Feeds:
Yazılar
Yorumlar

Posts Tagged ‘Liderlerin Değişimi’

AH BİZ AKDENİZLİLER…

Akdeniz asırlardır medeniyetin beşiği olarak görülen toprakların kavuşmak istediği sevgili denizleri olarak Afrika, Asya ve Avrupa arasında paylaşılamadan dalgalarıyla onlara yeterek yaşayıp gidiyordu. Önce Roma, sonra Osmanlı onun çehresinden çıkıp dünyaya hükmedecekti. İspanya ve Fransa’da onun çehresinden çıkacaktı ama onların dünya hakimiyeti Amerika ve diğer kıtalarda yakaladıkları güçle geliyordu. Daha sonra medeniyet merkezi önce İngiltere sonra da ABD’ye taşındı. Akdenizliler tüm bu süreçte hep beyinlerinden önce kalplerine güvenmişlerdi. Onlar kuzeyli komşuları Germen ya da Slav kavimlerin önce akla inandıkları zamanlarda kalplerine güvenmenin karşılığında önce dünyayı yönetiyor sonra dünya beynin hükmüne girince de bu lirik kahramanlar arka plana düşüyordu. Akdenizlilerin temel özellikleri sıralandığında dünyanın hemen hemen her yerinde ilk akla gelen canayakınlıkları, bazen aşırı da olsa sosyal insanlar olmaları ve çok konuşmaları gelir. Onlara hem o destansı romantikliklerini hem de efsanevi üçkağıtçılıklarını da bu Akdenizli tavrı verir. Yani önce kalbe ve zevke dayanan yaşama anlayışı.

Ancak dünya global bir köy haline gelip, bir ülkedeki en ufak bir sıkıntının diğer ülkeleri etkilemeye başladığı milenyumda bu anlayışla sürdürdükleri ekonomik yapılarının artık sürdürülemeyeceği anlaşıldı. Önce 2001 yılında uzun süredir ciddi yolsuzluk ve kötü yönetilmiş Türkiye ekonomisi iflas ediyor, Türkiye bu iflastan sonra çok ciddi ekonomik programlama ve  siyasi istikrarla çıkıyordu. İktidar değişiyor, Ak Parti 10 yıllık bir tek başına iktidar yolculuğuna çıkarken bir daha eski siyasiler bırakın başbakan ya da bakan olmayı önemli bir kısmı vekil dahi olamayacaklardı. Sürdürülebilir büyüme, siyasi istikrarla beraber Akdenizli olmanın zora düştüğünde var gücüyle kavga etmenin ve de içimizdeki o lirik kahramanın destan yazma yeteneğiyle bizi dünyanın en başarılın ekonomilerinden birisi haline getirdi.

Aradan geçen yıllarda 2009 krizinin etkisiyle açlık ve ciddi ekonomik zorlukların yaşandığı, Akdeniz’in güneyine uzun süredir demirlemiş otokrat rejimlerde sırayla devrileceklerdi. Bu rejimlerin devrilmesinde her ne kadar insanların özgürlük talepleri ve batı desteği önemli rol oynamışsa da pek çok uzmana göre 2009 ve 2010 yıllarında yaşanan ve dünyada gıda fiyatlarının ciddi derecede artmasına yol açan gıda krizi bu ülkelerdeki devrimin başlangıcını oluşturmuştu. Çünkü diktatörler insanları doyurdukları sürece onlara özgürlüğü ve diğer duyguları unutturmuştu ancak o insanlar doymadıkları an işte o an Arap Baharı geliyor ve Tunus, Mısır, Libya’da yönetimler değişiyordu. Bu ülekelerin bundan sonraki süreçlerinde olmak istedikleri ülke olarak tek bir cevap ortaya çıkıyor: TÜRKİYE. Zaten bu devrimlerin başarılı olması bir daha eski karanlık günlerine dönmemeleri için olmaları gereken de o.

Denizimizin güneyinde bunlaryaşanırken kuzeyindeki ülkeler ciddi ekonomik sıkıntılarla boğuşuyordu. Önce Yunanistan, sonra sırasıyla Portekiz, İspanya ve İtalya bu girdaba girdiler. Şimdi de bu denizin etrafında olup krizle tanışmayan tek ülke olan Fransa’yasıranın geldiği açıktan açığa konuşuluyor. Dış borçları, kamu borçları yüksek, bütçe açıkları kritik değerlerde olan daha da önemlisi büyümeleri duran bu ülkelerin en önemli sorunu ürettiklerinden fazlasını tüketmiş olmalarıydı. Yani klasik Akdenizli anlayışıyla Carpe Diem demiş anı yaşamış sonrasını düşünmeden, tasarruf yapmadan dahası istikrarsızlığı istikrar haline getirerek yola devam etmişler ancak yol bir yerde bitmişti. Bu biten yolun son dönüşü borçlanma faizlerinin %7’yi bulmasıydı. Borçlarınma faizleri %7’yi bulduktan sonra da liderlerin istifasına giden yol sonuna kadar açılıyor ve liderler görevlerini bırakıyorlar. Yunanistan’da böyle oldu, İtalya’da böyle oluyor, Portekiz ve İspanya buraya gelmeden dönebildiler ama geldikleri an böyle olacağı garanti.

Peki neden değişiyor bu liderler? Cevap çok basit: İstikrar ve Güven. Piyasalar bu ülkelerde bu faizi gördükleri an güveni kaybediyor, kaybettikleri güvenle beraber halkın da bu yönetimleri bir daha seçmeyeceğini fiyatlıyorlar yani istikrar da gidiyor ve lider Berlusconi gibi o koltuğa tutkalla yapışmış olsa dahi gitmek zorunda kalıyor. Yeni gelen liderler ne mi yapıyor? Aslında Türkiye’nin 2001 sonrası yaptığını. Önce on yıllardır çıkması gereken yasalar alelacele çıkıyor, tasarruf paketleri hazırlanıyor ve onca yılın acısı bir iki yılda çıkarılmaya çalışılıyor. Tabi bu kolay olmuyor. Başbakan’ın kafasına yazar kasa, yumurta atılıyor, liderlerin sağlığı bozuluyor bazen isyana varan toplumsal patlamalar yaşanıyor. Aslında bu tepkide Akdenizlilikten kaynaklanıyor. Hata yaptığını, kendisinin de bu çöküşte suçu olduğunu bilmesine rağmen insanlar cezayı siyasilere kesiyor. İşte bu süreç ne kadar kısa sürer ve ülke ne kadar hızlı istikrar ve güveni yakalarsa ülke o kadar rahat kurtuluyor. Bu noktada herkes Türkiye gibi olmak istiyor. Ama Türkiye olmak da zor bu anlarda. Bunu da önümüzdeki süreçte göreceğiz. Ama şimdiye kadar gördüğümüz resmin tüm özetini Akdenizlilerin yıllardır yapmadıklarını o sıcakkanlılıklarıyla bir kaç yıla sığdırma çabası olarak verebiliriz. Resmin sonunda ortaya Türkiye gibi bir sanat eseri mi yoksa en azından şimdilik Yunanistan gibi bir felaket mi çıkacağı ise Akdenizlilerin ne kadar süre kalplerinden önce beyinlerini dinleyeceklerine bağlı. Ama sonuç ne olursa olsun Akdenizliler en azından Avrupalılara artık o kadar da romantik ve sempatik gelmiyor…O yüzden hepsi bir ağızdan bu ülkelere bağırıyor: “Ah Siz Akdenizliler, Gidin Türklere Bakın ve Onlar Gibi Olup Gelin” diyorlar. Bakalım ne olacağını hep beraber göreceğiz. Şimdilik; Only God Konows…

Bilal ERTUĞRUL

11.11.2011

13:44

Read Full Post »