Feeds:
Yazılar
Yorumlar

Posts Tagged ‘orada bir köy var uzakta’

ORADAKİ BİZİM KÖYÜN HİKAYESİ – 1…

ORADAKİ BİZİM KÖYÜN HİKAYESİ – 1…

Çok meşhur bir şarkımız vardı eskiden bizim, benim yaşımdakiler henüz küçük bir çocukken hep beraber seslendirirdik; “Orada bir köy var uzakta, gitmesek de, görmesek de, o köy bizim köyümüzdür.” Sanki bu şarkıda hep bir şeylere bir yerlere eskiden bize ait olan, halen kalbimizin bir yerinde hissettiğimiz bir özlem dile getiriliyordu. Ben o şarkıyı söylerken aklıma o günler için uzaklarda kalan memleketim ve Osmanlı’dan Cumhuriyet’e devrilirken kaybedilmiş toprakları hatırlardım. Bir yanım hüzün dolardı. Acaba şimdi nasıldır oralar, acaba onlar da bizi hissediyorlar mı diye düşünürdüm çocuk aklımla.

Osmanlı’dan ayrılma dönemlerinde gerek Balkanlar da gerekse de Orta Doğu’da sınırlar, devletler sadece ve sadece batılı emperyalist devletler ve o dönemin Çarlık Rusya’sının çıkarlarına göre şekillenmiş uzun vadede ortaya çıkacak sorunlar hiç düşünülmemişti. İşin özünde biz de Cumhuriyet’ten sonra kendi dertlerimize gömülmüş, bunu hiç düşünmemiştik. Ama zaman bu ya gün gelecek hem dünya yaptığı yanlışı anlayacak hem de biz oradaki köylerin henüz bizden o kadar da kopmadığının farkına varacaktık. Önce Balkanlar’dan Avrupa’nın orta yerinden duyduk feryadı. Eski Yugoslavya’nın sınırları içerisinde başlayan Müslüman Boşnak kıyımı adeta bizim oralarda bıraktığımız, uzunca bir süre şarkıları dışında hiç anmadığımız kardeşlerimizin farkına varmamızı sağlayan bir kıvılcım oldu. Aynı dönemde Bulgaristan, Yunanistan gibi ülkelerde yaşanan azınlık dramlarında da anladık ki bizim halen orada bir köyümüz vardı ve onlar bizden çok da uzakta değildi. Bu bölgelerdeki sorunlar kısmen çözüldü çözülmesine ama halen ne kadarımızın oradaki köyün farkında olduğunu tartışacak durumdayım.

2000’li yılların başında Ak Parti iktidara gelip Ahmet Davutoğlu’nun kimilerinin Yeni Osmanlıcılık diye adlandırdığı anlayışı dış politikaya hakim olunca bu sefer hemen sınırlarımızın yanı başında yer alan köylerimiz olduğunu anladık. Hem de bu köyler en azından bize gösterildiği kadarıyla henüz Balkanlardakiler gibi yanmamıştı ve kurtarılabilirdi. Bu sefer yangın başlamadan söndürülebilirdi. Sayın Bakan bu konuda yapıcı bir politika geliştirmiş, Komşularla Sıfır Sorun, Tam İş Birliği amacına yönelik olarak Başbakan ve Cumhurbaşkanı’ndan aldığı destekle yola koyulmuştu ki bölgenin kangren olmuş sorunları karşısına teker teker çıkmaya başladı. Önce Ermenistan’la yapılan protokoller gerek içerde gerekse de dışarıda tam anlaşılmadı ya da anlatılamadı ama daha da önemlisi Amerika ve Fransa merkezli Ermeni Lobisi hep yaptığını yapıp yola taş koydu. Sonra Kıbrıs üzerinde atılan adımlar önce Annan Planı’nın reddi, Kıbrıs Rum Kesimi’nin Avrupa Birliği’ne üye olması derken tam bir çıkmaza girdi. Olaylar böyle akıp giderken Bakanın politikaları en azından yeni Irak, İran, İsrail ve Suriye eksenli Orta Doğu’lu komşularımızda başarılı olmuş, Türkiye kronikleşmiş sorunlarda ara bulucu rolüne kadar soyunmuştu. Bu Çok değil daha birkaç yıl önce herkesten korkmak ya da onları sevmemek için bir bahane bulmaya soyunmuş Türk Hariciyesi için de çok önemli ve başarılı bir geçiş dönemi olmuştu.

Ancak ne yazık ki bu kısmi başarı da sürdürülebilir olmayacaktı. Önce İsrail’in Gazze saldırıları, Mavi Marmara gibi olaylardaki orantısız güç kullanımı, sonra İran üzerinde artan Nükleer baskı, Irak’ta bozulan mezhepler ve milletler arası denge derken elde neredeyse bir tek Suriye kalmıştı. Ama Suriye’yle ilişkiler ortak Bakanlar Kurulu toplayacak seviyeye kadar başarıyla çıkarılmış ve insanlar acaba diğerleriyle de bu derece iyi ilişkilere ulaşılıp, bölgesel lider Türkiye idealine ulaşabilir miyiz diye düşünmeye başlamışlardı. Ama ne yazık ki bu sadece düşünceden ibaret kalacaktı. Orta Doğu’da temeli ekonomik ve sosyal adaletsizliğin uzun süreli varlığının artık katlanılamaz boyuta ulaşması olan Arap Baharı sürecinin önce Tunus sonra Mısır ve Libya’da diktatörleri koltuklarından etmesiyle yayılması ateşin her ülkeye sıçrayacağını göstermişti. Ve ateş bize en yakın olana sıçradı. İşte bugün Suriye’yi yakıp kavuran ateş, o günlerden gelen ateş ve ben sizlere bu ateşin arkasında bilinmeyen ya da basit yaklaşımlarda göremediklerimizi, daha bir hafta önce bulunduğum bölgede Suriyeli mültecilerin yaklaşımlarını, Özgür Suriye Ordusu’nun yapısını ve yarının Suriye’siyle Orta Doğu’su üzerindeki fikirlerimi paylaşacağım bir yazı dizisi hazırlamak istedim. Ve bu yazının devam yazılarıyla beraber burada genel bir resmini vermeye çalıştığım son günlerde bizim için en önemli mesele olarak gördüğüm bu konuyu sizlerle detaylı bir şekilde paylaşacağım…

Bilal ERTUĞRUL

1 Ağustos 2012

17:24

Read Full Post »