Feeds:
Yazılar
Yorumlar

Posts Tagged ‘Yeni Anayasa Nedir’

HERKES İÇİN YENİ ANAYASA…

HERKES İÇİN YENİ ANAYASA…

2011’in son günlerini yaşıyoruz. Herkes geçtiğimiz yılın muhasebesini çıkartırken aynı zamanda yeni yıldan beklentilerinden bahsediyor. Benim yeni yıldan beklentim benim, senin, bizim hepimizin bir şekilde kendisinden bir parça bulacağı yeni bir anayasamızın olmasıdır. Yazımın başlığında herkes için yeni anayasa dememin sebebi istisnasız her kesimin buna ihtiyaç duyması ve bu yeni anayasanın Türkiye’nin önünü daha net görmesini sağlayacak olmasıdır. Nasıl mı? Açıklayalım…

Öncelikle iktidardan başlayalım. Benim iktidar tanımım her zaman sosyal ve siyasal iktidar olarak ikiye ayrılır. Siyasal iktidarda Ak Parti 10. Yılına giriyor, sosyal iktidarda ise her ne kadar son dönemde belli ayrışmalar gösterse de muhafazakârlar görülüyor.

Muhafazakâr kesim Osmanlı’nın son döneminden itibaren ciddi sıkıntılar çekmiştir. Yeni cumhuriyet kurulurken özellikle Fransa’dan ithal kıta laikliğiyle bir türlü uzlaşamamış ve uzunca bir süre kendi değerlerini koruma kaygısı duymuştur. Menderes ve Demirel dönemlerinde iktidarda yer alan grubun bir parçası olan muhafazakâr kesim, Anap ve Ak Parti döneminde ise iktidara doğrudan sahip olmuştur. Ak Parti döneminde kültürel, ekonomik bir genişlemeyle beraber muhafazakâr kesimde de belli sıkıntılar son dönemde baş göstermiştir. Öncelikle ele geçen gücün hazmı ve paylaşımı, temel değerlerin kuşaklar üzerinden aktarımı son dönemde bu kesimde hissedilen sıkıntılardandır. Özellikle içinde bulunduğum gençlik üzerine yaptığım analizde muhafazakâr gençlerin temel değerler üzerine yaklaşımlarında belli bir iktidar olmaktan doğan zafiyet görüyorum. Sırf bu sebepten bile Muhafazakârlar olası bir şekilde iktidar ellerinden gittiğinde karşılaşabilecekleri zorluklara karşı yeni bir anayasaya ihtiyaç duymaktadır. Türban, İmam-Hatip, Din ve Vicdan Özgürlüğü, Vakıf malları üzerinde son dönemde yapılan düzenlemeler gerek ana unsur olan Müslüman kesim, gerekse de azınlık cemaatlerinde yer alan muhafazakârlar açısından yeterli değildir. Bu kapsamlı değişimin anayasal boyuta taşınması ve muhafazakârların değerleri üzerinde gelecek kaygısı taşımaması için tek yol yeni anayasadır ve Muhafazakârlar buna kayıtsız destek vermelidir.

Siyasal iktidara gelindiğinde ise oy ve gelecek kaygısı yeni anayasayı zorunlu kılmaktadır. İktidarda olan Ak Parti 10 yıllık iktidarında yıpranmamış olarak görünse de yeni bir anayasa yapmaması onun gelecek iktidarını zora sokacaktır. Neden mi? Çünkü Türkiye nüfusunun önemli bir kesimi gençlerden oluşuyor ve bu gençler daha öncede belirttiğim gibi sembolizmin doruklarında yaşıyor. İçinde bulunduğum gençliğe baktığımda siyasi iktidarın popülerliliğini koruması ya da oy oranını arttırması için yeni anayasa temel ihtiyaç olarak görülüyor. İnsanlar pek çok ihtiyaçlarını yeni anayasa üzerinde sembolleştiriyor ve kanımca genelde sahip olduğu oy oranına bu genç grupta henüz sahip olmayan iktidar eğer yeni anayasayı yapmazsa Ak Parti yöneticilerinin Türkiye’nin 100. Yılında başta olma hayali gerçeğe dönüşmez. Ak Parti Başbakan sonrası ayakta kalmak ve Türkiye’yi ulaştırmak istediği hedeflere götürmek için gençlere ihtiyaç duymaktadır ve bu gençler yeni anayasa olmadan kazanılamayacaktır. Sırf bu bile iktidarın yeni anayasayı yapmasını ve bu anayasaya kayıtsız şartsız destek vermesini gerektirmektedir. Ayrıca Genel Başkan’ı yani Başbakan Recep Tayyip Erdoğan başta olmak üzere özellikle Milli Görüş’ten gelen yöneticileri ve tabanı düşünüldüğünde 12 Eylül Anayasasından en çok zarar gören kesimlerden olan Ak Parti için bu anayasayı kaldırıp yerine modern Türkiye’ye uygun anayasa yapmak özüne karşı bir sorumluluk ve ödevdir.

Sosyal ve siyasal muhalefet grupları açısından da yeni anayasa Türkiye için vazgeçilmez öncelik alanı olmalıdır. İsterseniz bu sefer siyasi muhalif kesimlerden başlayalım. Ana muhalefet CHP, yavru muhalefet olarak adlandırılan BDP ve MHP’nin her 3’nün de bugün seçilmiş vekilleri mevcut anayasa sebebiyle cezaevinde bulunmakta ve her 3 parti de her gün bundan yakınmaktadır. Ayrıca mevcut siyasi partiler yasası ve seçim kanunları 3 partinin de seçim bildirgesinde değiştirme sözü verdiği yasalardandır. Muhalefet partileri hem kendilerini ilgilendiren yukarıdaki sebepler hem de ülke içi siyasetin yapılma ortamının değişmesi, adalet ve güçler ayrılığı ilkelerinin yaygınlaşması sebebiyle yeni anayasaya muhtaçtırlar ve kayıtsız şartsız en azından anayasa yapma sürecine katılmalı ve katkı yapmalıdırlar.

Sosyal muhalefeti ise temelde liberaller ve Beyaz Türkler olarak da adlandırılan bana kalırsa Jön Türkler’in Osmanlı’da başlattığı değişimi tarihi süreç içerisinde sahiplenen, Cumhuriyet’e bağlılık ve onun değerlerini içselleştirme konusunda toplumun diğer kesimlerinin önünde yer alan gruptur. Beyaz Türkler ya da Jön Türkler olarak adlandırılacak sosyal gruplar ülkeyi 1849 – 2000 arasında belli kısa süreli aralıklar dışında kesintisiz yönetmiştir. Kendi yönetimleri zamanında zorlarına gitmeyen, muhalif gruplar üzerinde kullanmaktan çekinmedikleri baskıcı, adaletle uzaktan yakından ilgisi olmayan anti-demokratik yöntemler son 10 yıl içerisinde kendilerine karşı kullanıldığında adalet ve demokrasinin bir gün herkese lazım olacağı gerçeğiyle acı bir biçimde yüzleşmişlerdir. Şimdi yapılması gereken yarını ve bugünlerin öcünü almayı düşlemek olmamalıdır. Aksine bu kesim sivil anayasa sürecine geniş deneyimiyle katkıda bulunmaya çalışmalı, bir daha ne ezen ne de ezilen olmaması sadece adil düzen olması için anayasal süreci desteklemelidir.

Liberaller dünyanın hemen hemen her ülkesinde toplumsal ve siyasal iktidar değişim süreçlerinde muhafazakâr kesimlerle işbirliği yapar ve hemen hemen hepsinde daha sonra arkadan vurulmuş ya da kullanılmış hissine kapılırlar. Türkiye’de de 2006 yılına kadar iyi giden ilişkiler özellikle son dönemde gerilmiş ve muhafazakar kesime karşı en sert sözler liberallerden gelmeye başlamıştır. Sırf bu örnek bile liberallere daha geçiş dönemlerinde her iyi ve geçici işi desteklememeleri, temeli anayasal düzene oturtulmamış hak ve özgürlük açılımlarının asla kabul edilmemesi gerektiğini göstermiştir. Liberaller ancak anayasal güvencede hak ve özgürlüklerin olduğu bir ülke hayal edebilir ve bunun için de yeni anayasa şarttır.

Ülkemizde yaşanan belli insan hakları ihlalleri, kamuda görülen ve hayatın pek çok alanına damga vurmuş yolsuzluk ve yoksulluk çarkları, başta Kürt ve Alevi sorunları olmak üzere temeli hak ve özgürlük kısırlığında aranması gereken kitlesel sorunlar bizi yeni bir anayasa yapmaya mecbur bırakmaktadır. Artık 12 Eylül kafasıyla yapılmış dikta anayasaları iktidar – muhalefet hiç kimseye kazandırmayacak uzun vadede Türkiye’ye kaybettirecektir. Sırf bu yüzden o uzun vadenin bir parçası olarak 2012’den beklentim: Herkes için yeni bir anayasa…

Bilal ERTUĞRUL

29 Aralık 2011

17:38

Reklamlar

Read Full Post »