Feeds:
Yazılar
Yorumlar

Posts Tagged ‘News of the World’

MEMLEKETTE ADALET VAR…

MEMLEKETTE ADALET VAR…

Pazartesi günü Türkiye Futbol Federasyonu 3 Temmuz’dan bu yana süren Şike Soruşturması sürecinin artık sonuna gelindiğini duyuran bir açıklama yaptı. Açıklamaya göre 16 Süper Lig takımı Profesyonel Futbol Disiplin Kurulu’na (PFDK) sevk edildi. İlginçtir sürecin başından bu yana ne ismi her hangi bir şekilde iddianamede geçen ne de oyuncu ya da yöneticilerinden birisinin ifadesine dahi başvurulmamış aralarında Galatasaray ve Bursaspor’unda olduğu 8 kulüpte iddianamede yer alan 8 kulübün yanına eklenerek PFDK’ya sevk edildi. Tabi bir anda kıyamet koptu. Galatasaray taraftarı yürüyüşler organize ederken yönetim kurulu Futbol Federasyonu’nu istifaya davet etti. Peki, bu uzun süreç ve daha açıklanmayan karar bize neyi öğretti: Memlekette adalet var…(Tabi yersen…)

Artık kendinizi kandırmayı bırakın. Taraflı tarafsız, iktidarı muhalifi, mağduru mağruru her ne cephede yer alıyorsanız alın ama şu gerçeği kabul edin hukuk bu memlekette hiç olmadı. İstiklal mahkemelerinde Kurtuluş Savaşı’nın Doğu Cephesi kumandanı Kazım Karabekir idamla yargılanırken de, Başbakan Adnan Menderes Yassıada da idam mangasıyla yol alırken de, Deniz Gezmiş ve arkadaşları sivil iradenin kemendiyle can verirken de, 12 Eylül’de çocuklar asılırken de, bugün demokrat geçinenlerin “Vatan için kurşun atan da yiyen de kahramandır.” dediği günlerde Güneydoğu’da binlerce faili meçhul işlenirken de, bugünün Başbakanı bir şiirle hapse doğru yol alırken de hukuk yoktu. Bugün de yok. Kusura bakmayın bu millet bu kafada giderse yarın da olmayacak. Çünkü artık iyiden iyiye bir toplum olarak genetiğimizde hukukun olmadığını bizde hukukun güçlünün zayıfa üstünlüğünün meşrulaştırma aracı olarak kullanıldığını ve algılandığını, halbuki özünde hukukun zaten hukuk olmasa istediğini alacak olan güçlüyü değil de ezilecek zayıfın hakkını korumak için var olduğunu bilmeyi bırakın körelmiş vicdanlarımızda yerinin bile olmadığını düşünüyorum.

Belki biraz sert bir giriş oldu ama daha kaç davada daha kaç olayda hukuksuzluk hukuka üstün gelecek bilmiyorum. Ve ben artık tüm bunların karşısında susmuyorum. Çünkü görüyorum ki sustukça, güçlünün dümeninde yol alan bir hukuk ve onun dünden iyi olduğunu düşünen dahası buna cidden inanan masum insanların her geçen gün daha da eziliyor. Dahası canları yanmadan canı yanan için üzülmek kimsenin aklına gelmiyor. Diyebilirsiniz ki kardeşim bir topun peşinde koşanların davasından koskoca bir hukuk sistemi böyle topa tutulur mu, tutulur be kardeşim. O dava memlekette herkesin ucundan, kenarından tuttuğu bir davaysa tutulur. Ha bu arada bana başka bir dava göster ben de onu tutayım da ayrı bir cevabım olur.

Burada Fenerbahçe, Trabzon ya da Beşiktaş suçludur ya da suçsuzdur demiyorum. Geçen yıl tüm maçlarını izlediğim Fenerbahçe’nin hakkıyla şampiyon olduğunu, bu süreçte bir tek Gençlerbirliği maçında lehte ciddi hakem hataları yaşandığını, Emenike olayının futbolun etik değerleriyle bağdaşmadığını ama bunun kişinin ve sporcunun zeki, çevik ama ahlaksızını isteyen ve destekleyen taraftarların isteğinin bir sonucu olduğunu düşünüyorum. Teşvik primi üzerine çalışmalar olmuşsa da bunların sahaya yansımadığını da düşünüyorum. Dahası tamamına internetten ulaşıp okuduğum 400 küsur sayfalık iddianameye bakıldığında diğer takımların Fenerbahçe üzerinde oynanmak istenen oyunun doğuracağı tepkinin azaltılması amacıyla piyon olarak kullanıldığını aynı durumun yarın bir gün açıklanacak “0” cezaların kabulünün sağlanması için bugün de Galatasaray’a uygulandığını düşünüyorum. Hal böyleyken uzun süredir kirli olduğu düşünülen, millet olarak bu ülkenin 74 milyon vatandaşını tek çatı altına toplayan nadir değerlerimizden birini temizleme fırsatını bu kadar ucuz bir şekilde elden kaçırmaya isyan ediyorum. Şike yoksa başta bu sürecin başında basına verdikleri malzeme ve ülke gündemine düşürdükleri kara leke sebebiyle savcı ve emniyet teşkilatı aklanmalıdır. Yok, varsa o zamanda bu işin içindekiler ve güçlerini aldıkları kurumlar hak ettikleri cezaları almalıdır. Sadece ve sadece bu yolla kişilerin gücü arkasına alarak hukuksuzluklarını sürdürmelerini engelleyebiliriz. Ancak hiç kimse ceza almayacak ve sonunda bu işle hiç ilgisi olmayan kişi ve kurumlar sırf yanlış yapmış birilerinin (bu dava için davalı ya da davacı, ya da terazinin iki yanı demem yeterlidir) aklanması için lekelenecekse bu memlekette adaletten söz edemeyiz.

Daha önce de yazdım, şimdi de yazıyorum biliyorum daha sonra da yazacağım. Hukuka, adalete inancın olmadığı dahası adaletin bir değer olarak ele alınmadığı, güçlünün hukukun üstünlüğü yerine üstünlerin hukukuna doğru dört nala yol aldırdığı bir toplum olmaya devam ediyoruz. Başladık demiyorum çünkü zaten uzun zamandır bu topraklarda adaletin terazisinin ayarı bozulmuş durumda. Ama ekonomide, milli iradenin uyanışında şahlanmaya çalışan bir halkın bu şahlanışının bu tarz bir hukuksuz düzenle sürdürülmesi mümkün değildir. Dahası bizi tekrar 90’ların karanlığına çekecek yegane meselede budur. İşte bu yüzden artık memlekette adalet var cümlesinin boş olduğunu, yeni bir anayasa, yeni bir hukuki yaklaşım dahası kendi vicdan muhakememizde ne kadar kaçınılmaz ve tarafsızsak o derece tarafsız ve kaçınılmaz bir hukuk düzeni oluşturmalıyız. Sizleri bilmem ama ben bu işten sıkıldım ve yeni Türkiye için daha adil bir düzen isteğinin artık sadece lafta kalmaması için elimden geleni yapacağım.

Bilal ERTUĞRUL

2 Mayıs 2012

22:30 

Read Full Post »

TRT’DE KİM İSTİFA EDECEK?

Bugün gazeteleri okuma fırsatı bulduysanız Trabzonspor kulübünden yapılan bir açıklamayla karşılaşmışsınızdır. Hafta sonu Süper Final’in açılış maçında Fenerbahçe’ye İstanbul’da 2 – 0’lık skorla kaybedilen maç tüm Trabzonsporluları üzdü. Bu üzüntü ne yazık ki basında had bilmez, sorumluluk duygusundan uzak bazı kalemler ve onların attığı manşetlerle gerginliğe dönüştü. İşte Trabzonspor’da bu manşetlerden birisini gündeme taşıyıp, Türkiye Radyo Televizyonu’nu yani Türkiye’nin devlet eliyle haberleşme merkezini hedef alan bir açıklama yayınladı. Peki, bilin bakalım bu açıklama hangi haberin üzerine geldi. TRT internet servisi maç sonucunu, son günlerde Fenerbahçelilerin dilinden düşmeyen ama pek çok tribün sloganı gibi her hangi bir değer ya da ahlaki sorumluluk taşımayan bir sloganla duyurdu: “ŞİKE… ŞİKE… 2 – 0…”

Bu manşet dünyanın hangi ülkesinde atılırsa atılsın birkaç istifa sonucu, bu densizliğe kalkışanlara hesap sorulur. Ama burası Türkiye ve göreceksiniz bir süre sonra üstü örtülecek. Ben de bu örtülme olmadan Türkiye’de basın ve genel olarak ahlaki değerlere dikkat etmeden atılan manşetlerin sonuçları üzerine bir vicdan muhakemesi yapmak istedim.

Bu Türkiye’de resmi ya da özel basın kanallarında yapılan ilk kışkırtma ya da densizlik değil eminim son da olmayacak. Çünkü bedeli sorulmayan, yapanın yanına kar kalan davranışlarla yürütülen basın anlayışı dünyada bir tek bizim ülkemizde tepeden tırnağa kutsanmış durumda ve yine bir tek bizim ülkemizde ahlaki değer yolsuzluğunun, toplumu açık istismar ve tahrik oyununun adı basın olmuş durumda.

Medya ya da basın günümüzün de tarihi güçler olarak adlandırılan Yasama, Yürütme ve Yargı’nın yanına 4. Güç olarak eklendi. Bu tüm dünyada basına ya da iletişim kanallarında bir şekilde aktif olan herkese ciddi bir güç verdiği gibi getirdiği sorumluluk da diğer sorumluluklara hiç benzemiyordu. Evet, günümüzde basın en güçlü kurumlardan birisi. Aynı zamanda vezirle rezil yapma arasında istediği seçimi yapma hakkına da sahip ama en ufak sorumsuzluğunda da milyonlarca kişinin olumsuz etkilenmesi ve bunun edelini ödemeyle karşı karşıya.

Yazımın başında son dönemde dünyada basının yanlış ya da kışkırtıcı haber mantığının en ağır biçimde cezalandırıldığını iletmiştim. İsterseniz birisi genel basının güç ve sorumluluğu üzerine, diğeri de ülkemizde yapılan densizliğin bir benzeri olay üzerine iki örnekle dünyada basının sorumluluğunun nereye geldiğini açıklayayım.

Bundan çok değil 1 yıl önce İngiltere’de patlak veren bir skandalda ülkenin en eski gazetelerinden birisi kapanmak zorunda kaldı. Avustralyalı medya patronu Rupert Murdoch’un sahibi olduğu ve oğlunun yönettiği 168 yıllık News of the World gazetesinin yasadışı telefon dinlemeleri yapmasıyla patlak veren skandalın sonunda dünya basın imparatoru Murdoch ve oğlu İngiltere’de mahkeme karşısına çıkarıldı, gazete kapandı, Murdoch İngiltere’de istenmeyen adam ilan edildi ve buradaki işlerini sonlandırdı. Dahası bu ay oğlu şirketteki görevlerinden ayrıldı. Orada istifa edildi, ama olay kapanmadı. Gazete kapandı. Çünkü, 4.güç medyanın da sınırlarının olduğu ve bunların kişi hak ve hürriyetlerine saygıdan başladığı evrensel olarak kabul edilmişti.

Daha sonra geçtiğimiz Şubat ayında ABD’de Tayvan asıllı Jeremy Lin etrafında oluşan Linsanity dalgasında Lin’in soluk benizliliği üzerinden bir internet sitesinde manşet atıldı. Manşetin olduğu site ülkenin önde gelen televizyon kanallarından ESPN’in internet sayfasıydı ve anında bir yaygara koptu. Haberi yapan, başlığı atan dahası bunların denetiminde görevli herkes istifa etti ya da işlerinden el çektirildi. Sebep yine basitti 4. Gücün özgürlüğü kişi hak ve hürriyetlerine geldiğinde biterdi.

Canım ülkem Türkiye’de ise yıllar önce insanlar manşetlerden DÖNEK, VATAN HAİNİ, TERÖRİST olarak ilan edildi. Ama hiçbir şey olmadı. Dahası o manşetleri atanlar bugün bile onları savunacak cesareti gösteriyor. Bu son manşette Türkiye’nin en güzel şehirlerinden birisinin kimliği haline gelen, ülkenin 4 büyük kulübünden birisi ve onun taraftarlarına açık bir hakaret vardır. Bu manşetin ne anlama geldiği Türkçe bilen herkesin malumudur. O halde sorumlular derhal istifa etmeli ya da görevlerine son verilmelidir. Hele bu hata devletin resmi kanalının yani o manşetle dalga geçilen kesiminde dahil olduğu bir halkın parasıyla finanse edilen bir gruptan gelmişse acil istifa gerekir. Ben de buradan tüm cesaretim ve insan haklarına, kişilere ve onların değerlerine saygımla soruyorum: TRT’de kim istifa edecek…

Bilal ERTUĞRUL

17 Nisan 2012

21:22

Read Full Post »