Feeds:
Yazılar
Yorumlar

Posts Tagged ‘Rick Perry’

ABD BAŞKANLIK SEÇİMLERİ – 1…

BUGÜN SEÇİM OLSA NE OLUR?

ABD Başkanlık Seçimleri 2012 yılının Kasım ayında yapılacak. Mevcut Başkan Obama Demokrat Parti’den geldi ve şu anda bu partinin doğal adayı konumunda görülüyor. Ancak Cumhuriyetçi Parti’de işler her hafta, her gün hatta her saat değişiyor. İlk olarak Eylül ayında bu konu hakkında iki yazı yazmıştım ve uzunca bir süredir sizlere mevcut durum hakkında yazı yazmak istiyordum. Ancak gerek Avrupa’da yaşanan kriz, gerekse de ülkemizde deprem ve terör olaylarıyla yoğunlaşan gündemden dolayı fırsat bulamadım. Son yaşanan talihsiz Uludere olayına değinmeden önce sizlere bu konuda mevcut durumu anlatmak ve geçenlerde tamamen şans eseri izlediğim bir programda çok ilgimi çeken bir aday hakkında bilgilendirme yapmak için bugün bu yazı dizisini kaleme aldım.

Öncelikle mevcut duruma değinelim. Amerika Birleşik Devletleri’nde Başkanlık, Senato ya da Temsilciler Meclisi seçimleri bize göre çok daha açık bir düzlemde yapılıyor. Neredeyse günlük anketlerle seçmenin nabzı ölçülüyor, olası başkan adaylarının seçilme şansları üzerine finansal piyasalarda opsiyonlu işlemler yapılıyor ve adayların açıklamak zorunda oldukları maddi destekleri günlük olarak halka açıklanıyor. Bende mevcut durum analizimi bu 3 kriter üzerinden yapacağım.

Öncelikle çok tuhafınıza gidecek finansal işlemlerden başlamak istiyorum. ABD’de finansal piyasalar çok gelişmiş durumda ve bu durum başkanlık seçimlerinde de görülüyor. Özel finans kuruluşları tarafından başkanların başkanlık şansı üzerinde işlem yaptıran finansal işlem kağıtları çıkarılıyor. Bu kağıtlar finans piyasalarında el değiştiriyor. Yani bizdeki iddia şans oyununda 6 ay sonra Türkiye ligi şampiyonu kim olacak tarzı oyunlar olduğu gibi ABD’de de bugünden başkanın kim olacağına dair öngörüde bulunuluyor. Bu kağıtların getirisi Başkan adayının şansı ne kadar yüksekse o kadar düşük oluyor. Başkan adayının şansının değişimine göre de kağıdın volatilitesi değişiyor. Yani daha şanslı başkan daha az getiri, hızla yükselen ya da düşen aday ise daha yüksek volatilite getiriyor. Bu kağıtlarla ilgili en kapsamlı bilgiye www.intrade.com sitesinden ulaşabilirsiniz. Peki, şu anda bu sitedeki verilerden ne anlaşılıyor. Açıklayalım…

Öncelikle Başkanlık seçimine dair kağıtların durumuna bakalım. Başkanlık seçiminde Başkan Obama’nın şansı şu an için %52,2. Onu en yakından takip eden Cumhuriyetçi aday Mitt Romney’in şansı %38,6. Bundan sonra Cumhuriyetçi aday Ron Paul %3,0, Newt Gingrich %2,4’le öne çıkıyor. Yine sitede Dışişleri Bakanı Hillary Clinton, Emlak Kralı Donald Trump gibi isimler geliyor. Tabi listede Trump, Clinton ya da Bloomberg gibi isimlerin şansının düşük olması onların mevcut durumda aday olmamasıyla da yakından alakalı. Aynı zamanda her iki büyük partide yapılacak önseçimler ve genel parti adayı belirleme süreci, bağımsız adaylar bu oranları uzun vadede değiştirecektir. Örneğin Romney Cumhuriyetçi aday olduğunda diğer Cumhuriyetçilerin tüm desteği ona kayabilir ve Obama’yı daha fazla zorlayabilir.

İşte bu noktada parti oy oranlarına bakmak da fayda var. Orada da şu anda Demokrat Parti %52,3’le önde gidiyor. Cumhuriyetçi Parti oranı %45,9 bağımsız adaylara tanınan şans ise %2,9. Tabi bu oranlarda partilerin resmi adayları Haziran ayında belli olunca değişim gösterecektir.

Demokratların olası adayları arasında Obama %94,3’le başta giderken onu %5,8 ile Hillary Clinton takip ediyor. Ancak bu sonuçların da gösterdiği gibi Hillary Clinton’ın Başkan Adaylığından çok Başkan Yardımcılığını düşüneceği ve Obama’nın ön seçim olmadan tek aday olarak Demokratlar tarafından aday gösterileceği düşünülüyor. Cumhuriyetçiler de ise durum daha değişken ve önseçimler pek çok şeyi etkileyebilir. Şu anda Mitt Romney %77,5’le önde giderken onu Ron Paul %6,7 Gingrich %6,0 ile takip ediyor. Diğer güçlü adaylar ise Rick Perry, Michele Bachmann ve Rick Santorum olarak görülüyor. Burada Şubat ayından bu yana Romney önde ve Ron Paul neredeyse son bir ayda bu orana ulaştı. Bu tablonun önseçimlerdeki sonuçlar ve mevcut adaylardan bir kısmının çekilmesiyle değişmesi muhtemel, aynı zamanda Donald Trump’ın olası adaylığı da bu sonuçları ciddi bir biçimde etkileyecektir.

İntrade bu verilerin çoğuna Dow Jones vb. borsalarda yapılan işlemlerden alıyor ve mevcut duruma göre Cumhuriyetçi Aday Romney ve Başkan Obama olası bir seçimde karşılaşacak ve başkan Obama bir dönem daha seçilecek. Ancak dediğim gibi daha çok zaman var ve bu köprünün altından çok su akar.

Finansal piyasaların notlandırmasından sonra bakacağım ikinci değişken mevcut adayların topladığı bağışlar. Bu bağışlar çok önemli, çünkü hem halkın Başkan adaylarına verdiği şansı gösteriyor hem de onların bu yardımlarla finanse ettiği kampanyanın ulaşacağı insan sayısı ve gücü etkiliyor. Bu klasmandaki sonuçlara da Washington Post’un internet sitesinden ulaşmak mümkün oluyor. Şu anda her adayın ne kadar para topladığı, bu paranın ülkenin hangi bölgelerinden geldiğine dair grafiksel açıklamalar ve ne kadarının harcandığına kadar pek çok detaylı bilgiye ve önceki seçimlerdeki duruma http://www.washingtonpost.com/wp-srv/special/politics/campaign-finance/ adresinden ulaşılabiliyor. Mevcut durumda Başkan Obama 99,6 Milyon Dolar, Mitt Romney 33 Milyon Dolar, Rick Perry 17 Milyon Dolar, Ron Paul 13 Milyon Dolar, Michele Bachmann 8,4 Milyon Dolar toplamış görülüyor. Buradan da Obama ve Romney seçimi ve Obama galibiyetine ulaşılıyor. Ancak son dönemde Rick Perry’nin hiç para toplayamaması ve Ron Paul’un her gün önemli ölçüde artış sağlaması dikkat çekici değişimler olarak öne çıkıyor.

Anketler ise son olarak bakacağım değişkenlerim olarak kaldı. Neredeyse her gün yapılan anketlerde son dönemde Genel Başkanlık seçimi haricinde Cumhuriyetçilerin Iowa ve New Hampshire’da yapacakları ön seçimlere yönelik anketler göze çarpıyor. Obama Demokratların doğal adayı olduğundan asıl merak edilen onun karşısına gelecek Cumhuriyetçi aday ve bunun için de ön seçimler çok önemli. Buradaki sonuçları da Amerika’nın en güvenilir araştırma şirketlerinden Public Policy’nin http://www.publicpolicypolling.com/main/polls/ adresli internet sitesinden aldım.  Aralık sonu itibariyle ilk ön seçimlerin yapılacağı Iowa’da Ron Paul %24, Mitt Romney %20, Newt Gingrich %13, Michele Bachmann %11, Rick Perry ve Rick Santorum %10 olarak görülüyor. Bu eyalette son dönemde yaptığı atakla öne çıkan Ron Paul Ocak ayındaki seçimi kazanacak gibi dururken Mitt Romney sabit oy oranını sürdürüyor. Rick Perry ve Newt Gingrich ise her geçen gün geriliyor.

İkinci ön seçimin yapılacağı New Hampshire’da Mitt Romney %36, Ron Paul %21, Newt Gingrich %13, Jon Huntsmann %11, Michele Bachmann %7 ve Rick Perry %3 olarak görülüyor. En güçlü Cumhuriyetçi aday Mitt Romney bu eyalette üstünlüğünü sürdürürken Ron Paul son bir ayda bu eyalette de Gingrich ve Perry’nin oylarını çalmış görülüyor. Her iki eyalette de gençler ve Cumhuriyetçi olmayan kesimden desteği her geçen gün artan Ron Paul’un bu artışı Romney’in klasik Cumhuriyetçi kitlesinden de alıp alamayacağı belki de Cumhuriyetçi adayın kim olacağı konusunda en kritik dönemeç olacak.

Genel seçimlerle ilgili yapılan anketlerde ise olası Cumhuriyetçi adayla Obama karşılaştırılıyor ve olası iki adaylı seçimin sonuçlarına ulaşılmaya çalışılıyor. Bu anketlerde 2010 Haziran ayından bu yana Obama ilk kez bir rakibinin gerisine düştü. Aralık anketlerinde Romney Obama’ya karşı olası bir seçimde %47-45 önde görülüyor. Diğer olası Cumhuriyetçi adaylara karşı ise Obama’nın üstünlüğü görülüyor. Obama Paul’e %46-41, Gingrich’e 49-44, Bachmann’a %50-41, Perry’e %50-40 üstünlük kurmuş görülüyor. Bu sonuçlarda olası bir Romney adaylığında onun neredeyse tüm Cumhuriyetçilerin oylarını alması, Obama’nın ise henüz %15 civarında bir Demokrat kitleyi tarafına çekememiş olması etkili olmuş gibi görülüyor. Aynı zamanda tüm anketler olası bir 3. Adayın -Trump, Paul ya da Bloomberg- Obama’nın 2. kez Başkanlık şansını zirveye taşıyacağını gösteriyor.

3 ana kriter üzerine 31 Aralık 2011 tarihi itibariyle yaptığım araştırma bugün için olası bir Obama – Romney seçiminin neredeyse garanti görüldüğünü gösteriyor. Başkan Obama halen en güçlü aday ve olası 3. Adaylar ya da Romney dışı bir Cumhuriyetçiye karşı hiç de zorlanacakmış gibi görülmüyor.

Not: Bu yazıda ABD Başkanlık Seçimleri üzerine mevcut durumu analiz ettim. Devam yazımda Cumhuriyetçilerin güçlü adayı Mitt Romney ve son aylarda hızla yükselen, yarışın en renkli siması 76 yaşındaki dede Ron Paul’e değineceğim…

Bilal ERTUĞRUL

30 Aralık 2011

21:16

Reklamlar

Read Full Post »

Asıl adı James Richard Perry olan ancak 2012 yılı içerisinde Rick Perry olarak sık sık duyacağınız, 3 dönemlik Teksas valisi 6 Kasım 2012 tarihinde yapılacak 57. ABD Başkanlık seçimlerinde mevcut başkan Barrack Obama’nın en büyük rakibi olarak ortaya çıkmış bulunuyor. 4 Mart 1950’de ABD’nin Teksas eyaletinde kırsal kesimde çiftçi bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gözlerini açan Perry eğitim hayatının tamamını Teksas’da geçirdi. Tarım ve hayvancılık üzerine eğitim alan Perry üniversite sonrası Air Force çatısı altında pilotluk eğitimi aldı. ABD ordusu içinde pilot olarak görev alan Perry daha sonra babasının çiftlik işlerini sürdürmek amacıyla Teksas’da ki çiftliklerine döndü.
Siyasi kariyerine Demokrat Parti çatısı altında giren hatta 1988 yılında yapılan seçimlerde Demokrat Aday Al Gore’un kampanyasında Baba Bush’a karşı çalışan Perry o dönemde kendisini Teksas Demokrat’ı olarak tanımlıyordu. Perry bugün de bu geçmişini reddetmemekle birlikte Teksas Demokrat söylemini halen kullanmaktadır. Teksas Demokrat genelde liberal değerlere sahip demokrat parti içinde moral değerlerini de ön plana çıkartan kitleler tarafından kullanılan bir ünvandır. Peki nasıl oluyorda 20 yıl önce Demokrat Parti çatısı altında bulunan birisi bugün ezeli rakiplerinin en büyük başkan adayı olarak ön plana çıkmıştır. İşte bu dönüşüm 1989 yılında meydana geliyor ve Cumhuriyetçi Parti’den teklif alan Perry kendi değimiyle kendisini bulduğu partiye geçiyor. Perry Cumhuriyetçi Parti içinde tutturduğu sert söylem, karizmatik kişiliği ve partinin değerleriyle uyuşan kırsal değerleri yaşamına adapte etmesiyle bir anda öne çımıştır. Oğul Bush’un Teksas Valiliği dönemde hızla ilerleyen Perry 1998 yılında Bush’un da desteğiyle Vali yardımcılığına kadar yükselmiştir. Bilmeyenler için burada bir ek bilgi aktaralım; ABD’de vali bir eyaletin en üst düzey yetkilisidir ve bizdeki gibi atanarak değil seçilerek göreve gelir. Bu da valilerin de Demokrat ya da Cumhuriyetçi olmaları zorunluluğunu getirir. Valiler bulundukları eyaletin iç işlerinde merkezi hükümetin üzerinde yer alır ve bazen ellerindeki yetkiler tartışmaya açılır. 2000 yılında Bush’un ABD başkanı olmasıyla boşalan valilik koltuğuna oturan Rick Perry 2002, 2006 ve 2010 yıllarında yapılan seçimlerde yeniden seçilmiş ve Valilik görevini 11 yıldır sürdürmektedir.
Peki Perry’nin başkan adaylığında onu öne çıkaran faktörler ve başkanlık yarışında galip çıkması için olası stratejileri ne olabilir? Öncelikle Perry’nin öne çıkmasının temel sebebi konjonktür ve Obama imajına rakip yaratma isteği olarak görülmekte. Cumhuriyetçiler Bush’tan sonra uzunca bir süre daha zengin, kültürlü ve Teksas dışı adaylara yönelme eğilimindeydiler. Ancak Obama’nın bir rock yıldızı gibi popüler kültür figürü haline gelmesi onun karşısına çıkarılacak adayın daha lokal değerleri savunan dahası geçmişiyle de bunu teyit eden bir kişi olmasını gerektirdi. Örneğin Obama’ya 4 yıldır en ciddi muhalefeti yapan, ona karşı her türlü hareketi destekleyen emlak kralı Donald Trump’ın aday olma isteği sırf bu istek yüzünden Cumhuriyetçilerden destek almadı. Durumu çok net okuyan Trump seçimde Perry’i destekleme kararı aldı ve bu desteğin özellikle finansman kanalında Perry’i çok rahatlatacağı aşikar. Obama karşıtı adayda olması gereken sert söylemde Rick Perry’de fazlasıyla mevcut. Perry kampanyasını Obama ve zombilerini temizleyelim sloganı üzerine kurarken özellikle geleneksel cumhuriyetçi politika alanlarında geliştirdiği sert söylem bazen Bush’u bile aratacak düzeylere geliyor. Perry’nin Teksaslı olması da onu öne çıkaran bir neden. Bush sonrası dezavantaj gibi algılansa da 25 milyon nufusuyla ABD’nin en büyük 2. eyaleti olan Teksas Cumhuriyetçilerin ve Çay Partisinin geri dönülmesini istediği White Anglo-Saxon Protestant (WASP) kimliğinin ülkedeki en önemli simgelerinden birisi. Ayrıca ABD’nin en önemli ekonomik merkezlerinden olan Teksas’da yaptığı çalışmalar dünyanın ekonomik krize doğru sürüklendiği şu dönemde özellikle Obama’ya karşı Perry’nin elini güçlendirecektir. Bu bağlamda 4 yıl önce ciddi dezavantaj olan Teksas kimliği bugün Rick Perry için önemli bir destek noktası.
Perry’nin kampanyasında öne çıkan noktalara değinecek olursak orada da bazı ilginç tespitlerde bulunuyoruz. Sürekli Obama’nın ABD’nin temel değerlerini yok ettiğini savunan Perry öncelikle bu değerleri geri getireceğini iddia ediyor. Bu bağlamda eşcinselliğin suç olarak tanımlanması, sosyal güvenlik ve sağlık reformuyla Obama’nın verdiği hakları geri almak, özellikle gençlerin ehlileştirilmesi ve Hıristiyanlığı iyi yaşaması için gerekirse zorunlu katılımlarının sağlanacağı merkezlerin kurulması önemli projelerinden. Obama’yı sosyalist olarak tanımlayan, kampanyası boyunca ABD Merkez Bankası ve başkanını bitirmekten bahseden Rick Perry’e özellikle ekonomi alanında bu rahatı veren ise valiliği döneminde Teksas eyaletinin gösterdiği başarılı ekonomik performans. 2008 krizi sonrası toparlanma döneminde en hızlı büyüyen eyalet ekonomisi olan Teksas’ın piyasalarda ki kötüleşmeyle baş edip edemeyeceği ise gelecek yılki seçimlerde Perry’nin şansını ciddi oranda arttırıp azaltabilecek değişkenlerden birisi. Aynı zamanda ekonomik bozulma durumunda Obama karşıtı bir demokrat adayın da demokratların içinden çıkması Perry’i Obama’yla başkanlık seçimine daha avantajlı sokabilir. Perry’nin Teksas’da ki sloganı düşük vergi, küçük devlet ve güçlü ekonomi olarak öne çıkıyor. Ancak Demokratlar Perry döneminde eyalet kamu borcunun ve harcamasının 2 katına çıkmasının Perry’nin söyledikleri ile yaptıklarının çeliştiğini ispat ettiğini belirtip ona buradan yükleniyorlar.Perry’nin en ağır eleştiri aldığı konulardan birisi de küresel ısınma. Küresel ısınmayı bilim adamlarının bir yalanı olarak eleştiren Perry’nin eyaletinin ABD’nin en fazla kirlilik üreten ama buna karşın en az önlem alan eyaleti olması özellikle çevre duyarlılığı gelişmiş bölgelerde Perry’nin açıklamakta zorlanacağı bir gerçek olarak ortada duruyor.
Perry kariyeri boyunca ABD’nin en şanslı siyasilerinden birisi olarak tanımlanmıştır. Aynı zamanda küçükken çiftliklerinde edindiği değer ve alışkanlıkların da modern yaşamda elini kolaylaştırdığı biliniyor. Teksas’da en uzun süre görev yapan vali olan Perry, kendisini koyu hıristiyan olarak tanımlıyor ve aile, komşuluk, çalışkanlıi kilise kelimelerini hayatının en değerli kelimeleri olarak sıralıyor. Demokrat kökenli bir aileden gelmesinin aile bağları ve geleneğe çok önem veren cumhuriyetçiler de kendisi için sıkıntı yaratabileceğini bilen Perry bazen sırf bu sebeple söylemini aşırı sertleştiriyor ve bu anlarda Bush’u hatırlatıyor. Kriz süresince Teksas’da tanrının ABD’yi kurtarması için rahip görevlendiren Perry, Obama’nın sosyal güvenlik reformu sonrası Teksas’ın tek başına bağımsızlığından bahsederek 150 yıl önceki iç savaş günlerini hatırlatacak kadar ileri gidebiliyor. Küresel politikalarda daha ssert bir tutum takınacağını söyleyen Perry’nin de bu alanda klasik Amerikan politikasını uygulayacağı tahmin ediliyor. Özellikle ABD’deki Yahudi lobisinin desteğini almak için son dönemde İsrail’e verdiği desteği arttıran Perry’nin bu kapsamda Arap dünyası ve Türkiye’yi hedef alan sözlerinde yükselecek ton olası başkanlık döneminde Türkiye – ABD ilişkilerinin gelişimi konusunda kaygı verici beklentiler oluşturmakta.
Sonuç olarak Teksas kırsalından çıkan çocuğun ne kadar özünü koruyacağı ne kadar danışman hamleleriyle şova yönelik sertliğe kaçacağı ve bunun halktan alacağı karşılık onun başkanlık şansını belirleyecektir. Ancak an itibariyle Obama’nın gerisinde olduğunu belirtmekte de fayda vardır.

Bilal ERTUĞRUL

26.09.2011

12:59

Read Full Post »