Feeds:
Yazılar
Yorumlar

Posts Tagged ‘Sen’

SENDEN SONRA…

SENDEN SONRA…

Senden sonra yaşamadım ki ben.

Hiç kimseyi sevmedim sevemedim dememe gerek yok zaten.

Bir Eylül sabahında,

Ömrümün baharında tanıdığım senden sonra

Hiç bahar görmedim ki ben.

Ne anlamı vardı sensiz güneşe baş kaldıran kardelenlerin

Ne açtığını ne de solduğunu anlamadıktan sonra…

Geçenlerde takvim yapraklarını karıştırdım da

Senle başlayan zamanlara daldım yine

Senden sonra yaşanmamış yılları andım

Sahi o kadar oldu mu dedim kendi kendime,

Acıdan başka izahı olmayan bir imkansız aşka dönüştün mü?

Halbuki sensizlik hazan yellerinde kaybolmalıydı

En azından öyle söylenmişti antik masallarda.

Ama inan ki senden sonra

Bir yerlerden esen ne estiği ne de gittiği yer bilinmeyen

O rüzgarlara hiç rastlamadım.

Bilmiyorum rastlamışsam da adın andım olsun anlamadım

Bir nevi Fuzuli oldum

Sana sene geçmeyen her anı adadım

Ama bir an bile sana gelemedim

Çok uzaklarda olmasan da

Senden sonra hep bir yanım eksik oldum

Hep kendimi kandırdım

O kömür karası gözleri başka gözlerde bulurum sandım

Sana benzemeyen her şeyde seni aradım

Yani anlayacağın senden sonra

Geriye ne kadar hüzünlü beste kalmışsa

Onları sen tamamla

Dedim ya ben senden sonra…

Bilal ERTUĞRUL

29 Nisan 2012

21:38

Read Full Post »

UZAKTA KALANLARA…

UZAKTA KALANLARA…

Sarı hasretler birikmiş bozkırda

Uzun zaman önce giden atlıların ardında

Ve dağ başlarında kardelenler açmış

Her kardelen bir isyan şarkısında

Kopup gidenlere, geri dönmeyenlere isyanlarda

Memleket kokusu buram buram gezer bu yaylalarda

Hiç dönmeyen yolcular dün gibi hatırada

Sanki henüz geçmişler bu yaban bozkırlardan

Kana kana içmişler şu pınarın suyundan

Sahi onlar nerdeler neden geri dönmezler

Yoksa bir yaban eli mi vatan deyip sevdiler

Ne kadar giderlerse gitsinler bu yollardan

Geri dönülmez akşam ayrılmaz ufklarından

Memleket kokan akşamlarda yaşlanacaklar

Her gece bir yıldızdan bu yeri soracaklar

Arada durup durup mehtaba bakacaklar

Ölmeden önce bir gün deyip dayanacaklar

Bilmezler giden gitmiş bu yerler bunu bilir

Bilmese bu hasretler nasıl bin yıl çekilir…

Bilal ERTUĞRUL

22 Nisan 2012

22:43

Read Full Post »

AYNI YAĞMURDA…

AYNI YAĞMURDA…

Aynı yağmurda ıslandık işte

Sen başka bir diyarda bulunsan da!

Şimdi güneşi bekleyeceğiz,

Birimiz daha fazla ısınacak olsa da

Bak yüreğine duy be sesimi

Bak gökyüzüne al nefesimi

Ben başka bir diyar peşinde giderken

Asla unutmadım

Unutamadım seni

Bak şimdi senin için ıslanıyorum

Sen diye yağmurlara aldanıyorum

Bilsem de benden çok uzaktasın

Yağmurlarda sana yaklaşıyorum

Aynı mehtap sadece ışıksız

Yıldızlar bugün biraz katıksız

Sen belki daha şanslısındır

En azından bir kaçından haberdarsındır

Şimdi giderim yol beni bekler

Aklımda sen diye o loş geceler

Hepsi uzakta; kalsın öyle de

Aynı yağmurda ıslandık işte…

Bilal ERTUĞRUL

18 Nisan 2012

23:22

Read Full Post »

HÜKÜMSÜZSÜN…

Kaybedilmiş yarınların sebebisin,

Doğmamış güneşlerin katili.

Hiç açmayacak çiçeklerin,

Akmayacak nehirlerin…

Yok, ettiklerinle yok olacaksın.

Bir daha başka kimseye bakmayacak gözlerin

Ve adına haykırılmış şarkıları

Uzaklardan gelen bir tını zannedecek ruhun…

Kırlarda açmış bir çiçeğin kokusuna hasret

Yaşamaya çalışacaksın…

Yavaş yavaş yok olacaksın

Tıpkı zamanında yok ettiğin onca can gibi.

Bazen alıp başını gitmek isteyeceksin,

Yapamayacaksın!

Çünkü çok önceden henüz kimse bilmeden

Bir hata yapmışsın, sevmişsin

Kendinden vazgeçmişsin,

O gün bugündür hükümsüzsün.

Bilal ERTUĞRUL

16 Mart 2012

21:26

Read Full Post »

ANLAYABİLİYOR MUSUN…

Beni sadece kendimi sevmekle atfediyorsun;

Kusura bakma sevgilim yine yanılıyorsun.

Doğru kimseyi sevemediğim,

Ama kendimi sevecek bir kalbim olduğunu da nereden çıkarıyorsun!

Kalbimi çok önceleri çıkardım ben…

Yağmurlu bir günde,

bir kasım sabahıydı

hani güneşin hiç doğmayacağını sandığın

ama bir şekilde havanın aydınlandığı

ve senin bunu asla anlamadığın sabahlardan birisi

Yorgundum, yalnız ve çaresiz

Uzaklarda kalan dostlar her şeyden habersiz…

Bir tek sendin o günlerde uyanmama sebep

Ve yine sendin yokluğuma hasret

Nefretler bulamıştın yüzüne

Her zaman ki gibi…

Anlamadığım lisanlarla yükleniyordun bana

Kullanımdan kalkmış sözcükleri buluyordun

Ama aslında ben seni dinlemiyordum

İşte sevgilim o saatlerde ben kalbimi söküyordum

Bir daha kimseyi sevmesin diye

Oysa güzel günleri de hatırlıyordum her bağırışında

Ansızın vazgeçer gibi oluyordum

Ama sonra bir anda güzel yüzünü görüyordum

Ateşten daha çok yakan gözlerini

Bir zamanlar kendimden geçtiğim gözlerini

Ve belki de seni o kadar güzel görmeme sebep olan o mavi gözleri

Çok sonra anlayacaktım

aslında hiçbir zaman o kadar da güzel olmamıştın

uzaklara, sana yakılan türkülere hiç yakışmamıştın

İşte o andan bu yana kalbim yok benim

Kalbim yokken kendimi bile sevemem ben

Şimdi beni anlayabiliyor musun…

Bilal ERTUĞRUL

13 Nisan 2012

21:45

Read Full Post »

SEN OLMADAN DA…

Bir akşamüstü, soğuk ve mavi;

Dalgalar ve martılar sevişiyordu.

Gökyüzü kızıl, ağlıyor gibi

Güneş şehri terk etmiş, kayboluyordu…

Birazdan gelir, akşamcılar

Zaten deniz de onları bekliyordu

Yak bir cigara, çek bir kadeh

Kalbim en çok bu vakitler tekliyordu.

Hafif muhabbet yolun bulunca

Hüzünlü şarkılar çalınıyordu

O an anlardım, sen yoktun artık

Çünkü deniz bile ağlamaya utanıyordu…

Hatırlar mısın seni görünce

Dalgalar gözyaşları olup akıyordu

Ama sen yokken hep uzaktılar

Sanki sahil onları korkutuyordu

Ansızın rakı demin çekince

Bir bedbaht masadan ayrılıyordu

Dostlar erkenci, biraz kaygılı

Hepsi için bir çift göz bekliyordu

En son masada ben kalıyordum

Hafif çakırkeyf hafif de yorgun

Alıp başımı gidem diyordum

Deniz dur bekle, döner diyordu

Ama uyku bu ya hep gafil avlardı

Böyle çok gece geçti ardından

Sahi sen olmadan da yaşanıyordu…

Bilal ERTUĞRUL

29 Mart 2012

23:39

Read Full Post »

BU YAZI SANA SADECE SANA YAZILMIŞTIR…

Sen ve ben uzakla yakın kadar zıt, siyahla beyaz kadar uyumsuz, geceyle gündüz kadar uzlaşmaz yani kısaca sen ve ben gibi bir şeyiz. Doğrularımızla, yanlışlarımızla, başkalarına ne anlatırsak anlatalım hep birbirimize sakladıklarımızla sadece sen ve beniz. Bazen uzaklarda çok uzaklarda kaldığımızı, birbirimizi unuttuğumuzu hissedip, tüm inatçılığımızla en ufak bir haber vermeden bir diğerimizin bizi aramasını beklemelerimizde bile işte o inattan ve meraktan kudurduğumuz anlarda bile sadece ve sadece sen ve beniz.

Zaten anlamsız kavgalara tutuşmak için sevmedik mi birimizi. Tanımadığımız ama hep tanımaya çalışmaya söz verdiğimiz bir duyguyu yaşatmaya çalışmadık mı? Sadece bir kez sarıldık ve aşklarımızı uzaktan yaşamanın dayanılmaz hafifliğinde kaldık. Bazen vazgeçmek istedik birbirimizden anlaşamıyorduk, ya da aslında anlatamıyorduk. Hep bir yerlerde biraz eksik biraz yarım duygularda yaşadık. Oysa biz dert ortağı olacaktık. Uzak yerlerden gelen yolcular hiç karışmayacaktı aşkımıza. Ne kadar uzaklaştığımızı anlamaya çalışacak kadar uzaklaşmayacaktık. Kendimize bir kıyı kenti bulacaktık hani şu limanı olanlardan. Ve bazen onun limanında buluşacaktık. Bildiğimiz bir şehrin bildiğimiz bir limanında. Dalgalara anlatacaktık birbirimize anlatamadıklarımızı ve dalgalarda diğerine anlatacaktı. Sonra yine ve dalgalar için, kışa denk gelirse de dalgaların o azgınlığına rağmen buluşacaktık. Hani şu uzun suskunluklardan sonra bazen hiçbir şey konuşmadan bitirilen buluşmalarımızdan bahsediyorum. Ve sonra yine ayrılacaktık. Yine ve yeni yolculuklara dalarak ama bizi bekleyen birisi olduğunu hiç unutmayarak yine dalgalarla ayrılacaktık.

Günü geldiğinde sıkılmaya başlayacaktık bu uzun yolculuklardan. Seni uzaktan sevmek sesini başka seslerde, kokunu başka kokularda, yüzünü ayın hilalinde aramak güzel olacaktı ama hep bir eksik kalacaktı. Dalgalar hep yokluğunu anlatacaktı. Belki hiç olmayacaktın ama onlar ısrarla anlatacaktı. Sen bir yerlerde benim sana benzettiklerimden çok uzaklarda nice yanlışlar yapacaktın, ne aya benzeyecektin ne coşkun akan pınarlara ne de kutuplarda güneş göründüğü zaman doğan o şahane manzaraya. Sen de hayaller kuracaktın. Ya da kurmaya çalışacaktın. Sen kavuşmayı kutsayacaktın vakti gelince, bir gün bir yerlerde ama olabildiğince kısa bir süre sonra olması umuduyla. Hâlbuki ben onu da yapamayacaktım en azından gücüm yetene kadar senden kaçacaktım. Sen beni bana rağmen yaşarken ben sensizliği sana rağmen yaşamaya çalışacaktım. İşte yine bir tezatta buluşacaktık. Ama biliyorum o da olmayacaktı.

Sonra gün gelip yaşlanınca sen beni aramaktan ben seni sensiz yaşamaktan yorulacaktık ve sana dönecektim. Seni hiç gitmemişim gibi bulmak isteyecektim ama zaman yine hükmünü sürecek ve sen artık o bırakıp gittiğim sen olmayacaktın. Zincirleri kıracaktık, ben zincirleri kırarken seni uzaktan seyrederken göremediğim hep hayallerimle yaşatmaya çalışacağım gözlerin yüzünden vazgeçecektim. O gözleri artık o kadar da uzaktan görmeye çalışmaya katlanamayacaktım, yine dalgalarla gelecektim sana ve gözlerinin içine bakıp okyanuslara dalmaktan sende yok olmaktan söz edecektim. Sen belki bir şans daha verecektin ama bir daha asla o limanda bırakıp gittiğim 20’li yaşlarından birkaç yıl almış, güzelliğinin zirvesini yaşayan, gözlerinden düşen yaşlarla tüm dalgaları peşimden yollayan kız olmayacaktın. Zaten bir daha asla o kadar ağlamayacaktın. Ben dalgaları hep sen anacaktım ve koyunlarına atladığımda beni sana getirmek için her şeyi yapacaklardı. Ama dedim ya sen artık eski sen değildin ve beni hiç affetmemiştin. Tüm kaçışlarım, cesaretsizliklerim, söyleyemediğim ya da yalanlar içerisinde saklayarak söyleyebildiğim kayıplarım, özlemlerim adına bir şans daha isteyecektim ama bunu hiç hak etmemiştim. Bir kez daha yanıltacaktın beni. Bir kez daha dalgalar kadar geniş koynuna alacaktın ama artık çok yaşlanmıştın. Ölecektin ve bir kez daha asaletinle saklayacaktın öleceğini. Ama bu sefer senin erken gidişine daha doğrusu bu senin beni ilk terk edişine alışamayacaktım. Dalgalara kızacaktım sen gidince nasılsa seni bana hep onlar getirmişti ve ne yazık ki beni sana zamanında döndürememişlerdi. Ve sen gittikten sonra senle yaşayamadığım o buluşmaların anısına her gün o başka bir limanda seni anacaktım. Bu sefer ben ağlayacaktım ve belki de sen hiç duymayacaktın.

İşte böyle bir aşk olacak bizimki. Böyle bir yok oluş hikayesi. Bir yanda deli gibi seven biri diğer yanda dümeni olmayan bir gemi. Birimiz dalgalara ev sahibi diğeri dalgaların kölesi. Bu yüzden artık sevme beni. Ne ben yıllar sonra vicdan azabında boğulayım ne de sen mutsuzluk üzerine bir hayal denizine dal. İşte bunları söylemek için bu yazı sana yazılmıştır. Bırakıp gitmeye cesareti olmayan ama hep bir yerlerde esir kaldığım bir aşk bırakmak istemiyorum ardımdan. Bugün seni daha çok seviyorum ama seni o kadar seviyorum ki sana beni artık sevme diyorum. İşte bu yüzden Bu yazı sana yazılmıştır. Bu yazı birkaç gram kalbe bile adam gibi bakmasını bilmeyen birinin başka bir kalbi taşıma cesaretsizliğini anlatması için sadece ve sadece SANA Yazılmıştır…

Bilal ERTUĞRUL

30 Kasım 2011

16:00

Read Full Post »

« Newer Posts