş Ali Dürüst ve Abdürrahim Albayrak gibi iki önemli isme emanet etti. İlk röportajında da söylediği gibi her şeyden anlayan ve her şeye karışan başkan olmak yerine her şeyin en iyi işlemesini sağlayan başkan olarak görülmek istedi ve bu konuda kanımca başarılı oldu. Takımın başına efsane hoca Fatih Terim’i getirdi, Florya’yı onun kontrolüne verdi. Dahası istenen transferleri de birkaç eksik dışında tam anlamıyla tamamlayıp sene başlarken yeni hoca, yeni stat, yeni başkan ve yeni kadrosuyla yepyeni bir Galatasaray’ı 4 ay gibi kısa sürede taraftarın karşısına çıkardı. Yeni Galatasaray’ın Amiral gemisinde kaptan oydu ama filonun her gemisinin gerek mürettebatı gerekse de kaptanlarını o kadar özenle seçmişti ki bu gemi yol alacaktı ve kaptan buna emindi.

Evet, Galatasaray’da Ünal Aysal’ın Başkan seçilmesiyle başlayan, Fatih Terim’in teknik direktörlüğe gelmesiyle konumlanan yeni sürecin bu yıl olmasa da gelecek yıllarda kulübü tekrar eski konumuna taşıyacağı düşünülüyordu. Ancak rakiplerden Beşiktaş ve Trabzon’un yoğun fikstürü kaldıramaması, Fenerbahçe’nin 3 Temmuz süreciyle uğraşması derken, sene başında takıma yapılan hemen hemen her transferden verim alan Sarı Kırmızılılar bir anda ligin hakimi konumuna geldi. Gelecekte beklenen başarı daha ilk yılda geliyor ve taraftarlar tekrar Şampiyonluk şarkıları söylüyordu. Şimdi isterseniz liderin taraftar, yönetim, teknik ekip ve futbolcu analizlerini yapıp analiz serimizi noktalayalım.

Bilal ERTUĞRUL

6 Nisan 2012

16:25

Reklamlar

Read Full Post »