Feeds:
Yazılar
Yorumlar

Posts Tagged ‘Kadınların temsil oranı’

KADININ ADI VAR…

80’li yılların sonunda Türkiye’de en çok satılanlar listesinde uzunca bir süre yer almış, daha sonra defalarca sinemaya uyarlanmış, Duygu Asena’nın kaleminden çıkan ve kadının yaşam serüveni, arzuları, seçimleri ve bu seçimlerin sonuçları üzerine kurgulanmış kitabın adını pek çoğunuz hatırlayacaktır: Kadının Adı Yok… Yazar her kadının yaşadığı serüvenin üzerinde, ortak bir “Kadın” kimliği altında adsız kadınların hikayesini anlatmayı amaçlarcasına bu ismi vermişti kitabına. Aradan yıllar geçti, bilginin erişilmez denilene erişme gücü verdiği insanoğlu o kitabın yazılışından tam 25 yıl sonra dün bir günlüğüne de olsa kadınlarını anlamaya, onları onlarla ya da onlarsız tartışmaya çalıştı dünya. İşte bu tartışmalardan sonra ben de ilgimi çeken birkaç rapor üzerinden dünyada ve Türkiye’de Kadının Yeri’ne yönelik verileri paylaşmayı, bu konudaki düşüncelerimi sunmayı amaçladım…

Öncelikle neden 8 Mart tarihinin Dünya Kadınlar Günü olarak kutlandığına değinelim. 1910 yılında Uluslar arası Sosyalist Kadınlar Konferansında bir araya gelen dünyanın dört bir yanından çalışan kadın, Emekçi Kadınlara ait bir gün belirlenmesini ve bugün de yapılacak olan çalışmalarla emekçi kadınların yaşadığı zorlukların, toplumda kadınlara karşı cinsiyet ayrımcılığının karşısında durulmasını kararlaştırdılar. Ancak hangi günü belirleyeceklerine karar vermemişlerdi. Sonunda 8 Mart 1857 tarihinde New York’taki bir eylem sonucu, polisten kaçarken çıkan bir fabrika sonucu ölen 129 işçi (çoğunluğu kadın tekstil işçileriydi) anısına 8 Mart gününün Dünya Emekçi Kadınlar Günü olarak belirlenmesine karar verildi. 1977 yılında ise Birleşmiş Milletler bu günü Dünya Kadınlar Günü olarak resmen ilan etti. BM 1975 yılından itibaren Kadınlara, onlara karşı reva görülen ayrımcılığa daha fazla odaklanmaya başladı ve o yıldan itibaren her 5 yılda bir Dünya Kadınları Raporu’na ek olarak, her yıl da o yıl dünyada kadın haklarına yönelik gelişmeleri derlediği Dünya Kadınlarının Gelişimi Raporlarını yayımladı. Son Dünya Kadınları Raporu 2010 yılında, son gelişim raporu ise geçtiğimiz günlerde yayınlandı. İşte benim de temel alacağım istatistiki veriler bu raporlardan derlenmiş olacak. Peki bu veriler ne diyor, kadınlar ne durumda ve kadın haklarının, kadına karşı ayrımcılığın yok edilmesi çabalarının gelişimleri nasıl bir aşamada bulunuyor. Şimdi biraz bunlara değinelim.

Birleşmiş Milletler en temel kadın haklarına ulaşmak için ülke anayasalarında mutlaka olması gereken yasalara yoğunlaştığı son raporunda 3 yasa üzerinde duruyor. Bu kanunlar cinsel tacize karşı koruma kanunu, evlilik kurumunda şiddet ve gönülsüz birlikteliğe karşı koruma kanunu ve kadına karşı şiddete karşı koruma ve kollama kanunları olarak sıralanıyor. Cinsel tacize karşı kanun 194 ülkeden 116 tanesinde mevcut. Evlilik kurumunda şiddet ve gönülsüz birlikteliğe karşı koruma kanunları 194 ülkeden sadece 51 tanesinde mevcut. Özellikle evliliğin kutsal görüldüğü toplumlarda kadının, yani evliliğin yarısının haklarının korunmasına karşı kanun konulmaması bu kutsallığı sorgulatır ölçüde. Kadına karşı şiddete karşı koruma ve kollama kanunları ise 194 ülkeden 125 tanesinde mevcut. Birleşmiş Milletler raporuna göre 100 yıl önce neredeyse hiçbir ülkede olmayan çoğu ülkede son 30 yılda anayasaya giren bu kanunların tüm ülke anayasalarının ortak maddeleri arasına girmesi Milenyum Hedefleri arasında yer alıyor ve bu gerçekleşmediği sürece kadın haklarında kat edilecek mesafe olduğuna inanılıyor.

Siyasi haklara gelince durum orada henüz pek iç acıcı olmasa da yine son 20 yılda çok önemli gelişmeler yaşanmış durumda. Kadınlar bundan 100 yıl önce sadece 2 ülkede seçilme hakkına sahiptiler. Bugün dünya üzerindeki her demokrasi de kadınlara seçme hakkı tanınmış durumda. Hal böyle olunca artık kadınların siyasi yaşamdaki yerlerini belirleyen seçilme hakları ve parlamentolardaki oranları. Bugün 28 ülkede kadınların parlamentolarda temsil oranı kritik eşik olarak adlandırılan %30’u geçmiş durumda. Kritik eşik Birleşmiş Milletler Dünya Kadınları Örgütü tarafından %30 olarak belirlendi. Çünkü bu orana kadar kadınlar haklarını bir şekilde erkeklerden alıyor ve erkekler sistem üzerindeki kontrolleriyle geriye dönme isteğine sahip olursa süreç geriye gidiyor. Ancak bu oran aşıldığında artık kadınların temsil oranı ya artıyor ya da sabit kalıyor ve bu eşiğin altına inmediği için de kazanılmış haklar kaybedilmiyor. Bugün aynı zamanda 19 ülkede yürütme organının başında bir kadın Başbakan ya da Başkan olarak yer alıyor. Dünyada sadece Ruanda’da kadınlar meclisin çoğunluğunu o da %51 ile ellerinde tutuyor. Hâlbuki Çin ve Hindistan dışında neredeyse dünyanın her ülkesinde kadınlar nüfus dağılımında erkeklerden daha fazla yer tutuyor. Dünyada 60 ülkede kadınların parlamentoda temsil oranı %10 ve altında kalmış durumda. Türkiye’de son seçim öncesi %9 olan oran bu seçimde %14’e çıktı ama halen kat edilmesi gereken çok yol var.

Yine benzer raporlarda dünyada kadınlarda işgücüne katılım oranı %52 iken erkeklerde %77 olduğu, halen dünyanın pek çok yerinde küçük kızların doğumdan hemen sonra ya da çocukluk dönemlerinde öldürülmesi, sünnet ya da benzeri ilkel metotlarla yaşamaya mecbur kalmaları, 1 milyara yakın kadının halen okuma yazma bilmeden yaşamını sürdürmeye çalışması gibi acı gerçeklerde paylaşılıyor. Ancak tüm bu raporlarda ortaya çıkan somut gerçeklik şu: Kadınlar 100 yıla yakındır kendi hakları için savaş verdi. Bundan yıllar önce dünyada gerçekten de kadının adı yoktu. Ancak bu yolda özgürlüğünden, canından, malından olan erkek ve kadınların ortak çabalarıyla dünya bugün iki ayrı cinsiyetten meydana geldiğini biliyor. Bundan sonra yapılması gereken dünyanın dört bir yanında tam eşitliğin sağlanması, insan hakları ve kadın haklarıyla her kadının tanışması ve özellikle gençlerin bu konularda ellerinde hakları olanların bilhassa, sürekli çalışması gerekmektedir. Halen atılacak adımlar gidilecek yollar var. Ancak artık ne kadar silik gözükse de emin olun Kadının Adı Var…

Bana göre pek çok kişinin isimlendirdiği şekilde dün kutlanan gün Dünya Kadınlarının Günü değildi. Dün; kadınlar için, onların hakları için gelecek nesillerin daha iyi yaşaması için emek vermiş, mücadele etmiş kadınların günüydü. Eğer düşüncelerinizle, hareketlerinizle u yönde en ufak katkı vermiş olanlardansanız gününüz kutlu olsun…

Bilal ERTUĞRUL

9 Mart 2012

00:23

Read Full Post »