Feeds:
Yazılar
Yorumlar

Posts Tagged ‘Komünizm’

FAŞİZM VE KOMÜNİZM ÜZERİNE…

Kanımca insan dünyaya iki şey üzerine doğar: Özgürlük ve Eşitlik… Ancak belki de sadece doğumlarında sahiptir insanoğlu bu iki hakka. Kimileri hayatını bunlara adar, sadece kendisi için değil diğer insanlar için de. Kimileri de bunları yok etmek üzere kurgular yaşam mücadelelerini. Ancak çoğunluk o birilerinin kurduğu sisteme uyarak sürdürür yaşamını. Yani birileri yapar, birileri uyar ve yapanlar her zaman uyanların yanında çok küçük bir azınlık olarak kalırlar. Belki öyle olması gerektiğindendir bu, belki de yapanların başka işinin olmaması, uyanların ise yapacak bir zaman bulamaması nedeniyle dünya neredeyse kurulduğu günden bu yana bu şekilde gider. İnsanlar doğal hali bırakıp, toplum yoluyla kitlesel yaşama ya da benim deyimimle birileri istediği için bir şeyler yapmaya başladıkları günden bu yana bu iki olgu üzerinden pek çok düşünce geliştirildi. Bu düşüncelerden çok güçlenen, taraftar bulan dahası belli toplumlarda uygulananlar ise İdeoloji olarak adlandırıldı. Bu ideoloji zincirinin iki ucuna da 20. Yüzyılı kana bulamış iki ideoloji yerleşti: FAŞİZM ve KOMÜNİZM…

Faşizm temellerini insanlığın toplumsal forma geçişinden almaktadır. İnsanoğlu gurur ve kibri sıklıkla karıştıran bir içselliğe sahiptir. Doğal halde insanlar üstünlük mücadelesine yol açan bu düşünce toplumlar ilk klanlar halinde ortaya çıkınca klanların birbirine üstünlüğü formatına bürünüyordu. İşte bu toplumların, klanların, dinlerin, inanışların birbirine üstünlüğü uzun dönemde faşizmi doğuran düşüncenin temelleriydi. Resmi devlet ideolojisi olarak ilk olarak Mussolini İtalya’sı tarafından benimsenmiştir. Mussolini’nin Faşizm ideolojisi sözcük olarak Latince Fasces sözcüğünden geliyordu. Bu sözcük Roma’da elitlerin diğer Romalılara üstünlüğünü simgeleyen ucunda balta olan çubuğa verilen addı. İşte bu üstünlük anlayışıyla yoğrulan Faşizm, Almanya’da da Nazizm olarak ortaya çıkıyordu. Her iki devlette kendi milletlerinin üstünlüğünü ve diğer insanların bunu kabul etmesi için çalışılması gerektiğini iddia ediyordu. Bu iddia dünyayı 60 milyon insanın öleceği 2. Dünya Savaşı’na sürükleyecekti. Aslında iddia temelde eşitliği yok ediyor ve özgürlükte tamamen dahil olunan gruba bağlı hale geliyordu. Ancak eşitsizliği kontrol etmek için özgürlük de ortadan kaldırılıyordu ve insan en temel iki hakkından da mahrum bırakılıyordu.

Komünizm de temellerini yine toplumun ortaya çıktığı dönemden alıyordu. Doğal Hal’den Toplum’a geçiş sürecinde toplumda herkesin eşitliği esas alınıyordu. Ancak eşitliği korumak için eşitler arasında bir eşit gerekiyordu ve devlet bu amaçla ortaya çıkıyordu. Devlet yine insanlardan oluşacağından eşitler arasında daha eşitlerin yani üstünlerin oluşması kaçınılmaz oluyordu. İşte bu eşitliğin ortaya çıkması için özel mülkiyetin ve rekabetin yok edilmesini zorunlu gören Marx oluşturduğu Komünizm ideolojisinde devletin zaman içerisinde, son aşamada ortadan kalkacağını iddia ederek bu tehlikeyi savdığını düşünüyordu. Ama uygulama hiç öyle olmuyordu. Bu ideoloji üzerine kurulan Sovyetler Birliği zaman içerisinde devletin ya da eşitler arasında daha eşitlerin dünya üzerinde hiçbir toplumda elde edemeyeceği bir güce ulaştıklarını görüyordu. Yine alttaki eşitlerin eşitliğini korumak için özgürlük yok ediliyor ve dünyada ilk kez neredeyse sıfır özgürlük hali ortaya çıkıyordu. Sovyetlerde bu çabaların doğurduğu kan ve gözyaşı da tarih sayfalarında yerini alıyordu.

Her iki rejimde insanın doğasına aykırıydı ve bu sebepten varlığını sürdüremedi. Çünkü insan çıkar odaklı bir yaratıktı. Hep sonuçta bir şeyleri elde etmek için bir şeyler yapmaya odaklı yaşıyordu. Kutsal dinlerin insana cenneti vaat etmesi ve yapılanların bir sonucu olduğu üzerine kurulması da bu yüzden değil miydi? Zaten bu tehlike görüldüğü için her ki rejimde dinleri yasaklamıyor muydu? Evet; insanlar dinlere inanır ve her yaptıklarının sonucu olduğunu düşünürse iki ideolojide yaşayamazdı. Çünkü yaptıklarının bir sonucu olduğunu düşünen insan bu dünyada da sonuç isteyecekti. Farklı emeklerin aynı sonucu vermesine isyan gelecekti ve komünist düşünce yaşayamayacaktı. Faşizme inananlar dinlere inanıp sonunda hangi milletten gelinirse gelinsin aynı sorguya çekileceklerini düşünse nasıl bu dünyada üstün olduklarına inanacaktı? İşte bu sebeple yasaklanan dinlere rağmen insanlar bir şekilde bu düşüncelere ulaşacak ve iki ideolojide yıkılacaktı.

Fukuyama bu ideolojilerden sonra Tarihin Sonu geldiğini, ideolojilerin öldüğünü iddia edecekti. Ancak zaman onun yanıldığını gösterecekti. Ölen Faşizm ve Komünizm azınlığa düşüyordu çünkü insan doğasındaki en temel iki hakka karşı gelmişlerdi. Ancak ideoloji zincirinde daha ortada yer alan ve hem eşitliğe hem de özgürlüğe yok edici olarak yaklaşmayan ideolojiler dünyada yer buluyordu. Kanımca insan ne kadar farkında değilmiş gibi gözükse de dünyada eşitlik ve özgürlüğü asla bırakamıyordu. İşte yeni ideolojiler artık bunun üzerine kuruluyordu. Tıpkı dinler gibi, tamamen insan doğası üzerine bir ideoloji çağı başlıyordu.

Tarihte yer alan, dün yaşanan, bugün yaşadığımız ve yarın yaşayacağımız her şey tamamen doğamıza uygunluğuyla ömürlerini tanımlıyorlar. Faşizm ve Komünizm insan doğasına aykırılıklarıyla yok oldular ve bundan sonra da uygulanırlarsa bu sebepten yok olmaya mahkumdurlar. Bu yazıyı son dönemde ülkemizde arttığını düşündüğüm bazı düşünceler üzerine yazma ihtiyacı hissettim. Başkasında yaşamayan bizde de yaşayamaz ve bizi mutlu, aydınlık yarınlara taşıyamaz. Biz kimseden üstün değiliz, kimse de bizden üstün değil. Son on yıldaki güçlenmemizi hep millet olarak tüm Türkiye olarak çalışmamıza bağlıyorum. Güçleniyoruz, çünkü daha önce çalışıp çalışmayı bırakmışlara göre daha çok çalışıyoruz. Yani sonuç alıyoruz. Bu yüzden bu direnişi ve uyanışı sürdürmek için çalışmaya devam etmeliyiz. Özgürlüklere ve eşitliğe dokunmadan ne ülke içinde ne de ülke dışında. Ancak böyle yaparak bir gün muasır medeniyetlere ulaşır ve onları geçeriz. Bu sebeple Faşizan ve Komünist düşüncelerden uzaklaşıp, asıl işlerimize odaklanmalıyız. Umarım son dönemde sıkça tekrarladığım şekilde artan bu yaklaşımlar tekrar azalır ve ülke olarak yolumuza devam ederiz. Bu yolun neden doğru olduğunu da az bir şey Faşizm ve Komünizm üzerine düşünürsek rahatça buluruz.

Bilal ERTUĞRUL

07.11.2011

21:57

Reklamlar

Read Full Post »