Feeds:
Yazılar
Yorumlar

Posts Tagged ‘nasıl başarılı olunur’

BAŞARMAK; DENEMEKTİR…

Öncelikle uzun bir zaman sonra tekrar yazılarımla sizlere kavuşmuş olmaktan büyük bir zevk aldığımı belirtmek istiyorum. Bloğumuzun uzun süreli takipçileri bilecektir yaklaşık 1 yıl aralıksız olarak spordan sanata, edebiyattan siyasete pek çok konuda düşüncelerimi sizlerle paylaşmak sizin görüşlerinizi almak için oluşturduğum bloğumdaki yazılarım son iki aydır gerek akademik gerekse de iş yaşantımdaki yoğunluktan dolayı oldukça seyrekleşti. Bu süreçte tamamlamaya çalıştığım ilk kitabıma ayırmam gereken zaman da bu ayrılığı depreştirdi. Bugün son dönemlerde sıklıkla karşılaştığım bir konudaki fikirlerimi sizlerle paylaşmak istedim. Şimdi özellikle gençler arasında hızla ve umutsuzca yayılan Deneyememe, Başlayamama ve Yarım Bırakma Hastalığı ve bu hastalığın tedavisi üzerine konuşalım.

Geçtiğimiz hafta uzun süredir görüşemediğim 3 arkadaşımla görüşme, hasret giderme fırsatım oldu. Bir tanesi akademide diğer ikisi iş hayatında pek çoklarının hayal dahi edemeyeceği konumlarda olan bu arkadaşlarımın henüz birkaç ay (en fazla olan 6 ay) tecrübeyle yaşadıkları hayal kırıklıkları, sıkılganlık periyotları beni üzdü doğrusu. Ve bu üzüntümü sizlerle paylaşma kararı aldım. Aynı zamanda pek çok gencin kariyer basamaklarının henüz başında karşılaştığı bir sorun olduğunu düşündüğüm bu konudaki fikirlerinizi de yorum olarak bırakmanız beni mutlu edecektir.

Uzun yıllar insanlara başarılı işler ortaya çıkarmanın en önemli kısmının o iş sürecine başlamak olduğu gerisinin ise bir şekilde geleceği söylendi, durdu. Ancak modern yaşamın hızlanması ve insanın bir şeylere başlamasının kolaylaşmasıyla sanırım bu süreçte bazı değişimler oldu. Eskiden “Başlamak Bitirmenin Yarısıdır.” denirdi, artık “Denemek Sürdürmenin      Yarısıdır.” denmeli. Çünkü eskiden başlamak ve bitirmek önemliyken artık Sürdürmek en önemli öğe oldu. Şöyle bir etrafınıza bakın, ne kadar çok Sürdürme, Sürdürülebilir sıfatlı amaç göreceksiniz. Pek çok kesimden insanlar İş adamları, Siyasiler, Sanatçılar, Sporcular herkes ama herkes en önemlisinden en önemsizine yaptıkları her şey de sürdürülebilirlik çalışmaları yapmakta, bu ana amaç olarak ortaya çıkmaktadır. Peki, nasıl sürdürebilirsiniz; aslında çok basit sürekli deneyerek. Başlamak sadece bir denemedir ama sürdürmek için onun gibi onlarca yüzlerce deneme yapmak zorundasınız. Kendinizi yenilemek, yeni sorunlarla başa çıkabilmek en büyük özelliğiniz olmalı. Peki, bunu nasıl başarabilirsiniz, işte bence artık tartışılması gereken nokta budur. Sürdürmek zorundayım, onun için denemek zorundayım, peki ama neden? İşte artık en önemli soru bu… Şimdi bu soruyu cevaplandıralım.

Bana göre başarı modern zamanlarda sonuçları değişmese de süreci ve yöntemler değişen bir olgudur. En önemlisi artık sonsuz bir olgudur. Daha önceleri bitirme olgusunu arındıran bu nesne artık sürdürmeyi, bir nevi sonsuzluğu içermektedir. Peki, sonsuz başarı mümkün müdür ve nasıl mümkün kılınabilir? Burada sonsuzda olsa başlangıcı belli bir süreçten bahsettiğimiz için bence ilk olarak oraya bakmalıyız. Ne yapacaksak yapalım, bir yerde çalışmak, eğitim, spor fark etmez hep sevdiğimiz ya da sevme ihtimalimiz olan yerlerden başlayalım. Çünkü ancak seversek isteriz ve istersek başlarız. Bu bakımdan başlangıçta yapacağımız tercihin uzun vadeli sonuçlarını da ince eleyip sık dokuduktan sonra gerekirse ciddi sürelerde ara verip dinlenmeyi de göze alarak başlayacağımız noktayı bulmalıyız. Bu nokta doğru seçimse zaten bu seçimin motivasyonu bizi belli bir süre sürükleyecektir ama yanlış seçimse işte o zaman denemek zorlaşacaktır. Fiziksel olarak başlamış olmanız benim kast ettiğim anlamda ruhsal anlamda hazır olmadan gerçekleşirse başlamış sayılmazsınız. Karşınıza çıkan ilk engelde ben zaten buraya ait değilim der durursunuz. Hâlbuki bir durun, düşünün henüz denemediniz bile. Ne demiştik artık sizden istenen başarmanız değil sürdürmeniz ve bu ancak ve ancak deneyerek mümkün.

Bilal ERTUĞRUL

17 Aralık 2012

13:16

Read Full Post »

MALCOLM X: BİR DAVA ADAMINI ANARKEN – 1…

Takvim yaprakları 19 Mayıs 1925’i gösterdiğinde Amerika Birleşik Devletleri’nin Nebraska Eyaletinin Omaha şehrinde Malcolm Little adında bir çocuk dünyaya gelmişti. 1. Dünya Savaşı sonrası zor günler geçiren Amerika Birleşik Devletleri’nde Cumhuriyetçi Parti savaş sonrası iktidarı almış, muhafazakar kesimin özellikle siyahlar üzerindeki baskısı dayanılmaz boyutlara ulaşmıştı. Bu dönemde siyahlar için neredeyse tek kurtuluş yolu dini görevlerde bulunmaktı. Malcolm’un babası da bu yola yönelmiş ve Hıristiyan din adamları arasında görev alıyordu. Ancak beyazların siyahlara baskısı yetmiyormuş gibi siyahlar arasında da ciddi gruplaşmalar ölümlere varan fikir ayrılıkları mevcuttu. Böyle bir ortamda her iki tarafın baskısına dayanamayıp şehirden şehre göçen aileler arasında Malcolm’un ailesi de vardı. Amaçları insanca bir yaşamdan çok bir gün daha yaşayabilmek olan bu ailenin başına en korkunç olay 1931 yılında geliyor ve Malcolm’un babası öldürülüyordu.

Bundan sonra devrin klasik siyah gençleri gibi şehirden şehre dolaşan genç Malcolm ve ailesi sonunda Boston’da kalıyorlardı. Malcolm büyürken çevresinin de etkisiyle hırçınlaşıyor suça yöneliyordu. O günlerde Amerika’da siyah olmak dünyada olabilecek en kötü şeylerden birisiydi ve ne yazık ki devrin siyahları kaybedilen bir kuşaktı. Bu kuşakta en önde gelenlerden olan Malcolm 1946 yılında hırsızlıktan yakalanıyor ve hapse giriyordu. Hapis hayatı süresince kendisini okumaya ve aydınlanmaya veren Malcolm’un düşüncelerinde ağır bir ırkçılık oluşuyordu. Ne de olsa beyazlar onları eziyor yok ediyordu ve buna karşı yapılan her şey haklıydı. İşte bu düşüncedeki milyonlarca siyahi gencin o yıllarda yolu Elijah Muhammed’in kurduğu Nation of İslam örgütü vasıtasıyla İslam’la tanışıyordu. Aslında daha önce İslam Amerika kıtasına gelmişti ama çok küçük gruplarda yankılanmıştı. Halbuki Elijah Muhammed bir zenci dini olarak onu örgütlemiş ve ırkçılığı temeline oturtarak güçlü bir konuma gelmişti. İşte uzun süredir Hıristiyan beyazların yaptıklarından dinlerini de sorumlu tutan Malcolm da hapishanede kardeşi vasıtasıyla İslam’a giriyordu.

7 Yıl süren hapishane sürecinde sürekli Elijah Muhammed ve onun örgütüyle iletişimde olan, okuyan ve kendisini her yönden hazırlayan Malcolm 1952’de hapisten çıkar çıkmaz örgütte yükseliyordu. Siyahlar arasında az okuyan olduğundan ve davasına bağlılığından dolayı hızla yükselen bu genç kısa sürede Elijah Muhammed’in sağ kolu oluyordu. Elijah istediği ve Afrikalı olan pek çok gencin yaptığı gibi soyadını X olarak değiştiren Malcolm 1950’lerin ortasından itibaren ülke çapında Detroit’li kızıl olarak tanınıyor siyahların dini olarak lanse edilen İslam’ın önde gelen aktörlerinden oluyordu.

Ancak Elijah Muhammed siyahların eğitimsizliğinden de faydalanıp deyim yerindeyse kendi kurduğu dini İslam olarak sunuyordu. Kendisini Mehdi ilan eden Elijah her türlü zevk alemine daldığı gibi siyahları faşizme ve beyaz kanı dökmeye sevk ediyor, Kara Panterler örgütüyle bir nevi terör estiriyordu. Ancak Malcolm normal siyahlardan değildi. Okumuştu, okuyordu ve bilmeye, içinden gelen öğrenme hevesiyle inanılmaz derecede sorgulayıcı olmaya başlamıştı. Başkan Kennedy’nin suikastı sonrası Elijah Muhammed’in zina partileri de afişe olunca Malcolm artık Elijah ile yollarını ayırma ve gerçek İslam’ı öğrenme yoluna koyulmaya başlıyordu.

Malcolm’a göre Elijah kurduğu sistemle insanları yanıltmış, siyahları terörize etmiş ve en önemlisi İslam’ı yanlış anlatmıştı. Dinin doğrusunu öğrenmek için Mekke’ye Hac ibadetini yapmaya gelen Malcolm tam bir aydınlanma yaşıyordu. Karısına yazdığı mektupta: ”Burada beyazlarla aynı yerden su içiyor, omuz omuza ibadet ediyoruz. Bu din de ırkçılık yok, çünkü ırk yok. Bu dinde eşitlik, özgürlük ve adalet var.” diyordu. İşte 1964 yılı onun ve belki de Amerika’daki siyahilerle İslam’ın yeniden şekillenme yılı oluyordu. Irkçı temellerde aldığı Malcolm X adını bırakıp yerine El Hac Melik El Şahbaz ismini alıyordu. Hac dönüşü artık özgürlük, Amerikan toplumunda eşitlik üzerine yeni bir örgüt kuran Malcolm silahlı mücadele ve faşizan ırkçılıktan tamamen uzaklaşıyordu. Onun bu dönüşümü Amerikalıların siyahlara ve İslam’a yaklaşımında da değişiklikler meydana getiriyor ve gerçek İslam Amerikan topraklarında özellikle siyahlar için bir güneş gibi parlıyordu. Ama Elijah Muhammed ve adamları onun bu ayrışmasından hoşnut değildi. Önce evine bombalı bir saldırı girişiminde bulunulan Malcolm bundan kurtulsa da 21 Şubat 1965 günü CIA ve Kara Panterlerin ortaklığında yapılan bir suikastle hayata gözlerini yumuyordu.

Malcolm 40 yıllık ömrüne ne sığdırmıştı da bu kadar önemli olmuştu. Yazının 2. bölümünde Malcolm’un öyküsü, mücadelesi ve bu öyküden bize, bugünlerimize ışık tutacak ayrıntılarla onu anmaya çalışacağım.

Bilal ERTUĞRUL

22 Şubat 2012

11:29

Read Full Post »