Feeds:
Yazılar
Yorumlar

Posts Tagged ‘Ne Sağ Ne Sol Orta Yol’

BUGÜN İYİLER ÇOK DAHA FAZLASINI KAYBETTİ – 2

Yazının ilk bölümünde 18 Aralık 2011 tarihinin nasıl hatırlanacağı üzerine durduktan sonra iyi ve kötü olarak tanımladığım Vaclav Havel ve Kim Jong İl’i size anlatmaya başladım. İlk yazıda Kim Jong ve yönetimi üzerine düşünce ve bilgilerimi paylaştım. Bu yazımda Vaclav Havel ve neden onun kaybının çok daha önemli olduğuna dair düşüncelerimi paylaşmak istiyorum.

Vaclav Havel Prag’ın en varlıklı, aristokrat ailelerinden birisinin ferdi olarak 1936 yılında dünyaya geldi. Çocukluğu önce Alman sonra Sovyet işgali altında geçti. Yani çocukken gökyüzünü en temiz haliyle görme, Prag sokaklarında istediği gibi koşma hakkına sahip olmadı. Ve belki de o günlerde içinde kalan ukdelerden olsa gerek çocuklukta bir gün koşamadığı o sokaklarda sırf başka çocuklar koşabilsin, aynı sıkıntıyı yaşamasınlar diye bir ömür verecekti. 2. Dünya Savaşı sonrası yeniden kurulan Çekoslovakya belki de kültürel gelişmişlik ve edebi insan kalifiyesi alanlarında Polonya ile beraber en iyi durumdaki Doğu Avrupa ülkesiydi. Bu edebiyat, sanat ve hayat uzmanlarından beklenen özgürlüklere vurulan prangaları koparmaktı ve öyle yapmaya çalışacaklardı; evet çalışacaklardı ama o gün başaramadıklarına aldanan Sovyetler burada çakılan kıvılcımla 20 yıl sonra yıkılacaktı. Ama Sovyetler tıpkı diğer baskı rejimleri gibi o gün ezdikleri tohumdan bir daha fidan çıkmayacağını düşünerek sonlarını kendileri hazırlamıştı.

Dünyada 68 kuşağı hareketleriyle başta ABD ve Fransa olmak üzere liberal ülkelerde Çiçek Çocukların başını çektiği sol tandemli gençlik hareketleri baş gösterirken solun ideolojik olarak benimsendiği en büyük devlet olan Sovyetler Birliği’nin uydusu Çekoslovakya’da daha fazla özgürlük üzerine gençler sokaklara çıkıyordu. İşte çocukluğunda özgürlüğün tadını alamamış bu çocukların yanında gencecik tiyatrocu Vaclav Havel’de en ön saflarda yürüyordu. Bir yanda Çiçek Çocuklar eşitlik istiyor, diğer yanda Prag Çocukları ilk kez gökyüzünün maviliğini görecek kadar özgürlük istiyorlardı. Yani mesele ideolojilerin doğruluğu değildi gençler savaşsız, daha eşit, daha özgür ve daha adil bir dünya için yönetildikleri ideoloji ne olursa olsun sokaklara çıkıyorlardı. İşte Havel bu tohumlardan yetişecek nadir fidanlardan biri olacaktı. Bu yüzden ben de hep iyi olarak kalacaktı.

1968 Prag Baharı’nda Sovyet tankları Prag’ın tüm güzelliğini olabildiğince çirkinleştirecek ve yazar Havel ve arkadaşları topyekûn fikri mücadeleye başlayacaklardı. Bu arada onların yani Prag Baharı öncesi ve sonrasını yaşayanların hikâyesini en iyi okuyacağınız kaynaklar Milan Kundera romanlarıdır ve okumanızı şiddetle tavsiye ederim. Vaclav Havel bu mücadelenin siyasi liderliğini 80’lerde üstlenecek ve bu liderliğin bedelini ölüm sebebi olarak açıklanan akciğer kanserine de sebep olacak uzun süreli mahpus hayatıyla ödüyordu. 1989 yılında yine kansız bir şekilde Çekoslovakya’da yönetimi ele geçiren sivil cephenin Cumhurbaşkanı olarak tabii ki Vaclav Havel seçiliyordu.

Ama dünün idealist genci için yol henüz bitmemişti. Zaten onun kuşağındaki herkes için son nefes verilene kadar daha eşit yapılabilecek, daha çok özgürleştirilecek ve daha mutlu yaşanabilecek bir dünya için çalışmaya neredeyse tapılıyordu. Öyle de yaptı. Öncelikle özgürlük anlayışının gereği olarak 1992 yılında Slovak Bağımsızlığını kabul etti ve 1993 Ocak ayında bu kez Çek Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı oldu. 2003 yılında Cumhurbaşkanlığı’nı eski düşmanları Sosyalist Parti’nin rakibine verdiği destekle kaybetse de çalışmalarını akademik ve edebi alana yaydı. Pek çok ödül kazanmış olan ve adı her zaman çağın en önemli entelektüelleri arasında sayılan Vaclav Havel daha iyi bir dünyaya ulaşmak için kurduğu fonla hem dünyada daha fazla özgürlük ve eşitliğin yaygınlaşmasına çalışmış hem de bu yönde görev yapan her oluşumda bulunmuştur.

Yazıma başlarken dün itibariyle iyilerin daha çok kaybettiğini söylemiştim. Evet, iyiler çok daha fazlasını kaybetti çünkü her an bulunacak adamlardan olmayan Vaclav Havel’i kaybetti. Evet, Vaclav Havel iyi bir adamdı çünkü kendi hırs ve kariyeri üzerine giden bencilleşmiş biz dünya insanları arasında yarın için, bizim için, en önemlisi daha mutlu, daha huzurlu, daha özgür, daha eşit ve en önemlisi daha insana yakışır bir dünya için bir ömür vermiş ve en güzeli bu ömürde tadılması gereken pek çok güzel tadı da tatmıştı. Evet, Kim Jong İl kötü bir adamdı çünkü kendi zevkleri için milyonların gözyaşlarına acımayan, ülkesini kapatarak herkesin dünyanın en güzel çiçeklerini kokladığı bir dönemde onlara sınırlar içinde ütopyalar verip o ütopyalarla da kendisini tanrılaştırarak yani insanın sırf insan olduğu için yapmaması gereken hareketleri yaparak yokluğu yaşayarak var olmuştu. Dünya böyle diktalara hak vererek, bunları anlamaya çalışmanın ötesinde bunlara fırsat vererek asla hak ettiği yere gelmeyecektir.

Dünyada 68 kuşağı sonrası en önemli toplumsal dönüşümlerin gerçekleştiği, ülkemizde gençlerin haklı ya da haksız pek çok olayda tepkilerini ortaya koymaya başladığı bu dönemde umudum o kuşakta yapılamayanın yapılmasıdır. O kuşaktaki tohumlardan ne yazık ki yeterince fidan çıkaramadık. Bunda gerek onların üzerine sürülen engeller gerekse de onların bir kısmının gerekli idare yeterliliğinden yoksun olmaları etkili oldu. Bugün içinde bir şeylere tepki duyanlar ancak Havel ve onun gibilere bakarak, onları anlayarak haksızlıkları bitirebilir ve dünya insanlarına, çocuklarına, torunlarına daha mutlu bir dünya bırakabilir. Bu yüzden; Elimizdeki en önemli fidanlardan birisini kaybettiğimiz için bugün iyiler kötülerden çok daha fazlasını kaybetti…

Bilal ERTUĞRUL

19 Aralık 2011

17:17

Reklamlar

Read Full Post »