Feeds:
Yazılar
Yorumlar

Posts Tagged ‘Merkezden Yerele Yönelim’

YEREL YÖNETİMLER NEDEN GÜÇLENMELİ?

Van depremi bu ülkeyi son yıllarda en çok etkileyen olaylardan birisi oldu. Gerek ülke olarak ayrışmışlığımızın, gerek insanlık namına kaybedilmiş değerlerimizin, gerek her hangi bir doğal afete hazırlıksızlığımızın en acı şekilde yüzümüze vurulmasını da bu olayda tecrübe ettik. Bu acı tecrübeyle ilgili düşüncelerimi ve sonrasında beni çok sevindiren birlikte olma adına halk olarak attığımız adımları daha önceki yazılarımda belirttim. Ancak gerek depremde ortaya çıkan manzara gerekse de daha sonra yardımların dağıtılmasındaki aksaklıklar, bundan nemalanmaya çalışan bazı grupların davranışları üzerine uzun zamandır üzerinde düşündüğüm bir konuda yazmaya karar verdim: Yerel yönetimlerin güçlendirilmesi…

Yerel yönetimler denince kastım ülkemizde temelde büyükşehirler olmak üzere il ve ilçe belediyeleridir. Dünyada federal, konfederasyon tarzı örgütlenmiş devletler mevcut. Bunların yanında ülkemizde olduğu gibi merkezden yönetilen üniter devlet yapısı da pek çok ülkede uygulanıyor. Ancak özellikle nüfus ve coğrafi açıdan büyük ülkeler daha çok bölgelere ayrılmış şekilde yönetiliyor. Amerika, İsviçre gibi ülkeler bunun son aşaması olarak adlandırılabilecek eyalet düzeninde yönetiliyor. Eyaletler neredeyse kendi içinde bağımsız, ortak politikalar ve dış işlerinde ise merkezi yönetime tabi. Bu yönetimlerin başında valiler bulunuyor ancak bu valiler bizdeki valilerden farklı. Bizde valiler merkezi yönetim tarafından atanırken onlarda seçimle iş başına geliyorlar ve partilerden seçiliyorlar. Yani tamamen siyasi. Merkezi otorite ise özellikle güçlü yargı sistemiyle bunları kontrol edebiliyor. Yani federatif yönetim güçlü bir yargıyı da zorunlu kılıyor.

Bizde cumhuriyet kurulduğu dönemde merkezi otorite sınırsız yetkilerle donatılmıştı. Bunun temel sebebi ülkede topyekün kalkınma için gerekli sermaye olmamasıydı. Ülke bu yüzden yine devletçi politikalarla yönetilmek zorundaydı. Ancak zaman değişti, nüfus arttı ve merkezden yönetmek özellikle milenyum sonrası dünyada zorlaştı. Artık yeni bir yapılanmanın zamanı geldi. Bu yeni yapılanmada kanımca merkezi yönetimin bazı yetkilerini yerel yönetimlere devretmesiyle mümkün olabilir. Son seçimlerden önce BDP ve CHP’nin gündeme getirdiği Avrupa Yerel Yönetimler Şartı bu bağlamda üzerinde tartışılması gereken metinlerin başında gelmektedir. Bu şartın adında geçen özerklik baştan pek çok kişiyi anti duruma getirmek için yeterli olsa da içeriği özellikle ekonomik kalkınma, bölgeler arası gelişmişlik farklarının azaltılması için önemli. Bu akımdan Ak Parti hükümetinin de yeni anayasa sürecinde mutlaka dikkate alması gerektiğini düşündüğüm metinlerin başında geliyor.

Peki; neden Avrupa bu şartı daha 1985 yılında imzaya açtı? Neden yerel yönetimlerin özerkliği önemli? Öncelikle merkezi otorite çok ciddi bir haksızlık aracına dönüşmüş durumdadır. İnsanların verdikleri vergilerin nereye harcandığını ve kendilerine dönüp dönmediğini kontrol hakları vergiyi meşru kılan yegane sebeptir. Bu durumda bölgeler arasında alınan kaynakların kullanımı ya da daha doğru bir ifadeyle dağıtımı ciddi sorunlar doğurmaktadır. Son dönemde özellikle büyük şehirlerde bu duyarlılığın yükseldiğine de dikkat çekmem gerekiyor. İnsanlar kendilerinden alınanların yine kendilerine dönmesini istiyor. Yani gelir vergisi dışında emlak, çöp, deprem vb. vergiler alındıkları yerlerde kullanılmalıdır. İstanbul’un köprüsünden kazanılan İstanbul’a dönmelidir. Bunu da ancak güçlendirilen yerel yönetimler sağlayacaktır. Bugün İstanbul, Ankara, İzmir, Antalya gibi büyükşehirlerin belediyeleri dünyanın en borçlu belediyeleri arasında yer alıyorsa bunun yegane sebebi buralardan alınan gelirlerin diğer illere dağıtılmasıdır. Herkes verdiğinin karşılığını almalıdır.

Bu durumda ortaya çıkan en önemli soruların başında geri kalmış bölgelere ne olacağı sorusu ortaya çıkmaktadır. Olası bir sürekli geri kalmışlığı engellemenin yolu da bu bölgelere yapılacak doğru teşvik programları ve gelir vergisinden ayrıcalıklı faydalanmalarıdır. Ancak bu teşvik ve gelir vergisi ayrıcalığı süreli olmalı, doğru denetlenmeli ve bölgesel yönetimlerin harcamaları hem bölgesel hem de merkezi yargı tarafından sürekli kontrol altında tutulmalıdır. Devlet yetersiz kaldıkları durumda yetkiyi yerel yönetimden almalı ve taşra teşkilatında süreli bir şekilde tutmalıdır. Dahası 90 yıla yakındır merkezi otoriter yapıyla ortaya çıkan özellikle Güneydoğu Anadolu, Doğu Anadolu ve İç Anadolu bölgelerindeki geri kalmışlık ve kalkınma hamlesinin eksikliği de bizlere merkezi otoriteye karşı yerel yönetimleri güçlendirmemiz gerektiğini göstermektedir.

Yerel yönetimlerin güçlenmesi bölgesel afetlerde merkezin yükünü hafifletecek ve yerel yönetimler aşarı ve başarısızlıklarıyla daha açık bir şekilde yüzleşecektir. Artık Ankara’nın 90 yıldır her yere elini doğru zaman ve doğru yerde yetiştiremediği açıktır. Bu sebepten de yerel yönetimler güçlendirilmeli, vilayet sistemi ve valilik kaldırılmalı, yerlerine de Amerika’da olduğu gibi daha geniş yetkili Belediye Başkanı ve Vali’nin bugün ki yetkilerinin tek elde toplandığı bir sistem getirilmelidir. Ayrıca bu vilayet sisteminin çaresiz kaldığı durumları da azaltacaktır. Bazı illerimizde vatandaşların yaşadığı ilçe ve köylerin merkeze uzaklığı, işlerin yavaş ilerlemesi, bürokratik hantallık da bu şekilde giderilebilir. Dahası tarım, hayvancılık, finans, sanayi gibi bölgesel bazda ilerlemiş ekonomik faaliyetlerin Ankara yerine bölgelerin merkezlerinde her türlü bürokratik engeli aşabilmesi üretime ve kalkınmaya da yardımcı olacaktır. Böylesi bir sistem Van’da en azından duyduklarımıza göre hem acil müdahalede hem de yardımların dağılmasında geride kalan yerel yönetimlerin bahanelerini de ellerinden alacak ve böylesi başarısızlıklarda yerlerine yenilerinin seçilebileceği bölgesel seçim sistemiyle sorgulanabilirliklerini de sağlayacaktır.

Yerel yönetimlerin güçlendirilmesi, adı ister eyalet ister özerk ne olursa olsun, hem bölgeler arası kalkınma farkını giderecek, hem daha adaletli bir sistem ortaya koyacak hem de Ankara üzerindeki bürokratik yükü ve onun sebep olduğu bürokratik hantallığı azaltacaktır. Bu sebeplerden ötürü Türkiye’de de 21. Yüzyılın gerçeklerine uygun olarak yerel yönetimler güçlenmeli, insanlar aman bu bölünmeye gider kaygılarını bir kenara bırakmalıdır. Bir ülke bölünecekse bölünür ve zaten bugün artık kısa bir süre öncesine göre bunu isteyenler de çoğalmış durumda. Ancak adaleti arttıracak, bölgeleri daha çabuk kalkındıracak bir sitem bu ülkeyi bölmez olsa olsa artık yavaştan elimizden gittiğini düşündüğümüz birleştirmeyi sağlar.

Bilal ERTUĞRUL

08.11.2011

22:30

Reklamlar

Read Full Post »